s

ÇEVİRİ HAKKINDA
9/10
·112 syf.··
2024 39. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 27 Aralık 2024 20:11
Bu kitabın yine aynı yayınevinden 2017 yılı baskısı (çevirmen Ayşe Ece) elektronik olarak elimde olduğu için kitabı e-kitap olarak okumaya başladım ancak alıntı yapmak istediğim kısımlarda elimde fiziken bulunan 2024 yılı baskısındaki (çevirmen Belkıs Dişbudak) ilgili kısma erişmeye çalıştım. Aynı cümlelerin farklı şekilde çevirileri beni oldukça etkiledi. Birkaç örnek vermek istiyorum: Ayşe Ece: Birinin ne yapacağını önceden bilemezsin ki, Belkıs Dişbudak: insanoğlu ne yapar, hiç kimse bilemez, Ayşe Ece: insanın yüreğinin iyi olması için akla ihtiyacı yoktur. Bana zaten bu ikisi birlikte pek olmuyor gibi geliyor. Gerçekten akıllı bir adama bakıyorsun, hiç de iyi biri olmadığını görüyorsun. Belkıs Dişbudak: insanın iyi olmak için akla ihtiyacı yoktur. Hatta bana zaman zaman bunun tam tersi olmalı gibi gelir. Çok zeki birini ele al, hemen hiçbir zaman iyi olmadığını görürsün. Ayşe Ece: “Bak başka türlü anlatayım sana demek istediğimi. Senin George’un var. Onun geri döneceğini biliyorsun. Kimsen olmadığını düşün bir. Diyelim ki siyah olduğun için yatakhaneye gidip kağıt oynayamıyorsun. Nasıl hissederdin kendini o zaman? Düşün ki bütün gün burada oturup kitap okumak zorundasın. Hava kararana kadar at nalı oynayabilirsin tabii, ama sonra işte buraya gelip kitap okumaktan başka yapacak bir şeyin yok. Kitaplar işe yaramıyor. İnsanın yanında olacak birine ihtiyacı var.” İnlemeyi andıran bir sesle devam etti: “İnsan yanında biri olmazsa delirir. Kim olduğu hiç önemli değil, yeter ki yanında olsun.” Ağlamaya başladı. “Sana bir şey diyeyim mi? İnsan çok uzun süre yalnız kaldı mı hastalanır, yalnızlıktan hastalanır.” Belkıs Dişbudak: “Bak belki böyle anlarsın. George’u tanıyorsun. Geri döneceğini de biliyorsun. Ama ya kimsen olmasaydı? Siyahsın diye barakaya girip kağıt
Fareler ve İnsanlarJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 2023211,4bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Üçleme İncelemesi
8/10
·80 syf.··
2024 38. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 27 Aralık 2024 00:03
Spoiler içerir Dag Solstad, arkadaşımın tavsiyesi ile okumaya başladığım bir yazar oldu. Serüvenim, Bjørn Hansen üçlemesinin ilk kitabı olan "On Birinci Roman, On Sekizinci Kitap" ile başladı. Solstad, çok akıcı bir anlatımla tüm kitabı bir oturuşta okutabiliyor. Buna rağmen yazarımızın tarzı mıdır bilemiyorum ama anlatı tema tema gidiyor. Örnek vermek gerekirse, Bjørn Hansen'in eşi ve eşinden ayrılması bir 10-15 sayfada işlenirken devamındaki 40 sayfayı birden yeni hayatı ve uğruna hayatını bir anda geride bırakacağı aşkı, yeni partneri ve bu kadının güzellemesi alıyor. Kitap bu aşk ilişkisi üzerine herhalde diyip partneri tanımaya başladığımız noktada "Turid Lammers tam bir tiyatro düşkünüydü." cümlesi ile 50 sayfa da tiyatro macerasını, sahnelenen oyunları, oyuncuları okuyoruz. Sonra bir sabah Bjørn Hansen artık Turid Lammers'ı "yaşlı ve çirkin" bularak ondan ayrılıyor. -Cinsiyetçi olduğunu ifade etmeden geçemeyeceğim.- Birlikte yıllarını geçirdiği bu kadından son kitaba kadar da haber alamıyoruz. Sonra Hansen tek başına huzur içinde sürdüğü hayatında "Büyük Plan" diye bir dolandırıcılık eylemi ortaya koymaya başlıyor ve olayların akışı tamamen değişiyor. Kısacası bu yazarın tarzı da olabilir, Bjørn Hansen karakterinin bağlanma ve hayatı yaşama biçimi de... Bunu üçleme dışındaki diğer kitaplarından anlayacağız. İkinci olarak “17. Roman” adını taşıyan kitapla yolculuğum devam etti. Yazarın akışta kaybolacağınız bir dili olduğu için, kitaba biraz ara verseniz "Bjørn Hansen en son alışverişe çıkmıştı, bakalım şimdi neler yapıyor?" sorusuyla sizi kendine yeniden çeken bir kitap yazılmış olmasına rağmen kitabın genel anlamda biraz kendini tekrar eder gibi hissettirdiğini de söylemem gerek. Bu kitapta özetle, oğlunun mektubunu açmaktan yıllarca imtina eden baba
