--Aman Raif bey,dedim. Bunlar ne biçim laflar... Gerçi biraz fazla telaş ediyorla, ama bunu böyle tefsir etmek doğru değil... Karınız ve kızınız!
--Evet, karım ve kızım... Ama işte o kadar...
"İçimdekileri herhangi şekilde olursa olsun dışarıya vurmak korkusu, bu manasız ve lüzumsuz ürkeklik yazı yazmama mâniydi. Yalnız resim yapmaya devam ediyordum. Bu iş bana, içinden bir şey vermek gibi gelmiyordu
"Başka değerleriyle bir melek olsa,
Bir insansın olabileceği kadar büyük olsa,
Yalnız o kusurundan ötürü
Düşer insanların gözünden.
Bir damla kötülük en soylu varlığı
Lekeler ve yıkar bile bazen."
"Bilseydim ayini yapmazdım."
Başıyla onayladı."Senin gibi başkalarının çoğuda yapmazdı.Talepkârların sorgulanmamasının sebebi budur belki. Yüreklerimizde gerçekte ne olduğu bilinseydi kaçımız affedilirdi?"
"Söylesene,"dedi, "sence sefil haldeki biri mi, yoksa mutlu biri mi daha iyi adaklar adar?"
"Mutlu biri elbette."
"Yanlış,"dedi . "Mutlu biri kendi hayatıyla meşguldür.Kimseye minnet borcu olmadığını düşünür.Ama onu soğuktan titret, karısını öldür, çocuğunu sakat bırak, o zaman dualarını duyarsın. Sana kar beyazı bir süt danası alabilmek için ailesini bir ay aç bırakır.Parası yeterse yüz tane alır."
"İyi ama,"dedim,"eninde sonunda onu ödüllendirmen gerekmez mi? Yoksa adak sunmayı bırakır."
"Ah,ne kadar uzun süre devam edeceğini bilsen şaşırırsın. Ama evet, sonunda en iyisi ona bir şey vermektir. O zaman yeniden mutlu olur. Sende baştan başlayabilirsin."