4/10
·120 syf.··
2025 5. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 03 Ekim 2025 11:39
·
Baş karakterin suçu açıkça belirtilmemiş de olsa cinayet olduğu sezisi var kitapta, çünkü 'kanlı ellerim' benzeri tabirler var. Bu durumda cinayet suçundan hüküm giyip ölüm cezasına çarptırılmış olduğunu varsaydığım bir mahkumun ağzından onun son gününü okudum. Yazarın yapmak istediği çok açık, ölüm cezasına karşı bir metin hazırlamak ve ölüm cezasını taşlamak. Okuduğum şey tam bir dramdı eyvallah ama Hugo beni ölüm cezasının kaldırılması gerektiğine maalesef ikna edemedi. Bence idam cezasının en eleştirilebilir noktası 'ya suçsuz birisini idam ediyorsak' şüphesi ve bu kitapta buna karşı hiçbir taşlama yok, hatta mahkumumuz işlediği suçtan dolayı vicdanının rahat olmadığını söylüyor (başka bir bölümde de 'haklı olarak cezalandırıldığımı kabul ediyorum' diyor). Prison Break dizisi bile bence idam cezasına daha güzel bir taşlama... Madem birinin canını almak bu kadar dram konusu olacaktı sen niye aldın diye sorarlar adama. İdam cezası alan birisini değerlendirirken, 'birisi ölüyor' diye değil 'bu adamın belki de 5-6 masumu öldürmesi engelleniyor' şeklinde düşünürseniz bu kitaptaki tüm dram, hatta kitabın tamamı boşa çıkıyor. Baş karakterin hücrede karşılaştığı öbür idam mahkumu kendini tanıtırken aşağıdaki sözleri ediyor; "Bazen posta arabalarını, bazen yolcu arabalarını, bazen de sığır tüccarlarını soyuyorduk. Paralarını alıp atları ve arabaları öylece bıraktıktan sonra adamı bir ağacın dibine gömüyor; toprağın yeni kazıldığı çalılıklarda anlaşılmasın diye mezarın üzerinde dans ediyorduk." Herif hırsızlıktan yakalanmış, kürek cezasından kaçmış, sonra da para için yukarıda anlattıklarını onlarca kez yapmış. Ne yapalım şimdi bu lavuğun idamına üzülelim mi? O dönemde yaşayan ve bu kitaba karşı idamı savunmak isteyen birisi olsaydım kitaptaki bu alıntıda geçen, öldürülüp
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2026152,4bin okunma
7/10
·416 syf.·
2025 13. kitabı
Selin Solaris - Raven Suikastçısı Arkadaslar kitap tam olarak reading slump'tan cikarmak icin yazilmis (bas harfleri rs jsksjdjd). Oyle cunku ben baslamadan once rs'ye girmistim hatta bundan onceki kitabimi yarim birakmistim. Yine de asiri surukleyici diyemem ama gercekten kendini okutuyor. Bolumler kisa zaten, 10 sayfa falan. Neyse cidden bu Row'la Kant nasil olacaklar bilmiyorum yani zerre fikrim yok. Boyle nefret gormedim hayatimda. Ama sonlara dogru biraz daha hafif bak azicik guven kazaniyorlar gibiydi sonra zaten... Ama sondaki sey icin Row'a kizdim biraz adam sana "anlaticam soz" diyor niye dinlemiyorsun... yok abi bunlarin hepsi biz siradaki kitabi bekleyelim diye. Neyse ama o kadarrr shipliyorum ki ve belki ben psikopat olabilirim ama Kant bence aslinda iyi biri cunku cocukluk travmalari yuzunden bu hale gelmis ve gelmek zorunda birakilmis. Bir sahne vardi sayfasini hatirlamiyorum ama orada Kant'in ne kadar daha farkli bir hayat isteyecegini dusununce aklima prison break alex geldi.. hskahsjsd uzuldum biraz. Simdi.. gelelim asil konuya dedigim gibi kitap bence gayet surukleyiciydi. Ozellikle Row ile Kant'n iliskisi cok hosuma gitti :D Konusu da guzeldi bence hafif klisemsi bir olayi var ama kendine ozgun yanlari da var tabii. Bana karakterleri falza taniyamadik gibi geldi. Ozellikle ogrencilerden 10 tanesini falan ayni anda tanidik gibi oldu ve kafam karisti. Koskoca okulda 10 kusur kisi mi tanıyoruz yani neyse. Son olarak da yazarin kaleminde bir sey yanlis gibi hissettirdi ama hala cozemedim ne oldugunu yani bir seyler tuhaf ama o kadar da rahatsiz etmiyor. Hatta hic etmiyor ama fark ettiriyor kendini bazen. Neyse ya bilemedim anlayan varsa beni de aydinlatsin lutfen.. Bu kadardi incelemem karman corman bir sey oldu ama.. neyse bence ikinci kitapta romantik
Raven SuikastçısıSelin Solaris · Martı Yayınları · 2025600 okunma
Reklam
Spoiler içerebilir !
