Türkiye dahil Arap ve Müslüman ülkelerin emperyalist ve işbirlikçi medyası ilk günden itibaren Esad'ı düşman ilan etmiş ve ona karşı ayaklanan herkese sahip çıkmışlardı. On yılda milyonlarca yalan haber ve program yapıldı ve onlar yalan söyledikçe liderleri yalanlarında sınır tanımadı.
IŞİD, Nusra ve benzeri yüzlerce örgüt böylesi karanlık bir yalan ortamında güç ve ün kazandı.
“Its Mission Vision is to ‘freely access, and efficiently use, and effectively manage space’. The ‘freely access’ and ‘effectively manage’ parts are a shot across the bow of the Americans and any attempt to deny China its place in the heavens. In 2017 the head of its Lunar Exploration Program, Ye Peijian, said: ‘If we don’t go there now even though we are capable of doing so, then we will be blamed by our descendants. If others go there, then they will take over, and you won’t be able to go even if you want to. This is reason enough.
“2006 yılı Türkiye ve İtalya ilişkilerinin 150. yılıydı. Bu önemli dönem resmi program ve etkinliklerle kutlandı. Hiç kuşkusuz bu İtalya Krallığı ve Osmanlı İmparatorluğu arasındaki ilişkilerin yıldönümüdür. Aslında İtalya ile Türkiye’nin ilişkileri bundan çok daha eskiye gider. Bizans zamanında Cenova ve Venedik’in İstanbul’da elçilikleri vardı. Venediklilerinkine ‘balio’ (Osmanlı’da balyos denirdi), Cenovalılarınkine de ‘podesta’ denirdi. Bunlar aynı zamanda başkentteki koloni halkının da valisi konumundaydı. Zira Pera denen bölgede bu cemaatin hukuki hakları, hatta Bizans devrinde para darbı yetkisi vardı. Osmanlı devrinde kuşkusuz bu imtiyazlar lağvedildi
ve sınırlandı (Ortaylı, 2011: 107).”
Virüslerin doğadaki diğer her şey gibi insanlara karşı olumlu ya da olumsuz bir özel ilgileri yoktur. Virüsler DNA dizilinde yazılmış kodlanmış program talimatlarıdır ve kendi talimatlarının yararı için orada bulunurlar. Talimatlar “Beni Kopyala ve Etrafa Saç” derler ve talimatlarına itaat edilenleri bizim rastladıklarımızdır. Hepsi bu kadardır.
Çocuklarımızı kolayca şekil ve kıvam verilebilir, her türlü eğip bükmeye müsait varlıklar olarak algılıyoruz. Dolayısıyla da, onlardan bizim ihtiyaç, program, ilgi ve bakış açılarımıza uymalarını bekliyoruz. Sonuç ise fazla proglamlanmış, endişeli ve mutsuz çocuklar.