"Bu işin raconu böyledir" diyenler, "racon" kelimesinin İtalyanca "raggione”den geldiğini belki bilmezler. Zaten argoda kaynağı bilmek diye bir sorun yoktur.
Hayatın, incelikleri beklemeye zamanı yok. İcabına bakılır gerekirse. Napoléon "Savaşa her cepheden girişilir, sonra olup bitene göre bakılır" diyordu...
Türkiye'de örgütlü kötülüğün henüz başlamadığı zamanlardı. Aynur'un babası gibiler haraç toplamak, senet tahsil etmek, mahallelerde racon kesmek gibi faaliyetlerle yetinirken; onlardan birkaç numara büyük kabadayılar emeğiyle yaşayan onurlu insanların kanını emiyorlar, bugüne göre çok küçük çaplı kalan kaçakçılık faaliyetleriyle ve siyasi tezgâhlara aracılık yaparak ülkeyi karanlığa koşturuyorlar, bir yandan da zorda kalanlara yaptıkları maddi manevi yardımlarla biat kültürünün zaten var olan temellerini sağlamlaştırıyorlardı.
İstanbul bilhassa 19.yüzyılda göçmen İtalyanlarla doluydu. Beyoğlu'nun bir çok binası İtalyan ustaların ve onların yetiştirdiği Rum ustaların eseridir. Şehirde bu maddi kalıntıları dışında bir çok dil ve âdet kalıntısı da vardır. Gemicilik terimleri dışında İstanbul ve İzmir argosu da İtalyanca deyimlerle doludur; "mantenuta" ( kapatma- metres) karşılığı olarak "montinata" veya "manita" diye geçer. "Alırım façanı aşağı" diyen adamların bu kelimenin "faccia" den geldiğini bildiklerini sanmayız. "Bu işin raconu böyledir" diyenler, "racon" kelimesinin İtalyanca " raggione"den geldiğini belki bilmezler. Zaten argoda kaynağı bilmek diye bir sorun yoktur.