10/10
·369 syf.··
Beğendi
·
2024 4. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 30 Ekim 2024 18:32
Merhaba; Bugün sizlere okuduğum 7. Dostoyevski eseri olan Ölüler Evinden Anılar kitabından bahsetmek istiyorum. Bu kitaba daha önce başlamış, ancak yarım bırakmıştım. Geri döndüğümde ise aslında ne kadar sürükleyici ve akıcı olduğunu fark ettim. Sanırım yarım bıraktığım dönemde doğru kitaba yanlış zamanda başlamışım. Kitap, 1849-1854 yılları arasında Dostoyevski’nin Sibirya da geçirdiği sürgün deneyimlerinden esinleniyor. Ana karakter Aleksandr Petroviç Gorjançikov, karısını öldürdüğü için kürek cezasına çarpıtılıp Sibirya’ya sürgün edilir. Her ne kadar kurgu bir karakter olsa da yazarın sürgünden sonra bu eseri kaleme almasıyla, sürgünde yaşadığı deneyimler, edindiği bilgi ve gözlemler, sürgün psikolojisi esere derinlemesine yansımıştır. Roman hürriyet kavramının psikolojideki yerini ustalıkla irdeliyor. Kitap, mahkumların günlük yaşantılarını tüm çıplaklığıyla ele alırken aynı zamanda onların düşünce yapılarını psikolojilerini de ele alıyor. Aleksandr Petroviç iyi bir gözlem yeteneğiyle mahpusları izleyip eserde onların birçoğunu ayrı ayrı anlatıyor. Bazı mahkumlar zevk için, bazıları ise çaresizlikten, kıskançlıktan suç, cinayet işlemiş olan bu mahkumlara gözlemci bakış açısıyla kitapta yer veriyor. Tabii mahkumlar arasında siyasi sebeplerden orada olan soylular da var. Sınıfsal ayrım burada çok belirgin. Mahkumlar soylulara karşı büyük bir kin besliyor ve onlarla arkadaşlık kurmuyor. Bu durum Gorjançikov’un sürgün hayatının ilk yıllarında ciddi bir yalnızlık hissetmesine neden oluyor. Bu yalnızlık, köşesine çekilip daha fazla mahpusları gözlemlemesine fırsat tanıyor. Kitapta en çok dikkatimi çeken şeylerden biri, mahkumların amaçsızlık duygusuyla baş edebilme çabalarıydı. Amaçsız bir yaşamanın insanı nasıl tükettiğini psikolojik açıdan Dostoyevski bizlere
Ölüler Evinden AnılarFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202518,6bin okunma
Film tadında..
