Puan vermedi·125 syf.··
2026 59. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 01:03
Merhaba! Orhan Kemal’in 1968 yılında kaleme aldığı Tersine Dünya, Türk edebiyatında eşine az rastlanır bir sosyo-politik hiciv ve kara mizah örneğidir. Yazar, alışılagelmiş toplumsal gerçekçi çizgisinin dışına çıkmadan, edebiyat dünyasında sıklıkla karşımıza çıkan "distopya" veya "alternatif evren" modelini muazzam bir yerli üslupla harmanlar. Romanın en güçlü yönü, okuyucunun zihnine doğrudan bir empati bombası bırakmasıdır. Ataerkil sistemin kadın kimliği üzerine yıktığı tüm mülkiyetçi, baskıcı ve şiddet eğilimli rolleri alan kadınlar, sistemin ne kadar absürt ve sürdürülemez olduğunu adeta gözler önüne serer. Eser, sadece bir "kadın-erkek rol değişimi" hikayesi değildir; Orhan Kemal’in alametifarikası olan sınıfsal eleştiri burada da kendini sert bir şekilde gösterir. Gücü elinde tutan cinsiyet (kadınlar), tütün fabrikalarında ağır işçi olarak çalışırken ya da pavyonlarda paralarını ezerken; ekonomik bağımsızlığı olmayan cinsiyet (erkekler) ev içinde görünmez bir emeğe mahkum edilir. Süleyman’ın, karısı hapisteyken namusuyla iş arayıp bulamaması, sistemin ekonomik gücü elinde tutana her türlü ahlaki esnekliği sağladığını, zayıf olanı ise ahlak kuralları ve mahalle baskısıyla nasıl köşeye sıkıştırdığını kanıtlar. Bu yönüyle roman, "Ahlak ve namus, ekonomik olarak güçlü olanın zayıf olanı yönetmek için uydurduğu bir maskedir" tezini savunur. Orhan Kemal’in sokak diline olan hakimiyeti bu romanda zirve noktalarından birine ulaşır. İstanbul’un kenar mahalle argosu, kabadayı jargonları ve racon kesme ritüelleri kadın karakterlerin ağzına o kadar doğal yerleştirilmiştir ki, yaratılan dünya absürt olmasına rağmen okuyucuya son derece tanıdık ve organik gelir. Orhan Kemal, rolleri değiştirirken sadece isimleri veya kıyafetleri değiştirmez; söylemi ve dili de tersyüz
1000Kitap
Tersine DünyaOrhan Kemal · Everest Yayınları · 20214,089 okunma
Puan vermedi·125 syf.··
2026 16. kitabı
Tam da adı gibi bir kitaptı. Akıcı ,az sayfalı.Kadınların erkek ,erkeklerin kadın rolünü üstlenmesini anlatan bir kitaptı. Kadınların racon kestiğini, erkeklerin ev temizleyip,yemek yapıp eşlerini evde beklediğini okuyoruz. Baş kahramanımız Bitirim Leyla üzerinden anlatılıyor olaylar. Bence verilmek istenen mesaj namus kavramının sadece kadına atfedilmemesi, sarkıntılığın,zor kullanmanın her iki cinsiyet için de kötü olduğu. Sorumlulukların kadın ya da erkek diye ayrılmaması gerektiği.
