...hancının kendisi de keyifsizdi. Sağlıksız değil, sadece içi boştu. Sönüktü. Yanlış bir toprağa dikilen ve hayati bir ihtiyacından yoksun kaldığı için solmaya başlayan bir bitki gibi.
Uykuya bayılırım, taş olmaya daha çok;
yaşadıkça gaddarlık ve utanç uzun uzun,
görmemek ve duymamak ne güzel, üstüne yok;
uyandırmayın beni- lütfen yavaş konuşun.
Korkunç bir yabancılık duygusu, ansızın yükseliyor içimde. Eskiyi bulamam kayıp, ben dışındayım buranın. Yalvarsam da, çırpınsam da hiçbir şeyin kıpırdadığı bile yok; soğuk, üzgün, bir mahkûm gibi oturuyorum işte. Eski günler yüz çevirmiş benden. Bir yandan da korkuyorum, o günlerin üzerine bu kadar çok düştüğüm için korkuyorum; onlar geri gelirlerse neler olacağını bilmiyorum çünkü