8/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2024 6. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 02 Eylül 2024 21:20
Bu kitabı okumadan tam önce Prison Break filmini izliyordum konu hapishaneden kaçış .. Kitaba başladım ve hapishanede geçiyor kitabımız.Baş kahraman bir profesör ve arkadaşını öldürdüğü için mahkum olmuş.Fakat ilerledikçe içerik daha çok dikkatimi çekti konu gittikçe farklılaşıyordu. İçeride olan başka bir mahkum kaçış planı yapıyor ama ortada bir kaçış yok içeri 16 kg dinamit konduğunu iddia ediyor fakat ortada bir dinamit yok ve suçu profesörün üstüne atıyor. Profesör herşeyden habersiz tecrit cezasına çarptırılıyor. Tecritte deli gömleği cezası var korkunç olan yeri burası.Müdür her defasında dinamit nerde diye soruyor her defasinda olumsuz yanıt alıp deli gömleği cezası veriyor.5 sene tecritte kalan profesör üzerine iftira atan mahkumu yakalamak için kaçış planlıyor ve 5 sene sonunda kaçıyor ama ışık görmemiş gözü dizleri bedeni buna müsaade etmiyor gardiyan tarafından yakalanıyor o hengamede gardiyanın burnunu kanattiğı gerekçesiyle idam cezasına çarptırılıyor..geri kalan kısımda tecritte yatıyor ve her defasında deli gömleği kemiklerini sıkacak şekilde giydirilip arkadan bağlanıyor. Profesör yıllarca aralıklı olarak bu cazaya çarptırılmasina karşın ölmüyor aksine farklı hayatlara yol alıp daha mutlu oluyor.. Gömlek içinde bedenini öldürüp ruhuyla dışarı çıkması oldukça etkileyiciydi.İdam cezasına karşı olduğunu detaylı bir şekilde anlatıyor ve idamın en soğuk haliyle..Kitabın konusu çok güzel Jack London çok sevdiğim yazarlardan ve çok güzel bir konu işlemiş. Evet yer yer dili ağır olsada geneli güzel bir kitaptı.Çünkü uçup gittiği hayatlar başka birinin rüyasını anlatması gibiydi. Rüyayı yaşayan derinden anlatıyor ama bazen karşıdaki tam anlayamayabiliyor öyle hissettim bazı yerlerde. Ama kesinlikle okunmasını tavsiye edebilirim.Okuyacaklara keyifli okumalar
Yıldız GezginiJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202510,3bin okunma
Puan vermedi·370 syf.··
2024 25. kitabı
En sevdiğim yabancı dizilerden Malcolm in the Middle'dan Monk'a unutulmaz yerli dizilerimizden Bizimkiler'den Mahallenin Muhtarları'na pek çok dizinin detaylı analizine yer verilen bu nostaljik eser alanındaki büyük bir boşluğu giderirken okurlarına da nostalji dolu anlar yaşatıyor. Eserde incelenen TV dizileri şunlardır: A Takımı, Alacakaranlık Kuşağı, Alf, Ally Mcbeal, Altı Milyon Dolarlık Adam, Altın Kızlar, Asmalı Konak, Aşk Gemisi, Aşk-ı Memnu, Atlıkarınca, Avrupa Yakası, Bir Demet Tiyatro, Bizimkiler, Bonanza, Breaking Bad, Buffy the Vampire Slayer / Angel, Carnivale, Cesur ve Güzel, Charles İş Başında, Charlie'nin Melekleri, Cheers, Cinayet Dosyası, Cosby Ailesi, Coupling, CSI: Crime Scene Investigation, Çemberimde Gül Oya, Çiçek Taksi, Çocuklar Duymasın, Dallas, Dawson's Creek, Deli Yürek, Desperate Housewives, Dexter, Doktor Kim, Ekmek Teknesi, Elveda Rumeli, Emret