Sezen

Biz deneyimlerimiz hakkında konuşmaktan hoşlanmıyoruz. İçeride bulunmuş olanların hiçbir açıklamaya ihtiyacı yok ve diğerleri de ne o zaman nasıl hissetmiş olduğumuzu ne de şimdi nasıl hissettiğimizi anlayamazlar.
Sayfa 20·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
...savaş bize sinir harbi ve toplama kamplarını getirdi.
Sayfa 21·Kitabı okudu
Beni kalbinde bir mühür gibi taşı, sevgi ölüm kadar güçlüdür.
Sayfa 51 - Okyanus·Kitabı okudu
Bir patırtı, bir ayaklanma çıktığı anda topraklarını kaybedecek olan büyük mal sahipleri, tarih okuma olanağına da sahipler, okuyup esas gerçeği ondan öğrenecek gözlere de sahipler. Mal birkaç kişinin elinde birikti mi, koparılıp alınır. Bir de onun gölgesinde duran ikinci gerçek: Halkın çoğu aç ve çıplaksa, ihtiyaç duydukları şeyi zorla alırlar. Sonra bir de tarihin her sayfasında avaz avaz bağıran bir gerçek: Baskı ancak baskı altındakilerin güçlenmesine ve birleşmesine yarar. Ama büyük mal sahipleri tarihin bu üç çığlığına hiç aldırış etmiyorlar.
Sayfa 293 - sel·Kitabı okudu
Topraktan atılan bir tek adam, bir tek aile. Batıya giden otoyolda ilerleyen şu paslı, gıcırtılı araba. Ben toprağımı kaybettim. Bir tek traktör gelip aldı benden toprağımı. Yalnızım, şaşkınım. Gece olunca o bir tek aile hendekte konaklıyor, derken yanına bir aile daha gelip duruyor, çadırlar ortaya çıkıyor. İki erkek yan yana çömeliyorlar, kadınlarla çocuklar da dinliyorlar. Ey deği- şiklikten nefret eden, devrimden korkanlar, işte düğüm noktası burasıdır. Eğer o çömelen iki adamı birbirinden uzak tutabilirseniz mesele kalmaz. Onların birbirinden nefret etmesini, korkması ni, kuşku duymasını sağlayabiliyor musunuz? Sizin ürktüğünüz şeyin çekirdeği budur işte. Döllenmiş hücredir, zigottur bu. Cün. kü artık, "Toprağımı kaybettim," sözü değişmektedir. Bir hücre bölünmekte, o bölünmeden de sizin korktuğunuz şey doğmaktadır: "Toprağımızı kaybettik." Tehlike buradadır. Çünkü bir arada bulunan iki adam asla tek başına bulunan adam kadar yalnız ve şaşkın olmaz. Derken bu ilk "biz" sözünden, daha bile tehlikeli bir başka şey doğar: "Bende biraz yiyecek var"a karşı, "Bende hiç yok." Eğer bunun sonucu, "Bizde biraz yiyecek var," olursa, hareket başladı demektir. Bir yön kazanmıştır hareket. Artık tek gereken, biraz çarpma işlemidir. Bu toprak, bu traktör bizim oluverir. Bir hendekte yan yana çömelmiş iki adam, bir küçük ateş, tek tencerede kaynayan biraz et, o sessiz, taş gözlü kadınlar, onların ardında da akıllarının anlayamadığı kelimeleri ruhlarıyla dinleyen çocuklar. Gece bastırıyor. Bebek nezle. Dur, şu battaniyeyi vereyim sana. Yündür. Annemin battaniyesiydi. al da bebeğe ört. İşte bombalamak gereken şey budur. İşin başlangicı burasıdır. "Ben"den "Biz"e geçiş. Eğer herkesin olması gereken şeylerin sahibi olan sizler bunu anlayabilseniz, kendinizi koruyabilirdiniz. Eğer