Gülü dikenlerine rağmen sevebilir miyiz?
Oysaki uzaktan o güzel kokusu, o canlı rengi bizi cezbeder.
Dokunmaktan imtina eder, koparmak yerine onun varlığını izlemek isteriz.
Bize o kadar huzur verir ki yokluğundan korkar, koparmaya kıyamayız.
Ta ki sahip olma arzumuz baskın gelene kadar.
Bu arzu ile ilk kez fark ederiz o dikenleri.
Ve artık yalnızca o dikene dikkatimizi veririz.
Öyle ki o güzel kokan, o canlı olan çiçek sanki yok olmuştur, yalnızca can yakan diken vardır.
Ve biz sahip olma arzumuzla varlığını yoksaydımız güle yüz çevirirken buluruz kendimizi.
Suçlu diken, suçlu dikenlerinden kurtulmayan gül olmuştur.
İnsan da dikenli bir güldür hakikatte.
İlişkiler diyoruz ya, o merak ettiğimiz arzuladığımız ilişkiler.
Hakikatte sahip olma arzusuna yenilmeyen, o dikeni katlanılacak bir varlık değil, varlığı ile gülü tamamlayan olarak gördükleri içindir.
Bir kültürün liderleri akılzgözü yetisinden mahrumsa bu kültürün genç, gelişmekte olan zihinleri körlerin körleri yönettiği bir dünyada yaşayacak demektir.