Selin

Selin
@prettypenumbra
“Dünyayı yöneten, kalem, mürekkep ve kağıttır.” - Jonathan Swift • Psychology 1/4
Bir Otobiyografik Eser: Bir Kadın
7/10
·64 syf.··
2024 12. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2024 02:46
Merhaba! Bir Kadın Annie Ernaux tarafından kaleme alınmış ve kendi annesinin hayatına değinen bir kitap. Yazardan okuduğum ilk eser. Aslında hem yazarın geçmişine öğrenerek asıl eserlerini daha iyi anlamayı sağlamak hem de diğer yazıları hakkında az çok fikre sahip olmak açısından yazar ile tanışma kitabı olarak doğru bir eser seçtiğimi düşünüyorum. Yazarın diline değinmem gerekirse, öncelikle çok yalın bir dili olduğunu söylemem gerek. Ama bu kitabın duygusuz olduğu anlamına gelmiyor, aksine kitabın son sayfasını çevirdiğinizde yoğun duygular yaşıyorsunuz. Bu açıdan çok sevdiğim bir yazar oldu. Ne tarz bir eser okursanız okuyun araya katınca hem dil açısından dinlendiren hem de sizi okuduğunuz için mutlu edecek bir kitap. Konusunda değinmeden önce söylemem gereken şey bu kitabın bir roman olmadığı. Zaten yazar da bunu son sayfalarda kendi söylemesine rağmen kapaktaki roman yazısına aldanıp o şekilde bir beklentiye girmeyin. Ben o beklentiyle okumuş olsam da sevdim, evet, ama gerçekte biyografik/otobiyografik bir eser olduğunu bilsem alır mıydım, bilemiyorum. Neyse, konumuza geri dönelim. Eser, annesinin ölümü ile başlıyor ve sonrasında ise kendini hep geliştirmeye çalışan, hırslı bir kadının hayatını okuyoruz. Bu noktada beni etkileyen şey yazar ve annesinin arasının yazarın ergenlik döneminden sonra açılmasına rağmen sonrasında ölümüne ağır denecek bir eser yazabilmiş olması. Bu kısım her genç kadının aslında ders çıkarabileceği bir bölüm. Hepimiz ergenlikte ailemizle çatışıyoruz, bunlar ve kuşak farkından dolayı hepimizin arası açılıyor fakat yine de ölümüne üzülecek kadar içten içe seviyor olamaz mıyız? İşte ben bu tarz soruların cevaplarını kendimiz verebilmemiz için her genç kadının okuması gereken bir eser olduğunu düşünüyorum. Eser genel olarak sevdiğim
Edebiyat & Roman
Bir KadınAnnie Ernaux · Can Yayınları · 20233,856 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Abartılan Bir Serinin İlk Kitabı
2/10
·332 syf.··
2024 11. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2024 23:53
Sosyal medyada herkesin öve öve bitiremediği bir serinin ilk kitabı ile daha geldim. Ama maalesef ki bu serinin de gereksiz abartıldığını düşünüyorum. Artık bir şey çok popülerse okunmamalı mantığına geçiş yapacağım galiba. Uzun bir serinin ilk kitabı olduğu içim bazı şeyler belki mazur görülebilirdi fakat kitapta neredeyse hiç olay yok. Yaklaşık 250 sayfa boyunca boş boş ana karakterin dokunamıyorum, kimseye acı çektirmek istemiyorumlarını okuyoruz. Sonlara doğru azıcık olaylar olmaya başlıyor ama burada da yazarın dilinin yetersizliğinin kurbanı oluyoruz. Hiçbir şey kafamda canlanmıyor, hatta okurken bu ne ya dediğim çok yer oldu. Yazarın dili demişken, dili o kadar yavan ki dördüncü sınıfa giden ve bir şeyler yazmaya çalışan biri bile bu basitlikte cümleler yazabilir. Olayın çeviriden kaynaklı olduğunu da pek düşünmüyorum çünkü okurken cümlelerin İngilizcelerini kafamda canlandırınca onlar da aşırı basit kaçıyordu. Dex’in çeviri ve editörlüğü bildiğimiz gibi zaten. Hala bu kalitesizlikle nasıl kitapları bu denli pahalı oluyor anlamıyorum cidden. Her şeye rağmen kitabı okumak istiyorum diyenler için özet geçip yazımı sonlandıracağım. Kitaba distopik bir eser diyebiliriz. Dokunduğu insanlara acı çektiren ve öldüren Juliette tam 264 gündür akıl hastanesindedir ve son yaptığından beri kimseye dokunmamıştır. Fakat bir gün yanına Adam diye bir oda arkadaşı koyarlar ve o günden sonra hayatı değişmeye başlar. (Not: Adam ana karakter değilmiş fakat galiba ilk iki kitapta ana karakter oymuş gibi okuyoruz.) Okumak isteyenlere keyifli okumalar dilerim.