Bakanım, ER, Evimiz Hollywood'da, Evli ve Çocuklu, Firefly, Frasier, Freddy'nin Kabusları, Friends, Fringe, Full House, Gizli Dosyalar, Gossip Girl, Görevimiz Tehlike, Grey's Anatomy, Hayat Ağacı, Hayat Bilgisi, Herkül, Heroes, House M.D, How I Met Your Mother, İkinci Bahar, Jericho, Kaçak, Kara Melek, Kara Şimşek, Kartallar Yüksek Uçar, Kaygısızlar, Kaynanalar, Komiser Kolombo, Kökler, Köle İzaura, Kung Fu, Kurtlar Vadisi, Küçük Ev, Lassie, Lost, Macgyver, Mahallenin Muhtarları, Malcolm in the Middle, Manuela, Mavi Ay, Miami Vice, Monk, Muhteşem İkili, Nip/Tuck, Perihan Abla, Power Rangers, Prison Break, Quantum Leap, Sahil Güvenlik, San Francisco Sokakları, Savaş Yıldızı Galaktika, Scrubs, Seinfeld, Sex and the City, Sıdıka, Six Feet Under, Sleeper Cell, Smallville, Spartaküs: Kan ve Kum, Stargate SG-1 / Stargate AtlantIs / Stargate UnIverse, Supernatural, Süper Baba, TatlI Cadı, TatlI Kaçıklar,
Hayatımızı Değiştiren Unutulmaz DizilerBahadır İçel · Başlık Yayın Grubu · 201119 okunma
8/10
·704 syf.··
2024 2. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 22 Ocak 2024 18:00
Bu kitabı alırken hayal ettiklerimle okurken bulduklarım örtüştü mü? Beklentimi fazlasıyla karşıladı diyebilirim. 700 sayfalık bir kitabın akıcı ve sürükleyici olmasının üstesinden bazı yazarlar gelebilir ama hayal gücüyle gerçekliği üst üste bindirmeyi Stephen King gibi ustalar sağlayabilirdi. Bundan sonrası spoiler alert dostlar.... Kitabın ilk 150 sayfalık bölümünde Çınar ve Çam Sokak arasında mekik dokuyan Charlie kardeşimizin "A.Bowditch / No:1" ile ilişkisinin içine iyice girdiğimizi söyleyebilirim. Öyle ki bir noktadan sonra o eskimeye yüz tutmuş, tozlu evle bağ kurduğumuzu düşünüyorum. Şahsi olarak ikna olmakta zorlandığım konu Charlie gibi 17 yaşındaki bir USA delikanlısının, okulu, beyzbolu, basketbolu hatta kız arkadaşlarına ilgi duyması değil de henüz tanımadığı huysuz bir adama "bakıcılık" yapma dürtüsü oldu. Burada ikna olmama nedenlerimden biri onun bize "Tanrıyla bir anlaşma yaptım" gibi bir savunmasıydı. Bence bu kadar kolay değil bu, ama tabii ki hikayenin bizi götürdüğü yeri biliyoruz: Kulübe! Kitabın 2.bölümünde ise bu sefer fantastik bir evrene giriyoruz ki burada yukarıda bahsettiğim ikna olmama durumunu hiç yaşamadım. Çünkü artık Stephen King'in fantastik evrenindeydik. Burayı kendi gerçekliğimizle sorgulayacak değiliz. Zaten Dora'yı, gelincik tarlalarını hayal eder etmez keşke hikaye hep burada geçse dedim. O kadar güzeldi ki okumaya doyamadım... Kitabın 3.bölümü ise adeta bir Prison Break hikayesi. Bilim kurgusal bir zindanda geçenler gene harikaydı diyebilirim. Bu kısımlarda sayfaların nasıl ilerlediğini anlamadım bile. Keşke 16 turunda yaptıkları şeyi 32 turunda yapsalardı ve bu kadar insan kaybetmeselerdi diye düşündüm. Ama Stephen King'in bir sözü var; "Eğer bir hikayede birçok karakter ortaya çıkmış ve bunlarla yazar olarak ne
Edebiyat
Peri MasalıStephen King · Altın Kitaplar · 2023773 okunma
Reklam
Reklam