Bak kâinattaki bütün mevcudata; zîhayat olsun, camid olsun, kemal-i itaat ve intizam ile vazife suretinde ubudiyetleri var. Bir kısmı şuursuz, hissiz oldukları halde, gayet şuurkârane, intizamperverane ve ubudiyetkârane vazife görüyorlar. Demek bir Mabud-u Bilhak ve bir Âmir-i Mutlak vardır ki, bunları ibadete sevkedip istihdam ediyor.
Her dertlinin âhını, her muhtacın duasını işiten ve dinleyen bir Semî-i Mücîb perde arkasında var, bakar ki; en küçük bir zîhayatın en küçük bir ihtiyacını görür ve en gizli bir âhını işitir, şefkat eder, fiilen cevab verir, memnun eder.
Ve hayatın söndü, ancak bir şu'le kaldı.
Ömrün geçti, şuurun söndü, bir lem'a kaldı.
Şöhretin gitti, ancak bir an kaldı...
Zamanın geçti, kabirden başka mekânın var mı? Bîçare!
Evet bazı insanlar zerrede boğulurlar.
Bazısında da dünya boğulur.
Bazılar da, kendilerine verilen anahtarlardan birisiyle kesretin en geniş bir âlemini açar, fakat içinde boğulur.
"Depresyondayım", İngilizce'de belki de en aşırı kullanılan sözcüktür. Sadece bir şeye uzulduklerini ifade etmek için bile, *çok depresifim* diyorlar. *Moralim çok bozuk* demiyorlar. Oysa çok daha yerinde bir deyim olurdu. Ama bu yanlış kullanıma rağmen, gerçekten depresyonda olup bunu söylemeyen pek çok yeniyetme var. Anne-babaları da durumdan ez az onlar kadar habersiz.