"İnsan", Arapça bir kelime olup "insan topluluğu" anlamına gelen "ins" kelimesinden türetilmiştir. İnsan türünün erkek veya dişi her ferdine "insi", "enesi" yahut "insân" denir. Kelimenin aslının "unutmak" manasındaki "nesy"den "insiyan" veya "alışmak, uyum sağlamak" anlamına gelen "üns" masdarı ile de ilişkisi vardır. (Cevheri, 1376-77/1956-57:111/904- 906) Râgib el-Isfahani de insana bu ismin verilmesinin, hemcinsleriyle birlikte uyum halinde yaşayabilmesiyle ilgili olduğunu söyler. Kur'ân-ı Kerim'de 65 yerde "insan", yerde "ins" ve bir yerde "insi" ola- rak zikredilen bu kavram, ayrıca bir âyette "enâsi" ve 230 yerde de "nas" şeklinde çoğul olarak yer almaktadır.
Allah Teâlâ, Hz. Âdem'i "iki eliyle" topraktan yaratmış, "ruhum" dediği varlık ilkesinden bir soluk üflemiş; ona "isimlerin tamamını" öğretmiş ve nihayet meleklerin insana secde etmesini istemiştir. İlk insanın eşiyle birlikte cennetten çıkarılışı bir yandan insanın zaaflarına, diğer yandan da sonunda yeryüzünde halife kılınacak olan bu seçkin varlığın kaderine işaret etmektedir.'