Her yanımızı çevreleyen kötülüğü affedebiliyorken, başkaldırıyı kesinlikle hoş görmüyoruz; çünkü bizim kötülükle asıl özdeşleştirdiğimiz şey kötülüğün kendisi değil, başkaldırı.
Toplumumuzdaki gerçekten zayıf kişiler, acı çekenler değil, acı çekmekten korkanlardır. Topluma uyumu başarıyla gerçekleştirmiş olanlar, asıl zayıflardır. Bu yüzden binlerce yıldır duyarlılığın zayıflık olduğunu iddia ederek propagandalarını bu biçimde yürütüyorlar. Bilinçlerini bölerek bütün acılardan kaçmaya çalışanlar onlardır; deforme olmuş bir gerçeğin, yani güç ve iktidar ideolojisinin asıl taşıyıcıları.
Bizim neslimizin asıl yarası da budur. Daha iyisini, daha insancıl olanını istiyoruz, ama bu hedefe engel olanın, kendi kırılgan insanlığımız olduğunu anlayamıyoruz.