Rüzgâr bu kötü ruhları,
soğuklar bastırınca kanat çırpa çırpa
giden upuzun sığırcık sürüleri gibi,
sürüklüyordu oradan oraya;
ne biraz olsun dinlenme umutlan vardı,
ne de cezalarının inmesi umudu kalmıştı.
Havaya uzun bir çizgi çizip yakına yakına
öterek geçen turnalar gibi
kasırganın önüne kattığı ruhların,
çığlıklar ata ata geldiklerini
görünce dedim ki: “Usta, bu kapkara havanın
cezalandırdığı bunlar da kim?”
umutsuz çığlıklar işiteceksin;
acıdan kıvranan eski ruhlar göreceksin
ikinci ölümlerine bağırırken;
kutlu ruhlara katılmayı umdukları için
günün birinde, ateşte yanarken
yakınmayanları da göreceksin.