"Duygusal sahnelerin tasvip edilmemesi, güçlü duygulardan korkmayı, insanın kendi öfkesi ve nefretinden korkmasını ve gerçekle yüz yüze gelmekten korkmayı getirir çünkü gerçekle yüz yüze gelmek öncelikle öfke ve nefrete yol açar. İnsanın dünyayla baş edip onu değiştirebilme ya da en hafif biçimiyle olsun, kendi kaderini etkileme kabiliyetine duyduğu özgüvenin eksikliğiyle bir araya gelen öfke ve nefret korkusu, dünyanın ve onun üzerinde yaşayan insanların çoğunun iyi olduğuna ve en banal, en ilkel eğlencelerin çok zevk verdiği, derin hazla sunduğu yönünde aptal bir inanca yol açar."