John Dewey, “Türkiyenin Köy Enstitüleri hayalimdeki okullardır (17)”
Bu planlamya göre Türkiye’de zorunlu ilköğretimin en geç 1955’te yüzde yüz ulaşmış olacağı kolayca anlaşılıyor (21).
Klasik pedagoji kısır döngüsünü kıran iş eğitimi yöntemi, bir yandan eğitimin ekonomik temeline destek veriyor, bir yandan insan kişiliğine zengilink katan, bireye yaratıcılığını kullandıran öğrenmeyi iş içinde, üretim içinde sağlayan, ruhbilimsel, ekonomik, kültürel değeri ve teknolojisi daha yüksek bir eğitim yaratılıyor (22).
II. Mahmut çağdaş ilköğretimi zorunlu gören ferman yayınlıyor. Okulu bitirdi belgesi olmayan çocuklar işe alınmayacaktır. Mühendishane, tıbbiye, harbiye okulları açıldı (37).
Kastamonu Milletvekili, eğitimci İsmail Mahir Efendi, köy eğitimine ve öğretmen yetiştirme sorununa, ülkenin gerçeklerine uygun ilginç öneriler getiriyor. Öğretmenin köyün özelliğine uygun bir donanımda yetişmesi, köy okulunda bahçe ve tarım işleri yapılması, köyler için kadın ve erkek öğretmenler yetiştirilmesi gibi görüşler öne sürülüyor (47).
Baltacıoğlu, Batının, tüketime dayanan, ederi yüksek eğitim modelini gerek eğitbilimsel gerekse ekonomik yönden bizim gibi gelişmemiş ülkeler için yanlış buluyordu. Endüstrileşmiş toplumların eğitimi için iyi olan bir yöntemin Türkiye okulları için de yararlı olacağı anlamına gelmeyeceğine ilk dikkati çeken pedagogtur. Üniversitede ve öğretmen okullarında pedagoji, elişleri ve yazı öğretmenliği yapmış; çok sayıda yazı ve kitabıyla da eğitimin gelişmesi için çaba harcamıştır (48).
Daha çok sosyalist görüşün etkisinde olan Ethem Nejat, tarıma dayanan ve köylerin gelişmesini etkileyecek bir eğitimi savunup öneri getiren biridir. Öğretmen okulu öğrencilerini köylere götürerek halkı tanımalarına öncülük etmiştir. Görevli olduğu çeşitli illerde