Yazarın ikinci romanı, benim ise okuduğum beşinci romanı.
Okumaya 'koloni' kitabından başlarsanız polisiyeyi seveceğinize eminim, diğer kitaplarını da okudukça yazara olan hayranlığınız artacaktır. Polisiye sevmeyenlere bu türü sevdirecek nadir yazarlardan biri.
Bir polisiye romanda olması gereken herşeyi yazarın romanlarında fazlasıyla görüyoruz.
Okurken sadece 'katil kim?' sorusuna cevap aramıyoruz olaylar o kadar karmaşık, işin içinden çıkılmaz ve çözümlenemez duruyor ki acaba bu düğüm nasıl çözülecek derken hiç akla gelmeyecek şekilde ustalıkla sonuca bağlıyor yazar.
Genelde tek bir ipucu üzerinden ilerlemiyor olay sürekli yenileri ekleniyor anlamsız gibi görünen şeyler olaya bir yerinden öyle güzel bağlanıyor ki heyecanımıza heyecan katıyor. Karakterler birbirleriyle o kadar uyumlu ki ne alaka dediğim ya da olmasa da olurmuş dediğim bir karakter olmuyor. Her karakter romana başarılı bir şekilde uyum sağlıyor.
Polisiye romanlarda sayfa sayısı çok fazla olunca aslında gereksiz çok detay varmış gibi hissettiriyor ama yazar sayfalarca sadece bir olayı çözmeye çalışmakla kalmıyor, olayla bağlantısı olan ülkeler, şehirler, sokaklar, caddeler, kültürler, yaşam tarzları vs. detaylarıyla anlatıyor. Bu detaylar bence romana özgünlük katıyor ve gerçekmiş gibi hisstmemize neden oluyor.
Yazarın okuduğum romanlarında beni en rahatsız eden tek şey sokak, cadde, köprü isimlerini uzun uzun ve sürekli olarak söylemesi okurken insanı yavaşlatıyor.
Kızıl nehirler'in 2000 yılında başrollerinde Jean Reno ve Vincent Cassel'in olduğu bir filmi de çekilmiş.
spoiler içerir!!!
Fransa'nın küçük bir kentinde işlenen bir cinayet. Bu cinayeti soruşturmakla görevli, katillerin, uyuşturucu tacirlerinin eski belalısı olan başkomiser Pierre Niemans.
Göz çukurlarına cam parçaları dolduran,