"İşkence, insanın buluşu. Tekerleği bulan o zeki, yaratıcı insan soyu, belki de tekerlekten önce işkenceyi icat ediyor. Hayvanlar aleminde böyle bir şey yok; ne içgüdüsel ne bilinçli. Öfkelenebilirler, hırlayabilirler, bir aslan kükrer, bir köpek dişlerini gösterir ama acı çektirmeyi bilmezler, çünkü onu icat etmemişler. İşkence, insanın kötü zekasının sonucu; bir sanat gibi tasarlanmış, bir bilim gibi mükemmelleştirilmiş, bir zevk gibi kullanılmış. Hayvanlar öldürür, parçalar ama acıyı bir amaç haline getirmez. İnsansa bu dünyada hem mucit hem kurban hem de cellat."
"Sevgi ise dünyanın en önemli giderek de (enderliğinden mi acaba herhalde...) en değerli şeyidir. Çünkü kişinin bilinçle ve tam da belirli bir kişiye yönelik, bulunabileceği en yoğun ve en yalın, anlamlı, amaçlı eylemidir."
"Aşk, çünkü önemsiz giderek değersiz bir şeydir. Kişinin başına nedensizce hatta nesnesizce gelir. Neden şu kişiye aşık olmuşsundur; kimdir aşık olduğun belirsizdir. Çünkü yalnızca bir etkilenim bir tutkudur. İşte bir tutulmuşluktur."
"İnsanın durup dinlenmek istediği yerde savaş vardı; yazgıdan kaçılmıyordu. Bu bozuk dünyada tek sığınak, huzur ve avuntu duaydı. Çünkü dua olağanüstüydü. Korkuyu büyük vaatle uyuşturur, ruhun ürküntüsüne toplu dualarla uyku verir, yürekteki ağırlığı kendi kendine mırıldanan kanatlarla yukarıya, Tanrı'ya çıkarırdı. Bu yüzden zor zamanlarda dua etmek iyiydi, çünkü birlikte omuzlanırsa bütün güçlükler hafifler ve iyilikler bağlılıkla yapılırsa Tanrı katında daha da iyi olurdu."