İltifat etmenin incelikli yolları
🤔Samimi iltifatlar, hem edenin hem de edilenin hayatını güzelleştirme potansiyeli taşırken neden genellikle bunu yapmaktan çekiniriz? Nelere dikkat edersek iltifatımızın yanlış anlaşılacağı ya da karşılık bulmayacağı endişesini giderebiliriz? İltifatlar, samimi olduklarında, en güzel geri bildirim verme yollarından biridir. Peki neden çoğu zaman birine övgü dolu sözler söylemekten imtina ederiz? Missouri Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nde İngilizce ve teknik iletişim alanlarında ders veren Lisa Pavia-Higel, Psyche internet sitesinde yayımlanan yazısında, bu konuyu ele alıyor ve iltifat etmenin incelikli yollarını sıralıyor. Yazıdan öne çıkan bazı bölümlerini aktarıyoruz: “(…) Yaklaşık beş yıl önce tanımadığım insanlara halka açık yerlerde iltifat etme alışkanlığı edindiğimde, çoğumuz gibi, yorumlarımın samimiyetsiz veya müdahaleci görünebileceğinden endişelenmiştim. Belki siz de iltifat etme konusunda bazı çekincelere sahipsiniz; bir yabancıya, iş arkadaşınıza veya hatta bir arkadaşınıza beklenmedik bir şekilde övgüde bulunmanın garip hissettireceğinden veya sözlerinizin istediğiniz gibi algılanmayacağından endişeleniyorsunuz. Ben, bu endişelerin beni durdurmasına izin vermedim; siz de vermeyin. Daha çok iltifat etmek hayatımı aydınlattı. Bence bu, birçoğumuzun yaşadığı sosyal kopukluk, yalnızlık ve gerginliğe çözümün küçük bir parçası da olabilir. Siyasi iklimin belirsizliğinden ötürü iyi tanımadığımız insanlarla iletişimimizi sınırlamak en güvenli yol gibi görünse de arkadaşlara, aile üyelerine, tanıdıklara, hatta yabancılara ulaşmak, çok ihtiyaç duyulan nezaket, mutluluk ve aidiyet anlarını hayatımıza getirebilir. __Neden mi? Samimi iltifatlar hem alıcıyı hem de vericiyi iyi hissettirir de ondan. Psikologlar, iltifat eden kişi önceden
Makale|Yazı
Antonio Canova [1757-1822] mermer Psyche yarı uzanmış" 1778. Louvre Müzesi, Paris. Detay
Reklam
Aşk karmaşası
Aşk, aşk, aşk… Belki de her şey Eros’un okuyla başladı. Fırlattığı oklar bazen iki insanı birbirine yaklaştırdı, bazen sonsuza kadar ayırdı. Kimi zaman imkansız hale getirdi, kimi zaman kavuşanları bile birbirine yabancılaştırdı. Kavuşamayanlar, kavuşup dengeyi kuramayanlar, aşkı dolu dizgin yaşayanlar, platonik takılanlar, birine uyup diğerine uymayan aşklar… “Aşk” sadece üç harf ama içinde koca bir evren taşıyor. Ama şunu düşünüyorum: Biz insanlar aşkın etrafında dolaşıp duran küçük cüceler gibiyiz. Bir küçük aşk lokması için etrafta koşuşturup duruyoruz. Aşk kapımızı çalsın istiyoruz. Ama kapılarımız sonuna kadar kilitli. Üstelik o kilitleri belki yüzyıllardır değiştirmemişiz. İstiyoruz ki kapıyı o çalsın. Kilidi o açsın. Gerekirse kapıyı o kırsın. Yetmezmiş gibi gelip bizi de kapının arkasından çekip çıkarsın. Oysa belki de mesele çok daha basit. Biz o kilitleri biraz gevşetsek… Kapıyı hafif aralık bıraksak… Kimsenin ne kapıyı kırmasına, ne kilit açmasına, ne de bizi kurtarmasına gerek kalmaz. Kendi adıma konuşursam, son yıllarda aşkın çok da realist bir şey olduğunu düşünmüyorum. Aşk bazen mantığın bavulunu toplayıp evi terk etmesi gibi. “Ben asla yapmam” dediklerini yapmak gibi. Karşındakini, zihnindeki profile uydurmaya çalışmak gibi. Ve işin kötüsü, hep yönlendirmelerle dolu: Sevgiyi çok verirsen “sıkıcı” olursun. Az verirsen “soğuk.” Çok uyumluysan “heyecansız.” Uyumsuzsan “asi.” Kaçarsan kovalanırsın. Kaçmazsan yerinde çakılı kalmış, sabit hiç gitmeyen bir ev gibi görünürsün. İmkansızken büyütülen şey, mümkün hale gelince değersizleşir. Çok çaba gösterirsen kendinden ödün vermiş olursun. Az çaba gösterirsen “Bu aşk için hiçbir şey yapmıyorsun” denir. Kıskançlıklar havada uçuşur. Bazen seni eğitilmemiş bir at gibi dizginlemeye çalışırlar. Bazen savunmasız,
Aşk
Aşk Tanrıçası
Psyche, değişimin eşiğinde, belirsizliği elinde tutan ve hala devam etmeyi seçen bir bilinç
Sanat
Güzelliği ve Öfke: Psyche, o kadar güzeldir ki insanlar Afrodit'e tapmayı bırakıp ona tapmaya başlar. Buna öfkelenen Afrodit, oğlu Eros'a Psyche'yi en çirkin yaratığa aşık etmesini emreder.
1000Kitap
Psyche (Psihe), Yunan mitolojisinde ruhu, insan zihnini ve nefesi temsil eden, güzelliğiyle Afrodit'i kıskandıran ölümlü bir prensestir. Aşk tanrısı Eros ile yaşadığı tutkulu aşk ve ölümsüzlüğe ulaşma süreciyle tanınır. Genellikle kanatlı (kelebek) bir genç kız olarak tasvir edilir ve "psikoloji" kelimesinin kökenini oluşturur.
1000Kitap
Reklam
Reklam