"Hazar Sözlüğü" Üzerine
Puan vermedi·318 syf.··
2026 2. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 15:19
Bu zor, hatta çok zor eseri basitçe değerlendirmek gerekirse geleneksel bir romandan ziyade okurun da bizzat inşasına katıldığı bir edebi yapboz olduğunu söyleyebiliriz. ​Tarihi bir kurgu yaratırken, örneğin 1920 yılının puslu Kasım ayındaki İstanbul atmosferini inşa ederken, gerçek tarihi figürlerle kurmaca karakterleri sırıttırmadan harmanlamak metnin inandırıcılığını belirler. Paviç, bu kitapta tam olarak bu yaratım özgürlüğünü merkeze alıyor. Kaybolmuş bir imparatorluğun tarihsel boşluklarını; sahte alıntılar, rüya okuyucuları ve uydurma kaynakçalarla öylesine akademik bir üslupla dolduruyor ki, bir noktadan sonra neyin tarihsel bir gerçek, neyin yazarın dipsiz hayal gücü olduğunu ayırt etmek imkânsızlaşıyor. ​ ​Kitabın sözlük formatında olması, okuma eylemini pasif bir süreçten çıkarıp okuru oyunun bir parçası haline getiriyor. Kelimelerin etimolojik kökleri ve diller arasındaki bağlar üzerine kafa yoran, sözcüklerin izini süren bir zihin için bu doğrusal olmayan yapı aslında büyük bir serbestlik sunuyor. Yazar, zamanı ve mekânı parçalayarak her bir maddeyi farklı bir dönemin yankısı olarak bırakıyor ve okura "Kendi hikâyeni kendin birleştir" diyor. ​ ​Özetle Hazar Sözlüğü, klasik bir giriş-gelişme-sonuç beklentisiyle "okunup bitirilecek" bir kitaptan çok, "içinde dolaşılacak" bir müze gibidir. Karakterlerin rüyalar aracılığıyla birbirinin zihnine sızdığı, gerçeğin cinsiyete veya bakış açısına göre alternatiflere bölündüğü bu metin, edebiyatın sınırlarının ne kadar esnetilebileceğinin en somut ve cesur kanıtlarından biridir.
Hazar SözlüğüMilorad Paviç · Agate Yayıncılık · 2001172 okunma
Puanım: 9 / 10 (Yine geç kalmışım)
9/10
·479 syf.··
2026 25. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2026 23:38
İlk kitaptaki o puslu ve mistik çöl havasından sonra, Stephen King bu kez tempoyu öyle bir yükseltiyor ki sayfaları nasıl çevirdiğinizi şaşırıyorsunuz. Üçün Çekilişi, serinin sadece bir devam kitabı değil; Roland’ın evrenini bizim dünyamızla ve zaman döngüleriyle muazzam bir şekilde bağlayan bir kurgu dehası. Roland, tekinsiz bir denizin sahilinde ölümcül yaratıklarla ve hastalıkla pençeleşirken, kumsalda sadece başka dünyalara ve zamanlara açılan gizemli kapılar bulur. Kuleye giden yolda ona eşlik edecek olan "Üçü" çekmek zorundadır: Mahkum (Eddie Dean), Gölgelerin Hanımı (Odetta) ve İttifakçı (Jack Mort). King’in 1980'lerin New York'u ile Roland'ın "yerinden oynamış dünyası" arasında kurduğu o paralel geçişler, kültür şokları ve karakter analizleri gerçekten kusursuz. Eddie’nin eroin bağımlılığıyla ve geçmişiyle mücadelesi, Odetta’nın zihnindeki o tehlikeli bölünmeler ve Roland’ın bizim dünyamızın ilaçlarına, arabalarına, hatta şekerine verdiği o saf tepkiler hikayeyi inanılmaz sürükleyici kılıyor. İlk kitaptaki o yalnız silahşor imajı, yerini hayatta kalmak için birbirine tutunmak zorunda olan, yaralı ama güçlü bir "Ka-tet"in (kader birliği) doğuşuna bırakıyor. Aksiyonun, psikolojik derinliğin ve paralel evren teorilerinin havada uçuştuğu, King’in hayal gücünün sınırlarını zorladığı bir şaheser. Artık Roland yalnız değil ve Kule'ye giden yol çok daha tehlikeli ama bir o kadar da büyüleyici!
