Dünya değişti… Hem de kökünden.
Eskiden yastık altında saklanan üç beş kuruş, ayıp olmasın diye kimselere gösterilmezdi. Para sessizdi, mahcup bir misafir gibi yastığın yatağın altında uyurdu. Şimdi ise tam tersi..parası olan, sosyal medyada ışıltılı fotoğraflarla “ben de zenginim buradayım” diye bağırıyor. Eskiden utangaçtı zenginlik, şimdi gösteriş hastalığına tutuldu.
Bir zamanlar annenin “Üstüne hırkanı al” cümlesiyle başlayan koruma duvarı, şimdi bankaların “Şifrenizi kimseyle paylaşmayın” mesajına evrildi. Yani tehlikeler değişti ama koruma içgüdüsü baki.. O gün üşütme korkusu vardı, bugün üç kuruşumuzu kaptırma korkusu.
Eskiden gelin olmak, gerçekten de çok ama çok zordu…
Çeyiz sandığının kapağı açıldığında, sadece danteller değil, nice beklenti ve ağır sorumluluk da ortaya saçılırdı.
Çeyiz ne kadar çoksa gelin o kadar “marifetli” sayılır, ama beklentiyi karşılamıyorsa, gelinin yüzüne karşı “Anası yatmış uyumuş, kızının ettiği buymuş” diye söylenmekten de geri durulmazdı.
El âlemin bitmek bilmeyen dedikodusu, kulaklarda uğuldayan bir fısıltı gibi hep hazır beklerdi.
“Sus kızım, sus… Kol kırılır, yen içinde kalır” öğütleri, genç bir kadının diline mühür olurdu.
Gelin dediğin sessizdi, sabırlıydı.Ona biçilmiş kaftan bu ..
Kayınvalidenin tek bir kaş kaldırışı, gelinin yolunu çizerdi.
Saygı yüksekti; ama ses hep kısık, nefes,öfke ,sinir hep kontrollüydü.
Sanki o güne kadar sevgisiz, kuralsız bir yerde büyümüş gibi, yeni evinde her şey sil baştan hatırlatılırdı.
“Bundan sonra bizim gibi düşünecek, bizim gibi davranacaksın” denirdi.
Ve gelin, kendi rüzgarını içinde saklayarak, başkalarının fırtınasına ayak uydurmak zorunda kalırdı…
Ama şimdi işler tamamen tersine döndü. Şimdi kayınvalide olmak çok zor.Çünkü yeni nesil gelinler “Google Teyze”yle büyüdü. Tarif