rafi atam

rafi atam
@rafaels
62 okur puanı
Şubat 2019 tarihinde katıldı
Bay Puta’nın eşi bayan puta,neredeyse yanı başından hiç ayrılmadığı dükkanın kasasıyla bir bütün oluşturuyordu. Bir kuyumcu eşi olmak üzere yetiştirilmişti. Ebeyevn hırsları işte. Sorumluluğuna, tüm sorumluluğuna müdrikti. Mutlu bir evlilik sürdürüyorlardı, kasa da bir yandan dolarken. Çirkin sayılmazdı, bayan Puta, yoo, hatta oldukça güzel bile olabilirdi, niceleri gibi, ancak o kadar sakınımlı, o kadar kuşkucuydu ki, biraz fazlaca taranmış saçlarıyla, biraz fazla kolaya kaçan ve ani gülümsemesiyle,biraz fazla fevri ya da fazla kaçamak hareketleriyle güzel olmanın kenarında kalmakla yetiniyordu, yaşamın kenarında kalırcasına. Bu yaratığın tavırlarında fazla hesapçı olanın ne olduğunu çözmeye ve her şeye karşın ona yanaştığınızda sizi huzursuz eden nedenleri anlamaya çabalamak can sıkıcıydı. Tüccarların onlara yanaşan ve her şeyin farkında olan kişilerde yarattıkları içgüdüsel tiksinti, kimseye bir şey satmayan insanların bu kadar çulsuz olmaktan duydukları sıkıntının ender tesellilerinden biridir.
Sayfa 126 - Yapı Kredi Yay.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Kimisi dedi ki: “Bu çocuk, anarşistin teki, dolayısıyla onu kurşuna dizeceğiz, sırasıdır, hem de hemen, tereddüde yer yok, devir havyar kesme devri değil, savaş bu!...” Ama daha başkaları da vardı, daha sabırlı, onlar sadece frengili ve keçileri tamamen kaçırmış olmamı yeğliyorlardı, dolasıyla da beni savaşın sonuna kadar ya da en azından aylarca tımarhaneye tıkmaktan yanaydılar, çünkü onlar, yani deli olmayanlar, güya, akli melekelerine tümüyle sahip olanlar, beni tedavi etmek istiyorlardı, ben tedavi olurken de onlardan başka savaşan olmayacaktı. Bu da şunu kanıtlar: sizi aklı başında sanmalarını sağlamanın en iyi yolu bayağı pişkin olmaktır. İyiden iyiye pişkinseniz mesele yok, o zaman artık hemen hemen ne yapsanız yeridir, ne isterseniz, çoğunluk sizden yanadır ve kimin deli olup kimin olmadığına karar veren de çoğunluktur.
Sayfa 80
Yalan söylemek, düzüşmek, ölmek. Başka bir şeye kalkışmak yasaklanmıştı. Hırsla yalan söyleniyordu, düş ötesi, gülünç ve saçmalık ötesi, gazetelerde, afişlerde, havada, karada, denizde. Herkes işin içindeydi. En kuyruklu yalanı kim söyleyecek diye yarışıyorlardı. Kısa süre sonra kentte gerçek diye bir şey kalmadı.İnsanlar 1914’te var olan azıcık gerçekten bile artık utanır olmuştu. Elinizi attığınız her şey düzmeceydi, şeker, uçaklar, sandaletler, reçeller, fotoğraflar; okunan , yutulan, emilen, hayran olunan, beyan edilen, yalanlanan, savunulan her şey, bunların hepsi kindar hayaletlerden, düzmecelerden ve maskaralıklardan ibaretti. Hainler bile sahteydi. Yalan söyleme ve inanma çılgınlığı uyuz kapar gibi kapılıyordu. Lolacığın Fransızca bilgisi birkaç cümleyle sınırlıydı, ama hepsi de vatanperver nitelikdeydi: “Onları haklayacağız!...” “ Vatan, Millet!...” Hazin bir durumdu bu.
Sayfa 73 - Yapı Kredi Yayınları
Akşamları odalarda, çantaların asıldığı tahtalar,silahlıklar,kapılar, hatta albayın odasındaki masif cevizden güzel mobilyalar, yani kısacası en eski eşyalar da dahil olmak üzere kaledeki tahtadan yapılmış her şey karanlıkta çatırdıyordu. Bazen bu ses, tabanca sesini andıran kısa bir patlama halini alıyor, insan bir şeylerin kırılmış olduğu düşüncesiyle uykusundan uyanıp kulak kabartıyor ama tek duyabildiği gecenin içinde yükselen çatırtılar oluyordu. Bu eski tahtaların içinde inatçı bir yaşam özleminin uyandığı dönemdi. Çok uzun zaman önce, onlar da sıcaklık ve gücün getirdiği çocuksu bir duyguya sahiptiler, o zamanlar dallardan tomurcuklar fışkırıyordu. Sonradan ağaç kesilivermişti. Şimdiyse, bahar geldiğinde o ağacın parçalarında hala çok çok hafif bir yaşam ürpertisi uyanmaktaydı. Eskiden yaprakları ve çiçekleri varken şimdi yalnızca “çatır” diyecek kadar belli belirsiz bir anıya sahipti, sonra her şey ta bir sonraki yıla kadar susacaktı.
Sayfa 143

rafi atam

, 1000Kitap'a katıldı.