Benzer bir eve sahip olabildiğim gün. Korkmaktan kurtulduğu gün elbette suçlayacak değildim onları. İki katlı içi halılar döşeli bir ev. Pis kokan bir çocuk. Çok gerilerde kaldı artık.
Yeni çıkan edebi eserlerden hangilerini tavsiye edersiniz?
Son yıllarda yayımlanmış edebi eserler arasında okuduklarımdan en iyisi, David Mitchell'ın Cloud Atlas adlı romanıydı -kesinlikle dâhiyane bir roman bu. Ayrıca Murakami ile Paul Auster'ın birçok kitabını da severek okudum. Bir de, Charles Dickens'ın Our Mutual Friend adlı romanıyla, Siegfried Lenz'in The German Lesson'ını geçenlerde tekrar okudum. İkisi de gerçek birer başyapıt.
Doğum günü kutlaması gibi önemsiz bir olay dahi, daha derin yerlere inmek için önemli bir çıkış noktası olabilir. Bu tür günleri genelde kutlarız; ama konuyu kısaca düşünmek bile bu kutlamaların ne işe yaradığına dair bir soruyu akla getirebilir -bu günlerin nasıl işlevi, zamanın amansız sert göstergelerini etkisiz hale getirmek değil midir?
Sırf hayatlarına tanık olacak birinin bulunmasını deli gibi istedikleri için, hiçbir biçimde tatminkar olmayan ilişkilerine devam eden bireylerle karşılaşmayanınız kalmış mıdır?