Tan

Tan
@quidem
dijital defter
162 okur puanı
Ağustos 2018 tarihinde katıldı
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Cayinizm, insana, başka bir inançtan çok daha fazla mutlak bir dinî bağımsızlık ve özgürlük verir. Bizim yaptığımız eylemler ve onların sonuçları arasına hiçbir şey giremez. Onlar bir kez yapıldıklarında bizim efendilerimiz hâline gelirler ve sonuç üretmeleri gerekir. Bağımsızlığım büyük olduğu gibi, sorumluluğum da onunla aynı oranda büyüktür. Ben, istediğim gibi yaşayabilirim; ancak benim seçimim, feshedilemez ve ben seçimimin sonuçlarından kaçamam.
Sayfa 147
Felsefe
Syâdvâda: Doğası bakımından aşırı șekilde belirlenemez biçimindeki gerçeklik anlayışı, Cayinizm'in en aşikâr olan ve syâdvâda olarak bilinen doktrininin temelidir. Svât kelimesi, Sanskritçe "olmak"şeklinin potansiyel tarzda var olma anlamına gelen as'tan türer. O, "olabilir" anlamına gelir ve bu yüzdendir ki, syâdvâda kelimesi, İngilizceye "olabilir doktrini" olarak çevrilebilir. Bu doktrin evrene, birçok noktadan bakılabileceğine ve her bir görüş noktasının, farklı bir sonuç (anekânta) vereceğine isaret eder. Gerçekliğin doğası, onların hiçbiri tarafından tam olarak ifade edilemez. Çünkü o, somut zenginliğiyle her türlü fiili kabul eder. Bu yüzden her konum, kesinlik bakımından yalnızca șarta bağlıdır. Mutlak teyit ve mutlak inkâr her ikisi de doğru değildir. Cayinler, bu konumu, bir fili inceleyen ve gerçekte her birinin yalnızca bir parçasına sahip olduklarından filin şekli hususunda farklı sonuçlara ulașan bir grup kör insanın hikâyesiyle tasvir eder. Söz konusu doktrin, gerçekliğin doğası hakkındaki bütün dogmalardan kaçınma konusunda aşırı ihtiyat gösterir ve bu husustaki bir endiseye işaret eder. Daha önceki bir bölümde bahsettiğimiz felsefi titizlik, burada doruk noktasına ulaşir.
Sayfa 140
Felsefe
Çünkü eğer fail olmaksizn eylem olabilirse, göç eden bir fail olmaksızın ruh göçü de olabilir. Üstelik Budizm'e göre ruh göçü ya da daha kesin bir sekilde, yeniden doğum vardır. Ancak bu diğer Hint inançlarında olduğu gibi bu hayatın sonunda değil fakat her an gerçekleșen bir şeydir. Bir lambadan başka bir lamba tutușturulduğunda, yalnızca ışığın ve sıcaklğın bir nakli yoktur. Onlar her an nakledilirler; yalnızca birinci durumda yeni bir alevler dizisi başlatılır. Benzer şekilde, bir "ferde" ait olan karma, hayatı boyunca olduğu gibi bizatihi ölümde de nakledilebilir ve ölü şahıs yeniden canlanmasa da, bir başkası aynı tabiatla onun yerine doğabilir. Eğer böyleyse, Rhys Davids'in ifade ettiği gibi, göç eden herhangi bir ruh ya da nefis değil, karakterdir, Bir şahıs öldüğünde, onun karakteri ondan sonra yaşar ve gücüyle, farklı bir şekle sahip olsa da bütünüyle onun tarafından etkilenmiş olan bir varlık oluşturur. Ve bu süreç, söz konusu șahıs var olmaya yönelik açlığının bütünüyle üstesinden gelinceye kadar devam edecektir.
Sayfa 130
Felsefe
Buda'ya göre ne Varlık ne de Yokluk hakikat değildir, ancak yalnızca Oluş hakikattir. Bundan, onun gerçekliği reddettiği sonucunu çıkaramayız. Buda, gerçekliği kabul eder, ama yalnızca onun dinamik tanımını verir. Durmayan bir değişim vardır, fakat aynı zamanda değişen hiçbir şey yoktur. "Eylem vardır, ancak fail yoktur." Dil, bu görüşü ifade etmekte güçlük çeker. Böyle bir görüş felsefe tarihinde yalnızca iki kez, biri Yunanistan'da, Buda'dan bir ya da iki nesil sonra yaşayan Heraklitus'un öğretisinde ve tekrar bizim zamanımızda Bergson'un felsefesinde görülür. Böyle bir doktrini ilk kez bir dâhinin ifade etmesi harika gerçekten.
Sayfa 120
Felsefe