Safiye eski nişanlısından, hayattaymış gibi söz ediyor; Hüseyin uzaklarda can vermemiş, cenazesi oralardan getirilip köy mezarlığına gömülmemiş gibi. Demek ki bazı acıları ölüm bile unutturamıyor, bazı davranışlar ölümden sonra bile bağışlanmıyor diye düşünüyorum.
Çarşıda, okulda, kadim Süryani, Müslüman, Yahudi, Mecusi, Zerdüşti, herkesin ahbaplık ettiği, birbirinin kutsal günlerini kutladığı şölen günleri... Ama şimdi iyice içine kapanmış, sertleşmiş öfkeli bir İslam'ın gölgesi altında kararan bir şehir.
Zihni uyanık tutmak için sadece kahve, hastalık, uykusuzluk ya da ölüm saplantısı yoktur; sefalet de en az bunlar kadar katkıda bulunur: Tıpkı ebediyet dehşeti gibi yarın dehşeti de, aynen metafizik ürküntüler gibi para sıkıntıları da, istirahati ve kişinin kendini bırakmasını mümkün kılmaz.