Ah, gece vakti açık arazide, bu şarkıların, dur durak bilmeyen bu sevinç çığlıklarının arasında, kendi şarkı söyleyemezken, kendi sevinemezken, tıpkı kendisi gibi yapayalnız olan ay gökyüzünden bakarken ve mevsim bahar mı, yoksa kış mı, insanlar diri mi, yoksa ölü mü umursamazken ne kadar da yalnız hissediyor insan… Yürekte acı varken yalnızlık koyar insana.
Cennet'in hayatını iyilik yapmaya adamışların yeri olduğunu sanırdım, ama öyle değilmiş. Tanrı böyle bir karar veremeyecek kadar merhametli ve müşfik. Cennet dünyada gerçekten mutlu olamayanların yeri. Bana buraya kendilerini öldürerek gelemeyenlerin hayatlarını tekrar yaşamaları için dünyaya geri gönderildiklerini söylediler, çünkü ilk seferinden hoşnut kalmamaları ikinci seferinde uyum sağlayamayacakları anlamına gelmiyor.
"Parti, dinsel düşünce ve inançlara saygılıdır." sözlerini ilke edinip bayrak gibi kullanan kişilerden, iyi niyet beklenebilir miydi? Bu bayrak yüzyıllardan beri; bilgisizleri, bağnazları ve boş inançlara saplanmış olanları aldatarak özel çıkarlar sağlamaya kalkışmış kimselerin taşıdıkları bayrak değil miydi? Türk ulusu, yüzyıllardan beri, sonu gelmeyen yıkımlara, pis bataklıklara hep bu bayrak gösterilerek sürüklenmemiş miydi?
Saygıdeğer ulusuma şunu öğütlerim ki; bağrında yetiştirerek başının üstüne çıkaracağı adamların kanındaki, vicdanındaki öz mayayı çok iyi incelemekten hiçbir zaman geri kalmasın.