Edebiyat & Roman
Bana DokunmaTahereh Mafi · DEX Yayınları · 20242,278 okunma
Popüler Kültür Abartısı Olan Bir Eser: Dördüncü Kanat
5/10
·672 syf.··
2024 9. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 30 Mart 2024 13:27
Merhabalar! Bugün son zamanlarda her yerde karşıma çıkan ve çok sevilen bir kitabın yorumu ile geldim. Öncelikle belirtmek istiyorum ki kitap benim için tam bir hayal kırıklığıydı. Ama önce ufaktan konusuna değinip sonrasında düşüncelerimi paylaşmayı planlıyorum. Kitap; Violet adlı narin, kırılgan ve o zamana kadar katip olmak için yetiştirilmiş kızımızın ülkenin en iyi komutanlarından biri olan annesi tarafından zorla binicilik eğitimine, yani kendisi gibi bir asker olmaya diyebiliriz, gönderilmesi ile başlıyor. Ana karakter kızımızın babası hariç herkes binici çünkü bir Sorrengail binici olmak için doğar! Kızın babası da bir katip. Kitabın bu kısmında üst alt ilişkisi olduğunu ve en üstte ise biniciler olduğundan çokça kez değiniyor açıkçası. Xaden ise ana karakter kızımızın annesi tarafından ailesi isyancı olduğu için öldürülmüş ve tüm soya nefret besleyen ana erkek karakterimiz (Şaşırdık mı hayır, devamını tahmin edebilir misiniz, bence evet) Konudan azıcık bahsettiğime göre yorumuma geçebilirim. Kitabın fantastik evrenini sevdim ama okurken vow olmadım, her şeyi ilk sayfalarda çok rahat bir şekilde tahmin edebilirdim. Bu belki benim öncesinde baya güçlü bir fantastik geçmişimin olmasından da kaynaklanıyor olabilir ama yine de tahmin edilesi bir şekilde ilerliyor fantastik konusu da. Bu kısımda bir tek konuşan ejderhalar kısmı gerçekten çok hoşuma gitti ve o kısımları okurken cidden keyif aldım. Kitapta asıl sevmediğim kısma gelirsek o da çok net bir şekilde cinsellik. Kitabın +18 etiketi olduğunu biliyorum tabii ki ama bu kitapta cinsellik konunun o kadar önüne geçmişti ki eğer kitaptaki cinsellikle ilgili yerleri çıkarırsak elimizde 100-150 sayfa anca kalır, ki yaklaşık 700 sayfalık bir kitaptan bahsediyoruz. Karakterlerin arasında aşk olduğu iddia ediliyor
Edebiyat & Roman
Dördüncü KanatRebecca Yarros · Olimpos Yayınları · 20236,3bin okunma
Savaş Psikolojisinin İki Yönlü incelenmesi: Kızıl Kahkaha
7/10
·80 syf.··
2024 4. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2024 16:31
Herkese merhaba! Bugün Rus-Japon savaşı dönemindeki psikolojiyi ele alan bir eser olan Kızıl Kahkaha’nın incelemesi ile karşınızdayım. Bu inceleme birazcık spoiler içerebilir. Aslında direkt girişte konusuna değinsem de biraz daha açmanın daha doğru olduğunu düşünüyorum. Evet, kitap savaş psikolojisini anlatıyor ama çoğu kitabın aksine gerçekten daha detaylı yaptığımı düşünmekteyim çünkü kitapta hem savaş cephesinde görev almış bir askerin psikolojisi ve o askerin yakınının -kardeşinin- psikolojisi ayrı ayrı ele alınmış. Buradan da anlaşılacağı üzere kitap iki bölümden oluşuyor. İlk bölümde askerin cephedeki diğer askerlerin akıl sağlığını kaybettiğini görürken aynı zamanda kendisininkini de kaybedişini onun notlarından okuyoruz. Asıl ilginç olan kendi psikolojinin bozulduğunu asla fark etmemesi denebilir. Bu da kitabı psikolojik açıdan