Tersine DünyaOrhan Kemal · Everest Yayınları · 20214,089 okunma
Reklam
10/10
·245 syf.··
2026 41. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2026 15:30
Efrâsiyâb’ın Hikâyeleri, İhsan Oktay Anar’ın çerçeve anlatı tekniğiyle kurguladığı bir eserdir. Ana çerçevede racon kesen kabadayı Apturrahman ile Ölüm’ün oyunu başlar, kabadayı kaybeder. Ölüm ardından Cezzar Dede’yle hikâye anlatma oyununa girişir: Her hikâye için Cezzar Dede’ye bir saat daha hayat tanınır. Bu sırada Uzun İhsan’ın peşinde Selam Mahallesi’nden Firdevs Mahallesi’ne uzanan bir mahalle mahalle kovalamaca yaşanır. Hikâyeler korku, din, aşk ve cennet temaları etrafında döner. Güneşli Günler: Karanlık bir yatılı okulda geçer. Işıktan mustarip “Kont” lakaplı vampir müdür ve “Sağır” lakaplı saplantılı resim hocası, kırmızı yanaklı yetenekli çocuk Alyanak’ın kanını emer. Eğitim eleştirisi, çirkinlik-güzellik çatışması ve karanlık atmosferle güçlü bir korku hikâyesidir. Bidaz’ın Laneti: Define arayan, kaynanası ve karısıyla yaşayan bir adamın hikâyesi. Bidaz adlı lanetli bir hazineyi bulmanın ironik ve komik sonuçları işlenir; hazine hülyaları ve aile içi dinamikler mizahla harmanlanır. Bir Hac Ziyareti: Hac niyetiyle yola çıkan bir imamın beklenmedik maceraları. Hac yolculuğu mistik ve ironik diyarlara uzanır, dini ritüeller ve insan halleri sorgulanır. Dünya Tarihi (Ölüm anlatır): Tarih ve felsefe katmanlarıyla örülü geniş bir anlatı. İnsanlık tarihini Anar’ın özgün üslubuyla yeniden yorumlar; büyük resimde bireysel dramlar ve ironiler yer alır. Ezine Canavarı: Ezine’de geçen canavarlı bir korku/gerilim öyküsü. Yerel efsaneler, canavar avı ve toplumsal panik unsurlarıyla çerçeve hikâyeye bağlanır. Hırsızın Aşkı: Bir hırsızın tutkulu aşk macerası. Aşkın çalma, sahip olma ve kayıp temalarıyla işlendiği, mizah ve duygusallığın iç içe geçtiği bir hikâyedir. Şarap ve Ekmek: Dini simgelerle örülü, mistik ve ironik bir anlatı. Manevi arayış, inanç ve maddesellik
Efrâsiyâb'ın Hikâyeleriİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınevi · 20246,9bin okunma
+Kızımız ne iş yapar? -Kendisi ruhunu ele geçirenlerle uğraşıyor
7/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 04 Mayıs 2026 12:54
Herkese selam! Kitap betimlemeleri ve sonu hariç gayet başarılı olmuş. Yer yer atmosfere uygun (bazıları anlamsız geldi ama) resimler, elle yazılmış cümleler gerçekten kitapla bütünleşmiş vaziyetteydi. Ama betimlemeler: korku kitabı bile olsa bu kadar abartılı betimlemeler kitabın içine tam olarak giremememe neden oldu. Yani kitap size durup dururken “bir de bayıl istersen Feriha” dedirtebiliyor, yani ben böyle düşünüyorum. Ama şunu bilin ki, bu kitap benim ilk okuduğum korku kitabı. Yani bu işlerde adet nedir, racon nedir, bilemem. Ha bu arada; azdan az, çoktan çok gider. :) Kitabın kapağını açar açmaz sizi tam bir kargaşa bekliyor, “aha!” diyorsunuz, “bütün kitap bu şekilde devam ediyorsa bittim ben…” Ama sonra biraz durgunluk oluyor, karakterleri tanımaya başlıyorsunuz, arada inler, cinler, periler, Sihirli Annem’den Betüş Peri falan “bir arkadaşa bakıp çıkacaktım.” diyor (ironi ;) ) tabii ortalara gelindiğinde işler bütün romanlarda olduğu gibi sarpa sarıyor sonra da o şekilde devam ediyor. Ama bu son var ya bu son… Hani pazara gidersiniz; evin ihtiyaçlarını almak için meyve sebze ararsınız da sonra ihtiyacınız olanın yarısını bile almayıp tezgahın birinde muhteşem bir oyuncak, ya da tencere seti, ya da ne bileyim, bir bıçak seti: alakasız, ihtiyacınız olmayan bir şey görüp alıp eve geri dönersiniz… (B12 saolsun) işte bu son bana böyle hissettirdi. Bu sonda eksik bir şeyler vardı. Bu son, bu kitaba hiç uymadı. Bence bir kaç şey daha eklenebilirdi. Çok saçma bir yerde bittiğini düşünüyorum. Kitabın ana teması bence şuydu: İnsanın güvenebileceği tek kişi yalnızca kendisidir. Özellikle de size kol kanat gerecek bir anne babanız yoksa. Zaten her anne babaya da maalesef ki güvenilmiyor. O yüzden yaslanacağınız tek yer sağlam bir duvar olmalı. **Gerisini yakın
1000Kitap
Senin YüzündenR. İdeli · Artemis Yayınları · 2025476 okunma
Rahatsız.
