"Osmanlı, altı yüz sene Nasreddin Hoca' nın hindisi gibi düşündü. Kafası kılıcında veya tenasül uzuvlarında idi. Neyi düşünecekti? Kendisinden önce her şey düşünülmüş, her şey düzenlenmiş, roller dağıtılmış (karısı ile hangi gece yatacağını, kıçını hangi parmaklarıyla yıkayacağını din öğretiyordu ona). Zaten tefekkürden büyük günah tanımaz teokrasi. Düşünmeye teşebbüs edenin adı kafirdir. Kafirin katli vaciptir."
... sinirlendiğim konulardan biri de şu: insanlar kendilerini nasıl temize çıkarıyorlar biliyor musun? Piyasadaki 'kötülerle' karşılaştırarak! Ah ne sakat bir mantık! Özellikle dindar geçinen insanlara bakıyorum da; kendilerini sahabe ile asla karşılaştırmıyorlar: kıçını başını açmış, günaha batmış, haram yiyen, zina eden, abdestsiz, namazsız insanlarla karşılaştırıp tatmin oluyorlar. Ulan ne iyi adamım be diye düşünüyorlar sonra da.
Sevgili ahmak kardeşim; delilerle kıyasla akıllısın, katillerle kıyasla masumsun, zinacılarla kıyasla günahsızsın evet, fakat bu ne biçim mantık böyle? Ölçü! Ölçü bayım, şu hayattaki en önemli kavramlardan biridir. Ölçülerini kaybetmiş bir insan, neredeyse insanlığını kaybetmiş demektir. Yolunu şaşırması işten bile değildir. Ölçülerini kaybetmiş bir insan, iyilikten ne kadar uzak olduğunu, kötülüğe ne kadar yakın olduğunu nerden bilecek? Günahla ve rezillikle arasındaki mesafeyi nasıl tanımlayacak? Nerede durduğunu nasıl bilecek?
Ölçüsü olmayan insan, kafasında bir merkez olmayan insandır.