Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın bu kitabında Nafiz Efendi, geçim sıkıntısı çeken ve alkolik bir adamdır. Kayınvalidesinin aylık koçanını çalar ve içmeye gider. İçip sarhoş olduktan sonra, kayınvalidesinin kendisinden parayı çaldığını anlayınca çok kızacağını düşünen Nafiz Efendi, sinirini hafifleteceğini düşünerek yol üstünden bir de kocaman lahana alır. Eve doğru giderken ayağı takılır, kuyuya ne olduğunu bilmediği bir çuvalın üzerine düşer. O anki sarhoş haliyle bunun büyük bir lahana olabilrceğini düşünür ve sevinir. Polislerin yardımıyla çıkarıldıktan sonra elindeki çuvalın lahana değil kesik bir baş olduğu anlaşılır. Bu kesik baş davası için Remzi Efendi ve Şakir Efendi görevlendirilir.
Bunlar olurken mahallede çeşitli dedikodular ve batıl inançlar oluşur. Burada yazar, toplumdaki batıl inançları ve hurafeleri eleştirir. Dedektifler sıra sıra herkesten şüphelenir ama elleri boş kalır. Kesik baş iyice incelendiğinde dişindeki kişiye özel olarak yapılan protez dişlerden cesedin Raif Bey’e ait olduğu anlaşılır. Raif Bey’in yakın çevresine bakıldığında yabancı uyruklu bir kadın olan Flora ile evlendirilmek üzere olduğu anlaşılır. Flora ve sevgilisi Alber köşeye sıkıştıklarında dedektiflere Flora’dan bir itiraf mektubu gider. Bu mektuba göre Flora ve sevgilisi Alber, Flora’yı Raif Efendi ile evlendirerek mirasını çalıp kaçmayı planlamaktadır. Raif Bey’i sarhoş ettikten sonra mirasını alıp kaçacakları sırada Alber, Raif Efendi’yi öldürmeyi teklif eder ve Flora’yı ikna eder. Başını keserek bulunamayacak bir yere koyarlarsa kendilerinin de yakalanmayacağını düşünürler. Daha sonrasında dedektifler Flora ve Alber’i yakalamaya bu kadar yakın olduklarından ve Flora’nın Alber’in kendisini öldürüp parayı da alıp kaçacağını düşündüğünden böyle bir mektup yazmayı tercih
Kesik BaşHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025612 okunma
İnsanların kadına bakışının ‘terbiye’adı altında sadece ‘kadına’dayattıklarının 100 yıl içinde neredeyse hiç değişmemesi çok üzücü.Hüseyin Rahmi den okuduğum ilk kitaptı ama son olmayacağı kesin yazarın diline bayıldım.
Meyhanede HanımlarHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20254,532 okunma
Hüseyin Rahmi Gürpınar 'ı çok seviyorum. Bunaldığımı hissettiğim zamanlarda gülmek için kitaplarını tekrar okurum. Şık, aslında batı özentiliğine sert bir eleştiri. Okumayanlar mutlaka okumalı.
Hüseyin Rahmi’nin Efsuncu Baba’sı; oldukça kısa, olay örgüsünün sonunu fazlaca belli eden ama okuması son derece keyifli ve komik bir metin. Yapıttaki betimleme ve içsel düşünce akışının asgari düzeyde tutulup diyalogların bu denli baskın kılınması, bende bir an roman değil de adeta bir tiyatro metni okuyormuşum şüphesi uyandırdı; nitekim eser bu haliyle sahneye uyarlanmaya fazlasıyla müsait bir yapı sergiliyor. Gerçi Hüseyin Rahmi’nin anlatı evreninde bu tarz hareketli ve diyalog odaklı bir üsluba meyyal olduğu bilinir, fakat bu eserde söz konusu teknik özelliklerin çok daha radikal biçimde öne çıktığını düşünüyorum.
Yazarın İttihatçılara yönelik mesafeli duruşu malum bir meseleyken, buradaki (Hayalperest) Enver Paşa hicvini, hiçbir gerçekliği olmayan tılsımlara ve batıl inançlara takıntılı bir meczup olan "Enverî" karakteri üzerinden bu kadar sarih şekilde kurması oldukça dikkat çekici. Eserin yayımlandığı 1924 yılı göz önüne alındığında, bu eleştirinin kronolojik olarak biraz gecikmiş bir hesaplaşma olduğu hissine kapılsam da mutlakiyet ve meşrutiyet gibi köklü kırılmaları bizzat tecrübe etmiş bir aydının şahsi tanıklıklarını, dönemin zihniyet dünyasını anlamak adına tarihsel açıdan çok kıymetli buluyorum.
Efsuncu BabaHüseyin Rahmi Gürpınar · Türk Dil Kurumu Yayınları · 202110,9bin okunma
Cadı, Türk edebiyatında kendine has bir parodi-gotik roman. Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın Garaib Faturası Külliyatı’nın ikinci kitabı (Gulyabani ilk kitap), 1912 tarihinde yayınlanmıştır, popüler realizm, natüralizm ve erken dönem gotik/korku unsurlarını harmanlamıştır. Kocasının ölümü ile dul kalan Fikriye Hanım dayısının evine geri dönmüştür. Yengesi başta olmak üzere Fikriye’yi evlendirmek isterler. Naşit Nefi Efendi adında bir talip bulurlar. Rahmetli ilk eşinden olan iki çocuğu, annesi ile birlikte İstanbulun Vefa semtinde ‘Uğursuz Konak’ olarak da akıllara yer etmiş büyük bir yalıda yaşamaktadırlar. İlk eşinin vefatından sonra pek fazla evlilik yapmıştır. Bulundukları semtte herkes Naşit Nefi Efendiyi iyi bilir, hakkında çıkan söylentiler pek geniş çevreler tarafından duyulmuştur. Çocukların anneleri Binnaz Hanıım’ın tekrar dirildiği ve bir cadıya dönüştüğü, konaktaki herkese musallat olup huzursuz vakitler yaşattığı konuşulmaktadır.
Eserin dilini anlamaya geçmeden önce o dönemde Türk edebiyatının dil yapısını inceleyelim. 1912 yılı, Türk edebiyatında dil açısından tam bir yenilenme, çatışma ve dönüşüm dönemidir. Bu dönemde edebiyat dünyasında birbiriyle çatışan farklı dil anlayışları hüküm sürmektedir.
I. Servet-i Fünun ve Fecr-i Ati’nin Ağır Yapay Dili
Bu metinlerde Arapça ve Farsça tamlamalar yoğunluktadır. Günlük dilde hiç karşılığı olmayan halkın anlamadığı bir dil hakimdir. Edebiyatın sadece yüksek zümrenin anlayabileceği bir sanat olduğunu savunurlar.
II. “Yeni Lisan” Dilde Sadeleşme Devrimi
1911’de Genç Kalemler Dergisi’nde Ömer Seyfettin, Ali Canip Yöntem ve Ziya Gökalp 'Yeni Lisan' hareketini başlattılar. İstanbul Türkçesi esas alındı. Konuşma dili ve yazı dili arasındaki uçurumları kapatmayı hedeflediler.
III. Bağımsız Yazarlar
Bu iki
CadıHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20255,5bin okunma
Sesli dinlediğim ilk kitap. Keyifliydi. Hüseyin Rahmi'nin gotik edebiyatı ciddiye almaması üzüyor sadece. Let us have fun, sonunda her şeyi mantık çerçevesinde açıklamak zorunda değiliz.
GulyabaniHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202518bin okunma