Zihin kendini koruma içgüdüsüyle olumsuz deneyimleri saklasa da mahzende, beden yaşadığı sorunlarla ve hastalıklarla, hayır bunun farkına vararak bunları aşabilirsin diyor. Yüzyıllardır en büyük hastalıkların stresten kaynaklı olduğunu söylemiyor muyuz? İnsanın hastalığının da doktorunun da kendisinin olması, yaşadığı olayları analiz edip çözebilirse geçebileceğinin veya hafifleyeceğinin göstergesi değil mi? Bu süreğen bir durum, hayat devam ettikçe olaylarla birlikte yorumlamanın ve kabul etmenin de varlığının olması gerekiyor. Çocukluk yaşantılarının çok önemli olduğunu, yetişkinlerin çocuk eğitiminde kendi geçmişlerini yansıtmakla birlikte çocukları anlamaktan uzak kaldıkları görülmektedir. Çocuklukta yaşanılan olumsuz deneyimlerin etkisinin devam etmediğini düşünmek, yokmuş gibi davranmak bizim şu anımızı daha fazla etkilediğini söylemekte yazar. Yazar bireye ahlaksal değerlerden ziyade hangi kararı vereceği konusunda özgürlük tanınması gerektiğini belirtiyor. Açıkçası kitap bir şeylerin bilincinde olmak için evet güzel bir kaynak. Fakat affetmenin iyileştirici etkisinin az gibi gösterilmesi konusunda hemfikir olamadım. Ebeveyn davranışları, kuşaklar boyu devam eden örüntülerin bir sonucu olabiliyor. Evet; birey kendini geliştirdiğinde, kendinin farkına vardığında hem kendisiyle hem de çevresiyle ilişkilerini daha iyi yapılandırabilir. Fakat ne olursa olsun insan olmak demek hata yapabilmek demek benim için. Belki ilk kabul etmemiz gereken budur. Ben hata yapabilirim, karşımdaki hata yapabilir. Sonucunda anladı mı hatasını, elinden geleni yapıyor mu değişim için? Bilmiyorum benim için sanırım bunlar daha değerli. Ebeveynlerimin halen yanlış şekilde davrandıklarını, onlara kızdığım noktalar olduğunu farkındayım. Ama kaçmaktan çok kendi yaşam alanını çiçeklerle