İhtiyaç Da, Hizmet De Bitmemiştir
Sizden sormuştum ki, “Acaba yazılan Sözler kâfi midir, noksanı var mı? Yani vazifem bitmiş midir? Tâ ki rahat-ı kalble kendimi nurlu, zevkli, hakikî bir gurbete atıp, dünyayı unutup, Mevlânâ Celâleddin’in dediği gibi دَانِى سَمَاعِ چِه بُودْ؟ بِى خُودْ شُدَنْ زِ هَسْتِى أَنْدَرْ فَنَاىْ مُطْلَقْ ذَوْقِ بَقَا چَشِيدَنْ deyip, ulvî bir gurbeti arayabilir miyim?” diye sizi o suallerle tasdî etmiştim. Mektubat/ 6. Mektup Vazifenizin bitmediğine dair düşünebildiğim burhanlar: "Evvela: Bid’atların çoğaldığı bir zamanda ulemânın sükût etmemeleri lazım geldiğine dair beyan buyurulan hadisteki emir ve zecir." "Saniyen: Peygamberimizin ittibaına mükellef olduğunuzdan, onlar gibi müddet-i hayatınızca vazifeye devam mecburiyeti olduğu." "Salisen: Madem bu hizmet münhasıran reyinizle değil, istihdam olunuyorsunuz; nasıl Mübelliğ-i Kur’ân, Fahr-i Cihan, Habib-i Yezdân Sallâllahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz Hazretleri bir gün اَلْيَوْمَ اَكْمَلْتُ لَكُمْ دِينَكُمْ ferman-ı celîlini tebliğ buyurmakla aynı zamanda vazife-i risaletinin hitâmına remzen işaret eylemişti. Muhterem Üstad'ın da hizmeti kâfi görülürse, bildirilir kanaatindeyim." "Rabian: Sözler hakkında bugüne kadar sükût edilmesi ve tenkide cür’et edilmemesi, ilâ nihâye bu halin devam edeceğine delil olamaz. Hal-i hayatınızda muhtemel hücumlara evvelen ve bizzat zât-ı fâzılaneleri cevap vereceksiniz." "Hamisen: Dünyayı unutmak isteseniz, başka hiçbir sebep olmasa dahi, yalnız bu mübarek Sözler’le rabıta peydâ eden insanların rica edecekleri izahatı vermek isteyecek ve cevapsız bırakmayacaksınız." "Sadisen: Allah için sizi sevenlere ve sizden istizahta bulunanlara yazdığınız pek kıymetli yazılarla meclis-i ilminizde takrir buyurduğunuz mütenevvi ve Sözler’e bile geçmeyen mesâil kat’iyetle gösteriyorlar ki, ihtiyaç da,
1000Kitap UYGULAMASINDAKİ BEĞENİ VE TAKİP Evvelâ/İlk olarak; uzun yıllardır çeşitli sosyal medya platformlarını aktif kullanan birisi olarak sosyal medya platformları içinde en kaliteli kitlenin 1000Kitap uygulamasındaki kitle olduğunu ifade etmek ile sözlerime başlamak istiyorum. Sâniyen/İkinci olarak; bu uygulamada çok kıymetli kimseleri tanıdım ve elimden geldiğince paylaşımlar ile insanlara ulaşmama 1000Kitap vesile oldu. "Vesilenin mahiyetine bakılmaz, neticesine bakılır. Madem neticesi rıza-yı İlâhîdir ve mayesi ihlâstır; o küçük değildir, büyüktür." (Lem'alar, s. 156) muktezasınca/gereğince bu platformu vesile olarak görmek gerekir. Sâlisen/Üçüncü olarak; 1000Kitap'ta paylaşım yapanlar içinde âyet, hadîs, vecize, İslâm âlimlerinden kaynaklı sözler ve hakikatli paylaşımlar yapan her kim olursa olsun şahıs fark etmeksizin beğeniyorum. O paylaşımlar daha çok insanların önüne çıksın ve hayra vesile olsun. "Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir." (Tirmizî, İlim, 14) hadîsine Cenâb-ı Hak bizleri mazhar eylesin. "İhlâs ve hakperestlik ise, Müslümanların nereden ve kimden olursa olsun istifadelerine taraftar olmaktır." (Lem'alar, s. 152) düstûrumuz olmalıdır, kim paylaşırsa paylaşsın; hak ve hakikate taraftar olmalıyız. Yaptığım paylaşımlarda da sırf beğenilip kendi şahsıma bir pâye çıkarmaktan ziyâde insanların istifade etmesi ve daha çok insanın karşısına çıkıp onlara vesile olması bizi memnun eder. **"Onların hidâyete ermesi sana ait değildir (senin vazifen ancak tebliğdir); fakat Allah, dilediğini (hikmetine binâen kendi lütfundan) hidâyete erdirir. Hem hayır (ve hasenât)tan ne sarf ederseniz, artık kendiniz içindir. Zâten (siz) yalnız Allah'ın rızâsını arzu ederek sarf edersiniz, bu yüzden hayır (ve hasenat)tan ne sarf
