Joan'a baktım. Tüylerimi diken diken etmesine ve içime işlemiş olan o eski nefret duygusuna karşın beni büyülüyordu Joan. Merih'ten gelen birini ya da fazlaca siğilli bir kurbağayı izlemek gibi bir şeydi bu. Ne düşünceleri benim
düşüncelerim, ne de duyguları benim duygularımdı. Ama onun düşünceleri ve duyguları benimkilerin çarpık, siyah bir yansısıymış görünecek kadar yakındık birbirimize.
Bazen Joan benim uydurduğum biriymiş gibi geliyordu bana. Bazen de onun yaşamımın her bunalımında ortaya çıkıp bana bir zamanlar ne olduğunu ve neler geçirdigimi
hatırlatacağı ve kendisinin
benimkine benzeyen ama
benimkinden farklı bunalımını burnumun dibinde sürdürüp gideceği duygusuna kapılıyordum.