Bir roman yazmanın ne anlama geldiğini düşündüğümde hep o hisler geliyor aklıma. Bu elle tutulur anılar, bana içimde taşıdığım bir şeye inanmayı ve bu içimdeki şeyin sunacağı olasılıkları hayal etmeyi öğretti. Bugün de o hislerin hala içimde olması ne kadar muhteşem.
Haziran, 2024
~Haruki Murakami
, aynı Joann Peterson'ın şu sözlerinde olduğu gibi: "Öfke, Tabiat ananın bizlere küçücük bir çocukken verdiği, hakkımızı savunup 'Ben önemliyim' deme enerjisidir. Sağlıklı öfke enerjisi ile yaralayıcı duygusal ve fiziksel şiddet enerjisi arasındaki fark, sınırlara saygı gösteriyor olmasıdır. Kendi hakkınızı savunmak, kimsenin sınırlarına tecavüz etmez."
Anne-babamızla duygusal göbek bağımızı kesebilseydik, anne-babamız dahil hiç kimsenin ne dediği, ne düşündüğü, sevgi ve onayı bizim için bu denli önemli olmazdı.
Kitabı kapattığımda düşündüm. Sırf yetersiz biri olduğunu düşüncesinde kaybolmamalıyım. Hâla bir şansa sahip değil miyim? Eksik de olsam iyilik yapıp, güzellikle konuşamaz mıyım? Hayal kırıklığına sebep olan ben de bazen sadece bazen, iyi biri insan olamaz mıyım? Böyle düşününce yeniden hayat buluyor, gelecek günler için sabırsızlanmaya başlıyorum.