3/10
Ah Maral Atmaca ah. Kitapları 2015 yapımı kore dizileri gibi resmen. Hani izlerken defalarca kez karakterlerin yerine utanırsınız ama durdurup, sakinleşip 30 saniye sonra izlemeye devam edersiniz. Maral'ın kitapları da öyle benim için. Fakat bu serisi sanırsam en haz etmediğim serisi. Yani konusu iyi hoş aslında. Lakin iki başrol karakterin de gözümde vasat olmasından kaynaklı seriyi sevemedim. Başrol kız. Ahhhhhhhhhhh... Yani, vasatın üstü başrol kadın karakterler sıralamamda ilk 5'tedir kendisi. Kalp hastası. Baya ağır kalp hastası. Fakat yazarımız bunu yeterli görmemiş. Biraz daha ıkınalım hadi demiş, ha gayret biraz dahaaa demiş. Tahmin edilebileceği gibi karakterin geçmişi pek sıkıntılı. Bu kadarı yetmez denilerek her türlü hastalık bu kızımızın bünyesinde toplanmış. Hastalık hastası. Her gün 3 öğün bayılmazsa bir yerlerinden eksiliyor. Bir de bayıl istersen Feriha diyince bayılıyor misal. O model hastalık hastası. Çok korkak. Hastalıklarıyla yıllarca insanlardan izole yaşamak ona böyle bir şey katmış. Ama fazla korkak. Hani artık aptallık, salaklık derecesinde korkaklığı. Peki ya başka özelliği var mı? Ha bir de biricik, sert, nemrut başrol erkeğimizin karşısında aşırı korkması ama yine de nutku tutulması dışında bir özelliği yok. Şakasız bunlar dışında bomboşş bir karakter. Ha bunlar da doluluk sayılıyorsa yanii hani. Başrol adam. Kendisi bir katil. Profesyonel katil(he he ben de mit ajanıyım, yersen). Kiralık katil diyebiliriz. Sözde kötü insanların korkulu rüyası, celladı falan ama kitabın başında bizim kıza ölüm emri verilince kim olduğunu sorgulamadan onu öldürmeye gidiyor. Gittiğinde de bizim kızın aşırı saf salak masum bir şey olduğunu anlayınca kıyamıyor tabi, lütfediyor da yaşatıyor bizim kızı. Garibim bizim kız da fazla saf. Adam da kaçırır mı
Duygu ve Düşünce
Ötanazi OkuluMaral Atmaca · Ephesus Yayınları · 20227,4bin okunma
9/10
·592 syf.··
2025 1. kitabı
aşırı sürükleyici ve bizzat king'in kendi kitapları arasında en sevdiklerinden. ---spoiler olabilir dikkat--- kitabı açınca 200 sayfa hatta belki 300 vampir diye bir olay yok. sanki normal bir gizemli cinayet hikayesi gibi. bu yüzden kitabın ve lot'un (kasaba) içine girip karakterleri tanıyıp bir kasaba sakini olmanızdan sonra olayların çok enteresan hala gelmesi sizi daha çok etkileyip daha sürükleyici kıvama sokuyor kitabı. sonrasında da bitiyo işte. ben ve mark olayı çok iyiydi. pederin olayı ucu acık kaldı bende çok merak ediyordum uzaklara gittikten sonrasını fln. ya bide bişey söylicem abi 2024 yapımı uyarlamasını -aynı ismiyle salems lot (lanetli ev diye glb türkçede)- izledim okuma sonrasında. aslında filmden bir beklentim fln olduğundan değil sadece kitapta geçeni nasıl işlemişler betimlemeler benim kafamda kurduğum gibi mi karakterler nasıl fln diye merak ettiğimden. kitabı okurken sevdiğim bir karakter vardı. jimmy cody. ya abi filmde codyi zenci kadın olarak oynatmışlar qq. delirdim ya. bide kitaptaki betimlemelerle tam kafamda bir şey canlanmamıştı filmde de durum böyle olunca cıldırdım yani. herneyse
Korku AğıStephen King · Altın Kitaplar · 20171,373 okunma
Reklam
Dem-be-dem meclis-i gülşen
10/10
·480 syf.··
2022 10. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Şubat 2022 15:42
N’ola bu lāleyi elden ele gezdürse kibār TOḪM-I NADİRdür anı itmeyelüm istikŝār İncelememe Halîmgirây Sultan'ın lâle beytiyle başlamak istedim. Belki de hayatım boyunca okuduğum nadir kitaplardan biri olacak Şükûfenâme: Osmanlı Dönemi Çiçek Kitapları . Kitap Osmanlı İmparatorluğu devri içerisinde yazılmış olan çiçek kitaplarını (Şükûfenâmeleri) tanıtmıştır. Girişte genel bilgiler verip devamında çiçek kitapları hakkında bilgiler üzerinde durmuştur. Çoğunlukla lâle'den bahsetmiştir. Nitekim Osmanlı kültürü ve estetiğinde lâle diğer tüm çiçeklerden daha üstün tutulmuştur. Lâlenin sadece havası güzel, temiz ovalarda yetişmesi ve ebced hesabıyla Allah kelimesi ile aynı ölçüde olması sebebiyle lâle çiçeklerin en şereflisi ve değerlisi olarak görülmüştür. Yetiştiriciler, yetiştirdikleri lâlelere eşsiz anlamlar vermiş yetiştiricilik babadan oğula geçmiştir. En güzel lâleyi yetiştirmek ve orijinal isimler vermek için yarışmalar düzenlenmiş, lâle yetiştiriciliğini ve yetiştiricileri konu alan pek çok eser yazılmıştır. Kitapta da bu eserler hakkında bilgi ve görseller bulunuyor. Nitekim kitap, Topkapı Sarayı, Ali Emiri kataloğu, İstanbul Arkeoloji Müzesi ve Millet Kütüphanesi arşivleri taranarak hazırlanmış. Kitapta sadece lâlelerden değil daha birçok çiçekten bahsedilmiştir: Gül, Nergis (Zerrin), Leylak, Şakayık, Karanfil, Sümbül, Sim, Kehriba, Buhur, Tirfil, Katmer, Ful... Osmanlı devrinde tasavvuf ve kitap ehlinin çiçek yetiştiriciliğinde -özellikle lâle yetiştiriciliği- ne kadar emeği olduğunu okurken gördüm. O kadar zarif bir uğraş ki... Aklıma Hezarfen Necmettin Okyay'ın Güldür Gül'ü geldi. Okurken hep bu şarkıyı dinledim, önerilir: [ youtu.be/qQ-xGt6elHQ ] Kitapta bahsedilen çiçek kitaplarından bazıları ise şunlardır: (EN BEĞENDİKLERİM) ֎ FENNÎ ÇELEBİ ŞÜKÛFENÂMESİ, TUHFETÜ’L-AHBÂB ֎ ALİ
Tarih
Şükûfenâme: Osmanlı Dönemi Çiçek KitaplarıSeyit Ali Kahraman · Kültür A.Ş. · 20151 okunma