1000Kitap
Üç'ün ÇekilişiStephen King · Altın Kitaplar · 20061,716 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·238 syf.·
2026 32. kitabı
İhsan Oktay Anar’ın Puslu Atlaslar Kıtası romanı, gerçek ile hayalin iç içe geçtiği, dil zenginliği ve sıra dışı kurgusuyla beni etkileyen bir eser oldu. Yazar, okuru yalnızca bir hikâyenin içine değil, aynı zamanda düşlerin ve düşüncelerin sınırlarında gezinen farklı bir dünyaya davet ediyor. Yer yer mizahi, yer yer düşündürücü anlatımıyla dikkat çeken roman; insanın hayalleri, arzuları ve hakikat arayışı üzerine derin izler bırakıyor. Alışılmış romanlardan farklı bir okuma deneyimi sunan bu eser, bitirdiğimde zihnimde uzun süre yaşamaya devam etti.
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,6bin okunma
Puan vermedi·238 syf.··
2026 69. kitabı
Puslu Kıtalar Atlası, 17. yüzyılın Konstantinopolis'inde, düşlerini bir atlasa dökerek dünyayı anlamlandırmaya çalışan İhsan Oktay Anar'ın felsefi ve fantastik dünyasını anlatır. Yazar, İhsan Efendi ve oğlu Uzun İhsan'ın maceraları üzerinden varoluşu, rüya ile gerçeklik arasındaki o ince çizgiyi, Osmanlı'nın yeraltı dünyası ve felsefi sorgulamalarla harmanlayarak eşsiz bir üslupla işler.
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,6bin okunma
Puan vermedi·74 syf.··
2026 53. kitabı
Ay Işığı Sokağı, Fransa'nın liman kentindeki karanlık ve puslu sokaklarda gezinirken, bir genelevden yükselen tanıdık bir Alman melodisinin peşine düşen bir gezginin tanıklık ettiği trajik bir hikayeyi anlatır. Bu tekinsiz sokakta, yabancı bir ülkede yapayalnız kalmış ve ahlaki bir çöküşün eşiğine gelmiş Alman bir fahişe ile onun izini bulup kendisini bu hayattan kurtarmaya çalışan gururlu bir adamın çatışması saklıdır. Stefan Zweig, ay ışığının aydınlattığı bu melankolik fonda; vatan hasreti, gurur, saplantılı aşk, utanç ve vicdan azabı gibi en yoğun insani duyguları sarsıcı bir psikolojik derinlikle işler.
Ay Işığı SokağıStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202181,9bin okunma
6/10
·152 syf.··
2026 7. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 18:09
Japon edebiyatının erken modern dönemdeki en büyük ustalarından Ryūnosuke Akutagawa ile tanışma kitabım, İthaki Yayınları’ndan çıkan "Raşomon" derlemesi oldu. Akutagawa’nın öykü evrenine adım atmak, hem edebi açıdan farklı bir deneyim sundu hem de yoğun bir dönemin ardından zihnimi dinlendirmek için aradığım o dingin sığınağı sağladı. ​Kitapta ilk dikkatimi çeken unsur, yazarın mekan tasvirlerine ayırdığı geniş yer oldu. Akutagawa, olayların geçtiği atmosferi adeta bir ressam gibi ince ince işliyor. Yer tasvirlerinin bu kadar uzun uzadıya yapılması zaman zaman okuma ritmini yavaşlatsa da, hikayelerin geçtiği o puslu ve felsefi havayı solumak adına oldukça başarılıydı. Yine de bu uzun anlatımlar, sabırsız okurlar için bazen zorlayıcı bir eşiğe dönüşebilir. ​Kitaba dair yapabileceğim en net eleştiri ise yazarın anlatım tekniğiyle ilgili. Akutagawa, bazı öykülerde kurgunun akışına aniden müdahale edip okuyucuyla doğrudan bağ kurmayı seçiyor. Yazarın araya girip hikayeyi biraz baltalayan bu müdahaleleri, kurgunun büyüleyici atmosferini benim açımdan biraz zedeledi ve beni hikayenin gerçekliğinden anlık olarak kopardı. Modern anlatılarda alışık olduğumuz "görünmez yazar" illüzyonunu bozan bu durum, okuma keyfime ufak bir sekte vurdu diyebilirim. ​Tüm bu genel yapının içinde, derlemedeki öyküler arasında beni en çok yakalayan ve okumaktan en büyük keyif aldığım metin ise kesinlikle Tütün ve Şeytan oldu. Akutagawa'nın bu öyküde Şeytan figürünü, Japon kültürü ve tütünün ülkeye girişiyle harmanlama şekli hem çok zekice hem de son derece eğlenceliydi. Şeytan ile tacir arasındaki o ironik ve zeka dolu mücadele, kitabın genelindeki dingin havaya çok tatlı bir dinamizm katmış. ​Ancak tüm bu teknik detayların ve eleştirilerin ötesinde, Raşomon benim için tam anlamıyla bir "zihin
RaşomonRyunosuke Akutagava · İthaki Yayınları · 20222,410 okunma