Bu kitabı nasıl bir kafayla yazmışlar anlamıyorum, Medusa neredeyse Maral'ın ilk okuduğum serilerinden biridir ve bende bu kitaba şans vermek istedim ama yok. Ben bunu anlamıyorum. Gurur zaten 17 raporlu deli ve bu neredeyse romantize ediliyor? kimse kusura bakmasın ama Allah aşkına hanginiz 17 raporlu adamı çekip çevirirsiniz ayrıca 17 raporlu adam böyle mi yazılır yolda görseniz arkanıza bakmadan kaçacağınız hatta kaçamacayacağınız adamı kitapta yazıp üstüne üzerine bir ton edit ve fan sayfası açıyorsunuz... Özellikle bölümünü tam olarak hatırlamadığım bir yerde Gurur bir adamın kafasına balta s4pl1yordu. Bu nasıl canice birşey? Bunu yazan Maral'ın psikolojisini cidden tahmin edemiyorum siz nasıl bir kişisiniz... Kitap bana göre sırf hayranlar istiyor diye yazılmaya devam ediyor ve Maral sırf yazmak istemediği için okuyucuyu kendinden bıktırmak isteyip değişik şeyler yazıyor. Farah desek neredeyse Bige ile ve tüm watty kadınlarıyla karşılaştırılıyor güya en manipülatör en zeki kişi kendisi ama gerçek manipülatörün manipülatör olduğunu bile anlamazsını, bu kızın neresi zeki? Kız kitabın başında kitap okuyan, odasından çıkmayan, salak ve pısırık birşey iken ne ara millete racon kesip aşiret hanımağası olan kadına geçti abi? Kusura bakmayın ama kitabın konusu ve kitlesi gerçekten toxic, daha yazılacak neler neler var ama yazmayacağım cidden vakit kaybı.
Sarkaç 1Maral Atmaca · Ephesus Yayınları · 20251,040 okunma
Körler Sağırlar Birbirini Ağırlar
1/10
·368 syf.··
2026 10. kitabı
(Çok uzun oldu ama ayrıntılı olarak anlatmak zorundaydım üzgünüm) Kitapla ilgili güzel olan sadece iki şey var. Biri tasarımında AI kullanılmamış olması, diğeri de ismi. Ancak kitabın içeriğinin ismiyle pek bir alakası yok. Bence. Yani ismi okuduğunuzda karanlık, dram dolu bir kitap okuyacağınızı düşünüyorsunuz – en azından ben öyle düşünmüştüm – ancak kitap, erkek karakterle kadın karakterin atışmalarından ve mafyacılık oynamalarından ibaret. Üstelik aile içi şiddet, kadına şiddet, taciz, tecavüz gibi konulara dikkat çekebilecek bir kitap olacakken bu konuda epey eksik kalmış, hatta bana kalırsa tacizin altını epey boşaltmış. Bu kitap için en iyi şekilde olay örgüsünü takip ederek inceleme yazabilirim diye düşünüyorum, o yüzden öyle ilerleyeceğiz. Tabii bu da spoiler içereceği anlamına geliyor. Kitabı erkek karakter Arden Deniz ve kadın karakter Güneş Ay’ın bakış açısından okuyoruz. Çocukluk dönemlerinden birer bölüm okuyarak başlıyoruz. İkisinin ailesi de yoksul, babaları iğrenç insanlar ve eşlerine de çocuklarına da şiddet gösteriyorlar. Güneş’in annesi onu gayet seviyor ve önemsiyor ancak Arden annesi tarafından pek de önemsenmiyor. Mert isminde küçük bir kardeşi var, annesi asıl onu seviyor. Arden yine de annesini de küçük kardeşini de elinden geldiğince koruyor. Güneş’i de babası borçlarını ödeyemediği için mafya kaçırıyor. Bu mafyadaki adamlardan birinin adı da Mert, ne garip. Sonrasında günümüzden devam ediyoruz. Arden komiser olmuş, Güneş de yine yoksul biri ve barmen olarak çalışıyor. Bunların ikisinin de ortak bir amacı var. Bülent Ali Yaman’ı öldürmek çünkü bu adam Güneş’in sevgilisini, Arden’in de kardeşi Mert’i öldürmüş. Anlamışsınızdır muhtemelen ama söyleyeyim yine de, Güneş’in sevgilisi dediğimiz kişi de Mert. İlerideki bölümlerde öğreniyorduk
Geriye Sadece Karanlık KaldıSelin Solaris · Martı Yayınları · 2026225 okunma
Reklam
Reklam