Puan vermedi·158 syf.··
2025 12. kitabı
İKY'nin en güzel tarihi serisi, bir program, bir konuşma formatında soru cevap şeklinde ilerleyen bir içerik biçiminde hazırlanmış, kitabı yorumlamaya geçmeden evvel serisinin tüm kitaplarını okumuş birisi olarak şiddetle tavsiye ettiğimi her kitap için belirtmeliyim. Çevirisi de son derece iyi. Kitap, ana temalarla hap bilgileri vererek zihninizde bir taslak oturtmak yerine, konuyu detaylı, anlaşılır bir biçimde aktarıyor, benim tüm serilerde etkilendiğim en önemli hususta buydu açıkçası. Birşeyi kısa, basit ve anlaşılır anlatabilmek için çok şey bilmek gerekir. Konuların konuşulduğu uzmanlar alanlarına gayet hakim olan uzmanlar. Eleştirilecek tek husus belki gazetecilerin sualleri olabilir ki bu hususta öznel olurdu herhalde çünkü beni sorular da tatmin ettiler.
Bitkilerin En Güzel TarihiMarcel Mazoyer · İş Bankası Kültür Yayınları · 2021200 okunma
Puan vermedi·535 syf.··
2025 330. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 20 Temmuz 2025 21:18
Mustafa Kemal'in geçerken uğradığı cephe(!), çanakkale .. okumuş olduğum kitap mehmet niyazinin (yazarın adı mehmet değil, mehmed, farkındayım.. el alışkanlığı sebepli kendisinden yazım boyunca yeri geldiğinde mehmet niyazi şeklinde bahsedeceğim..) yedi yıllık bir çalışma, okuma, sonrası yazdığı bir çanakkale romanı.. kendisi bu romanın ortaya çıkış sürecini şöyle dile getirir; 'aslında benim tarihi olayları yazmak gibi bir niyetim yoktu. 70li yıllarda bir program için almanyaya gitmiştim. yaşlı bir prof. yanıma geldi. 'genç, bu çanakkale savaşını bir daha yapabilir misiniz?' dedi. ben tabi çok şaşırdım, ama 'yapabiliriz.' dedim. almanyaya gittiğim zaman bana hep 'çanakkaleyi anlat.' diyorlardı. ben de onların çanakkale hakkında ne yazdıklarını merak edip kütüphanelerine gittim. almanya kütüphanelerinde çanakkaleyle ilgili 700 küsur kitap buldum. sonra beyazıt devlet kütüphanesine geldim. orada ise çanakkale hakkında o zamanlar sadece 23 kitap vardı. biraz araştırdım, okudum. bir gün beyazıt kütüphanesinde araştırma yaparken, Osman Selim Kocahanoğlu diye biri geldi kütüphaneye. bana orada ne işim olduğunu sordu. 'çanakkale hakkında bir kitap yazmak istiyorum, ama altından kalkabilir miyim bilemiyorum.' dedim. 'çanakkalede ne var, gavurlar bize hücum etti, askerlerimizi görüp çekip gittiler.' dedi. bunu söyleyen de üniversite mezunu biri. 'sen bunu söylüyorsan, bunu yazmak üzerime farz oldu. dedim ve yazmaya başladım. çanakkaleyi ciddiye almıyorlardı. çünkü orada ne olduğunu bilmiyorlardı.' şimdi de bu düşünceden hareketle yazılmış romanın içeriğine bakalım biraz.. Mehmed Niyazi nin yazdığı Çanakkale Mahşeri adlı kitap çanakkale savaşının başladığı ilk zamandan (kasım 1914) itilaf devletlerinin çekildiği zaman (ocak 1916) aralığını kapsayan bir roman.. bu da haliyle
Mustafa Kemal Atatürk