Bjørn Hansen’e Dair Üçüncü ve Son RomanDag Solstad · Yapı Kredi Yayınları · 2024255 okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2024 21. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 16 Temmuz 2024 12:58
Sanırım kitap benim için Güzel Zeynep Tunçok’un “Sevgi Soysal’ın Yürümek Adlı Romanını Bildungsroman ve Kadın Bildungsromanı Olarak Okumak” yazısı ile daha anlaşılır oldu: “Çocukluktan beri işlenen resmin düşünsel yaşantıyla silinmesi mümkün değildir. Bu da Elâ’yı varış yönü belirsiz bir yürümeye çıkarır.” Yazı için: dergipark.org.tr/tr/download/art...'TE,bildungsroman%20olarak%20okuma%20imk%C3%A2n%C4%B1%20sa%C4%9Flamaktad%C4
YürümekSevgi Soysal · İletişim Yayınları · 20121,641 okunma
Puan vermedi·440 syf.··
2024 12. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 10 Nisan 2024 23:44
Irvin Yalom uzun yıllardır severek okuduğum bir yazar ve her kitabı okurken bir şekilde sakinleşmeme, dingin hissetmeme sebep oluyor. Nitekim bu kitabı da her zamanki gibi okuyucusuna samimiyetle dokunmayı başarıyor. *spoiler içerir* Türkçe çevirisi 414 sayfa olan bu kitabı bazı zamanlarda birkaç gün ara vererek okudum; benim için Schopenhauer'in öz geçmişi, dünya görüşü, Philip'in takıntısı haline gelmiş olması zaman zaman boğucuydu. Buna rağmen grup terapi seansları sonuna yaklaşıldıkça Philip'in gruba entegre oluşu, Julius'un birçok bağımlı hastanın terapi desteği olmadan başaramayacağı ve hatta modern terapi yöntemlerinin işlevsiz kalabileceği durumlardan birini yaşayan Philip'in kendisini Schopenhauer'la özdeşleştirerek "anlaşılmış hissetmesi" ve bağımlılığından başarılı bir şekilde kurtulabilmesine değinmesi, tüm bu felsefi anlatımları kucaklayabilir hale getirdi. Ne diyelim, Yalom başarısı. Verdiğim aralarda Yalom'un kendi internet sitesi üzerinden ulaştığım bir konuşmaya denk geldim, bu sohbette Yalom'un (88 yaşında vefat eden Marliyn, hayatının 65 senesini Yalom ile evli olarak geçirmiş) eşini "Bugünü Yaşama Arzusu"nda Julius'un başına gelmiş olarak kurgulanan melanom kanserinden kaybettiğinden, eşinin ölümünden sonra ise kadınlara karşı duyduğu cinsel arzusunda kontrol edilemez derecede artış meydana geldiğinden bahsediyor. Kendi realitesini kurgu ile bu derece harmanlayabilmesi hayranlık verici. İzlemek isteyenler için: youtube.com/watch?v=YuPDBwB... Kitabın bir bölümünde ölüm ya da son bizim için yaklaştıkça gündelik hayatta başımıza gelen sıradan olaylara bile anlam yüklediğimizden, yavaşladığımızdan ve gözlem gücümüzün arttığından bahsediliyordu. Buna bir örnek olarak ben de son iki bölümde okumaları tane tane yaptım. Philip'in ağlayarak
Bugünü Yaşama ArzusuIrvin D. Yalom · Pegasus Yayınları · 20174,835 okunma
Puan vermedi·72 syf.··
2024 3. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 21 Ocak 2024 18:37
Kısa bir şeyler okumak istediğimde kitaplığımda bulunsun diye satın aldığım bu kitabın henüz okumaya fırsatım olmayan Kayıp Zamanın İzinde’den bir bölüm olduğunu öğrenmemle kitabı okumaya başlamam bir oldu. Proust, güçlü betimlemeleri ile sizi derin duygu dünyasına bir anda çekiyor. Bir yazarın yedi cilt ve yaklaşık bin altı yüz sayfa bir romanı nasıl üretebildiğini, sevgilisinin uyuyakaldığı zamanlardaki yüzünü tasvir edişi otuz sayfayı geçtiğinde anladım. Hayranlık uyandırıcı.
KıskançlıkMarcel Proust · Can Yayınları · 20202,656 okunma