Gerçek şu ki, Mutlak'ın kendisinin kişileştirildiği ve ondan Tanrı olarak söz edildiği yer dışında, ana meselesi felsefî Mutlak olan Upanişadlarda hakkıyla herhangi teistik bir görüş arayamayız. Mutlak doktrininin bu tür teistik bir yorumu, zaman zaman bulunur. Bu doktrinin iki şeklinden, böyle bir dönüşüme kolaylıkla yardım eden kozmik doktrindir. Ancak âtmanla özdeş olup bu şekilde hâsıl olan bir Tanrı eninde sonunda cîva'dan ayırt edilemez. O, yalnızca içsel bir ilkeyi temsil edebilir, tapınandan ayrı bir tapınma nesnesini değil. Upanişadlar, bu türden bir nesnel Tanrı anlayışını kesinlikle reddederler. "Her kim bir ilaha, onun bir ve kendisinin başka bir şey olduğunu düşünerek ibadet ederse, o bilmez." Bu yüzden Upanişadlardaki Tanrı fikri, temel olarak bizim dışımızda olarak takdim edilen parlak bir şey olan Vedaların deva görüşünden ya da hatta daha sonra Prcâ-pati görüşünden farklılık gösterir ve yalnızca nezaketen teistik olarak tasvir edilir. Upanişadların Tanrısı, "ölümsüz içsel yönetici" (antaryâmyamrtah) ya da bütün şeylerin içinden geçen ve onları bir arada tutan "ip" olarak tasvir edilir. O, hem canlı hem de cansız varlığın merkezi hakikatidir ve görünüşe göre yalnızca aşkın değil fakat içkin bir ilkedir de. O, evrenin yaratıcısıdır, "örümceğin ağını yapması" gibi onu kendisinden meydana getiren ve onu yeniden kendisine geri çekendir. Burada yaratmak, gerçekte evrim için kullanılan bir başka kelime hâline gelir. Sonraki Vedanta terminolojisinde tanrı, evrenin yeterli ve aynı zamanda maddi sebebidir. (abhinna-nibittopâdâna)