Tan

Tan
@quidem
dijital defter
Çünkü eğer fail olmaksizn eylem olabilirse, göç eden bir fail olmaksızın ruh göçü de olabilir. Üstelik Budizm'e göre ruh göçü ya da daha kesin bir sekilde, yeniden doğum vardır. Ancak bu diğer Hint inançlarında olduğu gibi bu hayatın sonunda değil fakat her an gerçekleșen bir şeydir. Bir lambadan başka bir lamba tutușturulduğunda, yalnızca ışığın ve sıcaklğın bir nakli yoktur. Onlar her an nakledilirler; yalnızca birinci durumda yeni bir alevler dizisi başlatılır. Benzer şekilde, bir "ferde" ait olan karma, hayatı boyunca olduğu gibi bizatihi ölümde de nakledilebilir ve ölü şahıs yeniden canlanmasa da, bir başkası aynı tabiatla onun yerine doğabilir. Eğer böyleyse, Rhys Davids'in ifade ettiği gibi, göç eden herhangi bir ruh ya da nefis değil, karakterdir, Bir şahıs öldüğünde, onun karakteri ondan sonra yaşar ve gücüyle, farklı bir şekle sahip olsa da bütünüyle onun tarafından etkilenmiş olan bir varlık oluşturur. Ve bu süreç, söz konusu șahıs var olmaya yönelik açlığının bütünüyle üstesinden gelinceye kadar devam edecektir.
Sayfa 130
Felsefe
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Buda'ya göre ne Varlık ne de Yokluk hakikat değildir, ancak yalnızca Oluş hakikattir. Bundan, onun gerçekliği reddettiği sonucunu çıkaramayız. Buda, gerçekliği kabul eder, ama yalnızca onun dinamik tanımını verir. Durmayan bir değişim vardır, fakat aynı zamanda değişen hiçbir şey yoktur. "Eylem vardır, ancak fail yoktur." Dil, bu görüşü ifade etmekte güçlük çeker. Böyle bir görüş felsefe tarihinde yalnızca iki kez, biri Yunanistan'da, Buda'dan bir ya da iki nesil sonra yaşayan Heraklitus'un öğretisinde ve tekrar bizim zamanımızda Bergson'un felsefesinde görülür. Böyle bir doktrini ilk kez bir dâhinin ifade etmesi harika gerçekten.
Sayfa 120
Felsefe
Acıdan ve kötülükten kurtuluş, onun ilgilendiği şeydi ve metafizik incelikleri çözmeye ne zamanı vardı ne de ihtiyaç duydu. Bu yüzden, öğretisinde göze çarpacak şekilde pratikti. "Felsefe hiçbir şeyi arındırmaz, yalnızca huzur böyle yapar" dedi. Bazen Buda'nın bir agnostik olduğu ve onun, genel olarak dinî öğretmenlerin gönderme yaptıkları meselelere dair sessizliği, nihai şeyler hakkında bilgisindeki kesinliğin bir yokluğundan kaynaklanıyor olarak açıklandığı ileri sürülür. Ancak onun öğretisini böyle yorumlamanın, manevi samimiyeti hususunda şüpheye yol açacağı unutulur. "Eğer o, hakikati bilmeseydi, kendisinin Buda ya da aydınlanmış olduğunu" kabul etmezdi.
Sayfa 117
Felsefe
Budizm, pozitivisttir. Buda'nın zamanını önceleyen dönemde spekülasyon, hemen hemen şaha kalkmıştı ve teorik meselelerin tartışılması, düşüncede anarşiye yol açıyordu. Onun öğretisi, bir reaksiyonu temsil eder ve biz onda hayatın sert gerçekliklerine geri dönmeye yönelik daimi bir çabayla karşılaşırız. Zamanının geleneksel inancını takip ederek Buda, sık sık konuşmalarında bizimkinden başka dünyalara ve onlarda ikamet ettikleri farz edilen varlıklara gönderme yapardı. O, günümüz dilini kullanan herhangi bir kimse için kaçınması imkânsız olan popüler bir ifade tarzıydı. Aynı zamanda, kısmen kesin eskatolojik referansıyla birlikte karma doktrinine inancından kaynaklanmaktaydı. Ancak onun öğretisi, özü itibariyle pozitif olarak bilinmeyen her şeyi dışlayan olarak tasvir edilebilir. Buda, Vedalar geleneğinin otoritesini, özellikle de ayinle ilgili olarak, bütünüyle reddetti. Bazı modern biliminsanları, tabiatüstüne inancın, zamanın psikolojik şartlarının üstüne çıkamayan öğretinin esas kısmı olduğunu iddia ederler. Ancak genel ruhu, özellikle bu zamanda bilinmeyen pozitivist doktrinleri topladığımızda, Buda'nın algı ve akıl alanının ötesinde herhangi bir şeyi kabul etmediği görüşünü ifade eder. Böyle bir görüş aynı zamanda, göreceğimiz gibi, öğretinin üzerinde daha sonraki zamanlarda gelişeceği hâkim rasyonalist çizgiler tarafından desteklenir.
Sayfa 116
Felsefe
O, (Buda) pesimistiktir. Onun öğretisinin ana fikri, her şeyin acı oluşudur (sarvam dukham). "Bütün denizlerin suyu, evren ilk olarak var olduğundan beri akan gözyaşı seliyle karşılaştırılamaz." Kötülük ya da samsara ıstırabı, en gerçek olandır ve insanın en önde gelen hedefi, ondan bir kurtuluşu gerçekleştirmektir. Buda'nın öğretisini pesimistik olarak tanımladığımızda, o bir ümitsizlik inancı olarak alınmamalı. Gerçekten de o, diğer bazı doktrinlerin yaptığı gibi, yeryüzünde ya da gelecek bir dünyada mutluluk vaat etmez. Ancak, burada ve şimdi huzura ulaşmanın imkânını kabul eder. İnsan, onunla ıstırabın kurbanı olmak yerine onun galiba hâline gelir. Şüphesiz o, hayatın karanlık yönünü vurgular; ancak bu vurgu yalnızca, genel olarak idare edildiği gibi hayatın acı ve ıstırapla bozulduğunu gösterir, onun devredilemez özellikleri olduğunu değil. Eğer Buda, konuşmalarında kötülük olgusu üzerinde duruyorsa, o aynı zamanda ondan kurtulma yoluna da işaret eder. Onun "tam bunu öğrettim ve öğretirim, hastalık ve hastalığın sonu" dediği kaydedilir.
Sayfa 116
Felsefe