daha güçlü yapıyor diyebiliriz. Ayrıca her bir not’a bölüm değil parça denmesi bile okuyucuyu o durumun içine çeken bir özelliğiydi şahsen. İkinci kısım ise savaşın aslında topluma genel yansıyışının anlatıldığı kısım. Burayı özetlemek gerekirse Türkçenin derinliklerinden faydalanabiliriz diye düşünüyorum: Ateş düştüğü yeri yakar. Peki neden bunu dedim sorusuna gelirsek cephede kayıp veren aileler savaşı gerçekten hissederken toplumun geri kalanı normal hayatına devam ediyor. Hatta hem buna hem de başka bir şeye daha değinen en büyük olay tiyatro sahnesiydi. İnsanlar tiyatroya gidebilecek kadar normal bir hayat sürüyor aslında savaş zamanı. Fakat burada değinilen asıl şey ise Rus toplumunun daha benmerkezci bir millet olduğu olabilir (yazar diyor ben değil ) çünkü burada en ufak bir şey duyan adamın eşini bile düşünmeden sadece kendini sessizce kurtarması direkt bu duruma bir göndermeydi diye düşünüyorum. Aslında eserin bu gibi
Edebiyat & Roman
Kızıl KahkahaLeonid Andreyev · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20257,7bin okunma
Gotik Unsurlarıyla Bir Türk Romanı: Gölgesizler
7/10
·256 syf.··
2024 6. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 10 Mart 2024 23:27
Gölgesizler, Hasan Ali Toptaş’tan okuduğum ilk eser sayılmasa da ilk okuduğum romanı diyebilirim. Bundan önce lise hazırlıktayken Ben Bir Gürgen Dalıyım adlı çocuk kitabını edebiyat hocamızın sayesinde okumuştum, ve o zamanlar çocuk kitabı olmasına rağmen edebi dilini çok sevmiştim (bunda tabii ki hocamızla yaptığımız tahlil de etkiliydi) Tabii ki o zamanlar bu yazarın skandalları filan çıkmamıştı -yıl 2019-, o zamandan alıp rafıma dizmiştim diğer kitaplarını. Altı yıl boyunca hiç elim gitmemişti kitaplarına, elime aldığımda da yazarın çıkan skandallarını bilmeden keyifle başlamıştım, taaa ki benim için klasik olan kitabı ve yazarı tekrar araştırana kadar. Öğrendikten sonra biraz kitap elimde süründü yalan yok ama incelememi yazarın karakterinden ayırarak yapmaya karar verdim sonunda. Esere geçecek olursam önce neden bu eseri okuduğumda ve beklentilerimi karşılayıp karşılamadığı ile başlayayım. Gölgesizler, Türk edebiyatındaki gotik eserlerden biri olarak sayılıyor. Gotik eserleri çok sevmeme rağmen, bu eserleri hep dünya klasiklerinden okuyor olmak bir noktada yormaya başlamıştı beni ve biraz da Türk edebiyatına şans vereyim diyerek elime aldım. Aslında eser cidden gotik sayılabilir ama daha çok postmodern bir eser olduğu için böyle bir beklentiyle okumamanızı tavsiye ederim çünkü gotik eserlerdeki her şeyin sonuca varma olayı burada pek de beklenildiği gibi olmuyor. Hasan Ali Toptaş, genelde muhteşem bir kurgudan ziyade muhteşem bir edebi dil okumak isteyenlerin tercih etmesi gereken bir yazar. Ne anlattığı ile değil, nasıl anlattığı ile ilgilenirseniz gerçekten çoğu eserini keyif alarak okursunuz. Yazarın hiçbir cümlesi birbirine benzemiyor, eşsiz betimlemelere sahip… Ve bunları bir okur olarak keşfetmeye çalışmak okumayı eğlenceli kılan bir unsur. Böyle dedim
Edebiyat & Roman
GölgesizlerHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 202014,1bin okunma