1000Kitap
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
RİSALE-İ NUR'U OKUMA VE ANLAMA Risale-i Nur Külliyatı'nı okumak isteyenlerde yol, yöntem ve okuma - anlama hususunda tavsiye isteyenler oluyor. Bu gönderiyi umûma açık ve herkesin istifade etmesini istediğim için yazmak istedim. Evvelâ/Birinci Olarak: nuranimudafa.com/risale-i-nurkul... "Risale-i Nur Külliyatı'nı Okuma ve Anlama Usûlleri" ni ücretsiz olarak indirebilir ya da site üzerinden okuyabilirsiniz. Risale-i Nur Külliyatı’nı Okuma ve Anlama Usûlleri Bu PDF'yi not alarak okuyup bitirdiğinizde aklınızda taslak oluşacaktır inşaAllah. Kitabın içinde bizzat eserin müellifi Üstâd Bediüzzaman Said Nursî'nin anlama ile alâkalı tavsiyeleri, Talebelerinin tavsiyeleri, istifade etme yolları ve akla takılan birçok hususa cevaplar verildi. Kitabın sonuna da "Risale-i Nur Niçin Sadeleştirilemez?" yazısı eklenerek aklen, mantıken, ilmen ve sizi mutmain edecek şekilde misaller ile eserlerin dilinin orijinal olma sebepleri ele alınmıştır. Saniyen/İkinci Olarak: "Risale-i Nur'u Okuma ve Anlama Usûlleri" PDF'sini not alarak okuduktan sonra Google Play'den "Risale-i Nur Kütüphanesi" uygulamasını şu linkten play.google.com/store/apps/deta... indirebilirsiniz. İçerisinde Kur'ân-ı Kerîm, Meâl, Kütüb-i Sitte Tercüme ve Şerhi, İlmihaller, Siyer, Dua kitapları ve Risale-i Nur Külliyatı ile birçok kitap mevcut. Artık bu eserlere ulaşmak teknoloji nimeti ile çok kolay. Sâlisen/Üçüncü Olarak: Uygulamada "Büyük Kitaplar" kısmındaki "İman ve Küfür Müvazeneleri" eseri ile okumaya başlayabilirsiniz. Bu eseri bitirdikten sonra "Asa-yı Musa" eseri devam edebilirsiniz. Râbian/Dördüncü Olarak: Şu sıra ile okunması istifadeye medâr olacaktır. Yeni Başlayanlar İçin Okuma Listesi Sırası 1- İman ve Küfür Müvazeneleri 2- Asa-yı Musa 3- Tarihçe-i Hayat 4- Sözler 5-
1000Kitap
Gönderi kullanım dışı
Türkçe düşünme düşüncesi III
Etnik ya da dini kimliğiyle Türk vatandaşlığını barıştıramayanların, yani daha açık bir ifadeyle, cumhuriyet deneyimini göz önünde bulundurduklarında, Türkiye'nin Sevr ile bir müstemleke haline gelmesini dilemiş olanların, en konforlu sığınakları sırasıyla, İslamcılık, bölücülük ve devrimcilik oldu. İslamcılık ve bölücülük arasında karşılıklı geçişlilik, bölücülük ve devrimcilik arasında da aynı şekilde karşılıklı geçişlilik hep var olageldi. 24 Anayasası'nı, 37 yılındaki değişiklikle, Türkiye Devleti'nin cumhuriyetçi, milliyetçi, halkçı, devletçi, lâik ve inkılâpçı (altı ok) olduğunu ilan etmesinden ötürü tenkit edenlerin bir kısmı, devletin resmi dilinin Türkçe olduğunun, cumhuriyetin ilanı ve Osmanoğulları'nın sürgünüyle değil 1876 yılında Kânûn-ı Esâsî ile ilan edildiğini göz ardı etme alışkanlığına sahipler. Kânûn-ı Esâsî Madde 18: - Tebaai osmaniyenin hidematı devlette istihdam olunmak için devletin lisanı resmisi olan türkçeyi