Erişkinler ergen gibi davranıyor ve ergenler büyümeyi reddediyor. Pek az insan ciddi konulara ilgi duyuyor. Çalışmak yerine kısa yoldan şöhret olmak yeğ tutuluyor. Düş ve uyanıklık arasındaki çizgi muğlaklaşıyor. Ekranın görmediği ve göstermediği bir hayatı yaşamamış saymaya başlıyoruz. Bayağılaşma, hazzı hemen tatmin edilmesi gereken bir şey olarak tanımlıyor, dürtüler üzerindeki denetime savaş açılıyor. Yaşamanın getireceği bilgelik lügatlerden siliniyor. Hızlı, sığ ve anlık yaşamak günün düsturu oluyor. Böyle bir hayat "lifestyle" yazarları ile propoganda ediliyor. Adanmak yok, ülkü yok, derinlik yok. İmgenin saltanatı. Sözün düşüşü.
En makbul propoganda tarzı ise, grupların ve kişilerin, hakim gücün arzu ettiği istikamette güdülürken, hür iradeleriyle davrandıklarını, kendi kabullerinin ve tercihlerinin gereğini yerine getirdiklerini sanmalarını temin etmektir.
Çin yönetimi merkezdeki İslami dokuyu ortadan kaldırmaya yeltenmemiş. Aksine camilerin çokluğu Müslümanların Çin'de çok özgür olduğu, devletin sadece teröristlerle uğraştığı şeklindeki resmi propoganda için kullanılmış.
“Versailles Anlaşması’nı imzalanmasından sonra silahsız bırakılan ve hayatını sürdürmek zorunda olan Alman milleti, içerdeki düşman sürüleri yok edilmedikçe ve karakteri yaratılışı itibarıyla bozuk olan ve otuz altın karşılığında her şeye ve herkese ihanet edebilen Yahudi toplumu temizlenmedikçe, hiçbir ilerleme sağlayamaz.”(Kavgam)
Daha sonraki yıllarda yazacağı “Kavgam” adlı kitabında Hitler’inde belirttiği üzere partinin ilk hedefi Almanya’da varolan Yahudi varlığının yok edilmesi, aksi halde bir ilerleme gösterilemeyeceğidir.
Kısa sürede bir organizatör olarak yetenekleri fark edildi. Önce parti propoganda sorumlusu yardımcısı, sonra ise bizzat propaganda sorumlusu oldu. Ama Hitler’in azmi sınır tanımıyordu. Bir süre sonra partinin ismini Nationalsozialistische Deutsche Arbeiter Partei - NSDAP (Nasyonel Sosyalist Alman İşçi Partisi) olarak değişmesini sağladı. Nasyonal ve sosyalist kelimelerinin eklenmesinin nedeni hem sağ görüşlü hem de sol görüşlü insanları tarafına çekmek içindi.
■ Urumçi çok göz önünde, çok kalabalık ve özellikle tüccar sınıfı bakımından çok yerleşik bir şehir olduğundan Çin yönetimi merkezdeki İslami dokuyu ortadan kaldırmaya yeltenmemiş. Aksine camilerin çokluğu Müslümanların Çin'de çok özgür olduğu, devletin sadece teröristlerle uğraştığı şeklindeki resmi propoganda için kullanılmış.
Bernays, 1928'de ünlü kitabı Propoganda'yı yayımladı. Kitabın özeti şuydu:
"Halkın en derin arzularına veya en derin korkularına erişebilir ve bunu, kendi amaçlarınız için kullanabilirsiniz. "