"Daha çok anlat," dedim.
"Hoşuna gidiyor mu?"
"Çok. Elimden gelse, seninle sekiz yüz elli iki bin kilometre hiç durmadan konuşurdum."
"Bu kadar yola nasıl benzin yetiştiririz?"
"Gider gibi yaparız."
“Her bir kar tanesinin dünyanın bir yerinde haksızlığa uğrayan bir kadının ağzından dökülen bir ah olduğunu... Bütün bu iç geçirmeler gökyüzüne yükseliyor,bulutlar halinde toplanıyor,sonra minicik parçalara bölünüp sessizce aşağıya,insanların üzerine yağıyordu.Bizim gibi kadınların neler çektiğinin göstergesi demişti.Başımıza gelen her şeye nasıl sessizce katlandığımızın...”