Spoiler içerir
Dag Solstad, arkadaşımın tavsiyesi ile okumaya başladığım bir yazar oldu. Serüvenim, Bjørn Hansen üçlemesinin ilk kitabı olan "On Birinci Roman, On Sekizinci Kitap" ile başladı. Solstad, çok akıcı bir anlatımla tüm kitabı bir oturuşta okutabiliyor. Buna rağmen yazarımızın tarzı mıdır bilemiyorum ama anlatı tema tema gidiyor. Örnek vermek gerekirse, Bjørn Hansen'in eşi ve eşinden ayrılması bir 10-15 sayfada işlenirken devamındaki 40 sayfayı birden yeni hayatı ve uğruna hayatını bir anda geride bırakacağı aşkı, yeni partneri ve bu kadının güzellemesi alıyor. Kitap bu aşk ilişkisi üzerine herhalde diyip partneri tanımaya başladığımız noktada "Turid Lammers tam bir tiyatro düşkünüydü." cümlesi ile 50 sayfa da tiyatro macerasını, sahnelenen oyunları, oyuncuları okuyoruz. Sonra bir sabah Bjørn Hansen artık Turid Lammers'ı "yaşlı ve çirkin" bularak ondan ayrılıyor. -Cinsiyetçi olduğunu ifade etmeden geçemeyeceğim.- Birlikte yıllarını geçirdiği bu kadından son kitaba kadar da haber alamıyoruz. Sonra Hansen tek başına huzur içinde sürdüğü hayatında "Büyük Plan" diye bir dolandırıcılık eylemi ortaya koymaya başlıyor ve olayların akışı tamamen değişiyor. Kısacası bu yazarın tarzı da olabilir, Bjørn Hansen karakterinin bağlanma ve hayatı yaşama biçimi de... Bunu üçleme dışındaki diğer kitaplarından anlayacağız.
İkinci olarak “17. Roman” adını taşıyan kitapla yolculuğum devam etti. Yazarın akışta kaybolacağınız bir dili olduğu için, kitaba biraz ara verseniz "Bjørn Hansen en son alışverişe çıkmıştı, bakalım şimdi neler yapıyor?" sorusuyla sizi kendine yeniden çeken bir kitap yazılmış olmasına rağmen kitabın genel anlamda biraz kendini tekrar eder gibi hissettirdiğini de söylemem gerek. Bu kitapta özetle, oğlunun mektubunu açmaktan yıllarca imtina eden baba