Erhan hoca'yı uzun zamandır takip ediyorum. Çalıştığım şirketin vakfıyla beraber 2016 yılından beri YetGen programını yürütüyor zaten. Birkaç kez şirkette karşılaşma fırsatımız da olmuştu. Yurtdışındaki 20 yıllık deneyimiyle Türkiye'de kendince bir şeylerin mücadelesini veriyor. Ve bu mücadelenin çok değerli olduğuna inanıyorum. Bu kitapta, kısa ama öz olarak eğitim sisteminin tarihçesi, gereklilikleri, amaçları, geleceği, vizyonu ve bireyler olarak bizim neler yapmamız gerektiğini bölüm bölüm açıklıyor.
*******
Tarım devriminin insan üzerinde birçok yönden etkisi bugün herkes tarafından kabul ediliyor. Özel mülkiyetin ortaya çıkması, ürün fazlası, toplumsal sınıfların oluşması, kadın ve erkek arasındaki toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin büyümesi, savaşlar ve kıtlıkların yaşanması, devlet mekanizmasını kurulması vs. Ve tüm bunlarla beraber eğitim sisteminin de ortaya çıkması söylenebilir. Çünkü tarım devrimi sonrası doğacak çocuklar tarlada çalışacak birer ırgat olarak görülüyordu. Bu görüş neredeyse sanayi devrimine kadar böyle gitti.
********
Bugünkü ilk üniversite kurumları ortaçağda İtalya'da ortaya çıktı. Tabi o zamanlar yüksek kurumlar kilisenin denetimi altındaydı. Müfredatta gramer, retorik ve mantıktan oluşan üç ders; sonra artimetik, geometri, astronomi ve müzikten oluşan dört ders vardı. Bugünkü ücretsiz ve zorunlu eğitimi ilk uygulayan ülke 1700'lerin sonuna doğru Prusya oldu. Bismarck'ın modern devleti şekillendiren çok önemli bir devlet adamıydı. Sosyal sigorta, emeklilik, düzenli ordu ve eğitim kurumlarını şekillendirip devletin bekası için gelecek nesilleri yetiştirme fikri ondan çıkmıştır. Sanayi devrimi ile birlikte okullar fabrika öncesi eğitim kurumları olarak görüldü. Tamamen özel sektörün ihtiyacı olan iş gücünü eğiten kurumlar oldu. Devlet ise