Çanakkale MahşeriMehmed Niyazi · Ötüken Yayınevi · 20082,085 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Yarala'Sar Serisi 4. Kitap (Final)
7/10
·400 syf.··
2022 23. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 26 Şubat 2022 03:38
Serinin son kitabı. 3. kitap çok heyecanlı, önemli bir yerde bittiği için hemen bu kitaba başladım. Bu kitapta anlatılan olaylar seri için gerekli şeylerdi lakin bu benim okumayı istediğim şeyler demek olmuyor. Bazı kısımları okurken çok sıkıldım, birileri bana özet geçse atlardım yani. Sedef'in çilesini bir türlü bitmemesi kabak tadı verdi. Ayrıca a bildiğimiz olayın iç yüzünün sürekli b çıkmasından da sıkıldım. Yani ilk bazıları tamamda sonrakilerde karakter aklını kullanıp 'bu olay böyle olamaz, bunun içinde bir iş var' diye düşünüp araştırıp gerçeklere ulaşsa daha mutlu olurdum. ≈Spoiler≈ En gereksiz karakterden başlarsak Nazlı, keşke bu kadar plan program yapmadan gerçek baban olup olmadığını teyit etseydin. Kendi intikamını almak için bir bebeği oyunlarına alet etmeseydin. Fırat babası olur, Arslan ve Songül de evlenir, herkes mutlu olur diye düşünmüştüm. İlki gerçekleşti, ikinci de gerçekleşebilir bence. Her yan karakterin hayatını gördüğümüz ve aklımızda soru işareti kalmadığı için mutluyum. Açık uçları sevdiğim söylenemez. Sedef ve Alaz ilişkisinde sen ana kadar güven olmaması beni çok yordu. Okurken yorulduğuma göre yaşayanı hayli hayli yormuştur. Tamam Sedef'e hak veriyorum, Alaz sürekli gizli saklı olanlar yaptı da okurken sıkıldım işte. Düğün günlerinde bile kavga ettiler. Kavga konusunu unuttum dhkdjmdj ondan detay veremiyorum. Neyse yine de mutlu son olmasını sevdim. Sedef iyi bir anne oldu. İshak karakterine bayıldım. Çok sevdim. Sedef ile aralarındaki ilişki de çok tatlıydı <3 ≈Spoiler Bitti≈ Seri boyunca yetişkin içerik yoktu. İşkence sahnelerinden dolayı ben +16 yaşın okumasını öneririm. Seriyi genel olarak ortalama buldum. Üstte de bahsettiğim gibi sürekli Sedef'e bir şeylerden olmasından sıkıldım. Biraz fazla abartılmış geldi. Aşk romanı
1000Kitap
Yaralasar - 4Maral Atmaca · Ephesus Yayınları · 202110bin okunma
8/10
·268 syf.··
Beğendi
·
2021 14. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 09 Şubat 2021 00:49
Önce yazarla nasıl tanıştığımdan başlamak istiyorum ,ki beni kitapla buluşturan yazarın podcast serisi.Bilmeyenler için "Nasıl Olunur?" isimli bu eğitici ve eğlendirici program, işlerinde en iyi olan sanatçı ve hayatın her alanından mükemmel insanlarla buluşmamızı sağlayan bir seri .Nilay Örnek'in köşe yazılarının titizlikle seçilmesiyle oluşturulmuş birçok konuya parmak bastığı, kendimizle ve toplumla yüzleştiğimiz zaman zaman eskilere gidip yüzümüzde bir gülümseyle ahh eski günler deyip sonrada duygulandığımız, bazende yeni bilgiler öğrendiğimiz ders niteleğinde akıcı, sizi düşündürecek bir kitap.
