#okudumbitti
Kurtlar imparatorluğu
Malik Cesur kendini toparlamıştı bile. Ayar kalktı ve Çelik büro masasının etrafını dolandı, beşlik simit gibi sırıtıyordu. Üzerinde Galatasaray futbol takımının renklerini taşıyan sarı-kırmızı bir forma vardı.
Birçok istatistikle, makaleyle destekleyerek onlara neler yapılabileceğini gösterdi; artık beyin kartografyası sayesinde insan beynini gözlemlemek, kontrol altında tutmak, eğitmek mümkündü.
Birden, bir afişin üzerinde gördüğü bir kelime dikkatini çekti. Sarı ve kırmızı zeminin üzerindeki bir kaç gece.
Beni Galatasaray’a götürün dedi şoföre.
Öncelikle belirtmek isterim ki hayran olduğum, dünya çapında bir yazarın kitabında tuttuğum takımın etkilenilmiş ve farkedilmiş şekilde bahsedilmiş olması oldukça mutlu etti beni.
Fransız bir Yazardan ülkemin bu denli güzel tasvir edilmesi, ülkenin sadece İstanbul’dan ibaret görülmemesi, araştırılması da oldukça hoşuma gitti.
Yapılan siyasal tespitlere katılmayanlar elbette olabilir ama beni rahatsız eden bir husus yoktu; aksine bir çok yerinde tespitler yapmış olması da takdire şayandı. Açıkçası Türk milletinin aşağılandığı, hor görüldüğü bir bölüme de rastlamadım hiç.
Son günlerde ani yüz bulanıklığı göz kararması yaşayan Anna doktor Ackerman’a tedavi olmakta ancak kendisine de açıklayamadığı şekilde tedaviden rahatsız olmaktadır. Fransa’daki Türk mahallesinde birbiri arkasına hunharca öldürülen Türk işçiler ve bu ölümleri araştıran yüzbaşı Paul ve ona yardım eden emekli polis Schiffer. Olayların içine girdikçe karmaşık hale gelen ilişkiler. Fransa’daki yasadışı Türk işçileri elinde tutan bir gücün ölülerin kimliklerini saklama çabası. 70’li yıllarda ülkücü olan ancak 80 darbesi sonrası davaya bağlılıklarını yitirip profesyonel tetikçi gibi yaşayan Bozkurtlar ve sıra dışı güç