bilmeleri şarttır. Kânûn-ı Esâsî Madde 68: - Heyeti Mebusan için azalığa intihabı caiz olmıyanlar şunlardır: Evvelâ tebai devleti aliyeden olmıyan saniyen nizamı mahsusu mucibince muvakkaten hizmeti ecnebiye imtiyazını haiz olan salisen türkçe bilmiyen rabian otuz yaşını ikmal etmiyen hamisen hini intihabta bir kimsenin hizmetkârlığında bulunan sadisen iflâs ile mahkûm olup ta iadei itibar etmemiş olan sabian sui ahval ile müştehir olan saminen mahcuriyetine hüküm lâhik olupta fekki hacir edilmeyen tasian hukuku medeniyeden sakıt olmuş olan aşiren tabiiyeti ecnebiye iddiasında bulunan kimselerdir. Bunlar mebus olamaz. Dört seneden sonra icra olunacak intihaplarda mebus olmak için türkçe okumak ve mümkün mertebe yazmak dahi şart olacaktır. 21 ve 24 Anayasaları'nda Türkiye Devleti'nin resmi dininin İslam olduğu ilanı, 28 yılındaki
Râbian: Hem Kur'anı kelâm-ı beşer farzetmek lâzım gelir ki; nev'-i benî-Âdemin en büyük ve muhteşem ordusu olan ümmet-i Muhammediyenin (A.S.M.) mukaddes kumandanı olan Kur'an, bilmüşahede kuvvetli kanunlarıyla, esaslı düsturlarıyla, nafiz"etkili" emirleriyle o pek büyük orduyu, iki cihanı fethedecek bir derecede bir intizam verdiği ve bir inzibat"güvenlik" altına aldığı ve maddî-manevî teçhiz ettiği ve umum o efradın derecatına göre akıllarını talim ve kalblerini terbiye ve ruhlarını teshir ve vicdanlarını tathir "temizleme "ve a'zâ ve cevarihlerini istimal ve istihdam"çalıştırma" ettiği halde; Sözler - 187Bediüzzaman Said Nursî
Din
Şu Mi'rac-ı azîm, niçin Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâm'a mahsustur? Evvelâ: Tevrat, İncil, Zebur gibi Kütüb-ü Mukaddeseden, pek çok tahrifata maruz oldukları halde, şu zamanda dahi, Hüseyin-i Cisrî gibi bir muhakkik, nübüvvet-i Ahmediyeye (A.S.M.) dair yüzondört işarî beşaretleri çıkarıp "Risale-i Hamîdiye"de göstermiştir. Sâniyen: Tarihçe sabit, Şıkk ve Satih gibi meşhur iki kâhinin, nübüvvet-i Ahmediyeden (A.S.M.) biraz evvel, nübüvvetine ve âhirzaman peygamberi o olduğuna beyanatları gibi çok beşaretler, sahih bir surette tarihen nakledilmiştir. Sâlisen: Veladet-i Ahmediye (A.S.M.) gecesinde Kâ'be'deki sanemlerin sukutuyla, Kisra-yı Faris'in saray-ı meşhuresi olan Eyvan'ı inşikak etmesi gibi, irhasat denilen yüzer hârika, tarihçe meşhurdur. Râbian: Bir orduya parmağından gelen suyu içirmesi ve câmide bir cemaat-ı azîme huzurunda, kuru direğin, minberin naklinden dolayı müfarakat-ı Ahmediyeden (A.S.M.) deve gibi enîn ederek ağlaması; وَ انْشَقَّ الْقَمَرُ nassı ile, Şakk-ı Kamer gibi, muhakkiklerin tahkikatıyla bine baliğ mu'cizatla serfiraz olduğunu tarih ve siyer gösteriyor. Hâmisen: Dost ve düşmanın ittifakıyla ahlâk-ı hasenenin şahsında en yüksek derecede; ve bütün muamelâtının şehadetiyle secaya-yı sâmiye, vazifesinde ve tebligatında en âlî bir derecede; ve Din-i İslâmdaki mehasin-i ahlâkın şehadetiyle, şeriatında en âlî hisal-ı hamîde, en mükemmel derecede bulunduğuna ehl-i insaf ve dikkat tereddüd etmez. Sâdisen: Onuncu Söz'ün İkinci İşaretinde işaret edildiği gibi: Uluhiyet, mukteza-yı hikmet olarak tezahür istemesine mukabil, en a'zamî bir derecede Zât-ı Ahmediye (A.S.M.) dinindeki a'zamî ubudiyetiyle en parlak bir derecede göstermiştir. Hem Hâlık-ı Âlem'in nihayet kemaldeki cemalini bir