Bütün İyiler Biraz KüskündürNilay Örnek · Artemis Yayınları · 20211,148 okunma
Puan vermedi·624 syf.··
Beğendi
·
2020 45. kitabı
Aslında bu tarz kitapları hepimiz biliyoruz. Deney için ya da toplumlarının iyiliği için bir grup genci bir yere kapatarak birbirlerini öldürmeye zorlamak. Mesela Açlık Oyunları ya da Labirent serisi gibi. Birbirlerinden farklı olsalar da konu hep aynı. Bir yer de kapana kısılmış insanlar. Bu kitapta da aynı konu içeriyor fakat kitap 99 yılında yazılmış ve bence bu tarz kitapların anası gibi bir şey. Tabi ondan önce yazılan bu tarz bir kitap var ise lütfen beni bilgilendiriniz. Her neyse konuya geçecek olursak; Büyük Doğu Asya Cumhuriyeti’nin her sene düzenlediği bir program vardır. Bu sıradan bir program değil. Her sene seçilen bir lise sınıfı birbirlerini öldürmek üzere yola koyulur. Tabi ki de her şeyden habersiz bir şekilde. Burada da her şeyden habersiz bir sınıf, okul gezisi için otobüse binerler. Fakat yolculuk bir yerden sonra ilginç bir hale gelmeye başlar ve öğrenciler kendilerini tamamen terk edilmiş bir adanın içinde bulurlar. Buradan sonra olay bildiğimiz gibi. Çok keskin kuralları olan bu oyunu oynamaları için 24 saatleri vardır. Eğer sonunda bir kazanan olmazsa hepsi ölecektir. Ya öl ya öldür ya da yine öl gibi değişik bir sistemin üzerine kurulan bu oyun çok vahşi. Bildiğimiz diğer kitaplara benzemiyor açıkçası. Zaten 42 kişinin olması beyninizi ayrı yoruyor. İlk başta alışamadım ve sürekli ilk başa dönüp bu kimdi diye isim listesine baktım. Ee isimler de birbirine çok benzeyince haliyle kafanız karışıyor. Oyun inanılmaz derecede vahşice bir şekilde oynanıyor. Hiç beklemediğiniz insanlar oyunu öyle kalpsiz bir şekilde oynuyor ki şaşıp kalıyorsunuz. Yazar vermek istediği vahşeti, korkuyu çok iyi vermiş. Oyunda sürekli yasaklanan bölgeler var ve oyuncular istemeseler de birbirlerine çok yakın olmaya başlıyor. Ve gerçekten hepsi de çok zekiler.
Ölüm OyunuKoushun Takami · Pegasus Yayınları · 2014353 okunma
Puan vermedi·208 syf.··
2020 182. kitabı
Bir bölümde; “ Ama bazen hep derim kendime, keşke aklım bazı şeylere ermiyor iken ölmüş olsaydım. İnsan büyüdükçe ölüm de büyüyor gözlerinde.” Bende aynı fikirdeyim. Yanlış anlaşılmasın kendim için değil, yaptığım gözlemler sonucu çok uzun süre önce aynı tespiti yaptım. Herhangi bir sebeple ( ister yaş alma, ister hastalanma), sona yaklaştıkça çoğu kişi sondan kaçmaya çalışıyor. Ölüm gözlerinde büyüyor, kaçmaya, ötelemeye çalışıyorlar. Oysa doğum gibi ölümü, yaşamın kısıtlı bir süre olduğunu kabul etsek zamanımızı daha iyi değerlendiririz. Bir bölümde; “Ben ve Elif bu alaca karanlık odanın içinde farklı bir boyutun kapılarını aralıyorduk. O kazayı düşünmeden edemedim, bu bir tesadüf mü yoksa kader miydi?” Kader: alın yazısı, yazgı; tesadüf: rast geliş, rastlayış, rastlantı; kaza ise can ya da mal yitimine yol açan kötü olay olarak yazıyor sözlükte. Aslında ne kadar iç içe geçmiş kavramlar; yaşadığımız bir olayı hangisi ile adlandıralım? Kader bir tesadüfler silsilesi midir? Her kaza bir tesadüf müdür? Kaza kader midir? Kafanız karıştı değil mi? ( ) Büyükler ne demişler: “Her şerde bir hayır, her hayırda bir şer vardır.” Kitabın konusuna gelirsek; yazar olmak hayaliyle yola çıkan Kenan ilk denemesinde hüsrana uğrar. Issız bir yerde kiraladığı evde sil baştan başlamak için program yapar. Yazarlığın olmazsa olmaz unsurlarını anlamıştır. Kenan, kitabı yazarken kendini bir aşk oyununun içinde bulur ve yaşadıklarını yazmaya başlar. Kenan’ın ıssız yerde tuttuğu ev ve yakınındaki köy, bende sanki Karadeniz köyünde imiş hissini uyandırdı. Okurken ailemle gittiğim Karadeniz gezisini hatırladım, yollarda gördüğümüz köyleri anımsattı. (⛰) Köylülerin yardımlaşarak yolu açması, misafir saydıkları yazarı rahatsız etmemeleri ise bana Güneydoğu gezisini hatırlattı (1979).
Aşk Avcısıİbrahim Zorlu · Maşuk Kitap · 201715 okunma