Ana karakterin hayatını başından sonuna kadar anlatan eserleri hep sevmişimdir. Tante Rosa da böyle, çocukluğundan ölümüne ve ölümünden sonraki sürece kadar olanlar anlatılmış. Evet kitap çok kısa, Tante Rosa'yı hayatının belli döneminde etkileyen olaylar kısa kısa yazılmış ancak bu karakterin gelişimini, değişimini etkileyen basit görünen ama radikal olaylar az ve öz şekilde yazılmış. Zengin olmak için yaptığı planın tutmaması ve evinin geldiği hal buna örnek olabilir. Görünürde bu her ne kadar basit bir durum olsa da, yazar belki de Tante Rosa'nın evini onun iç dünyasını yansıtan bir metafor olarak kullanmış olabilir. Örneğin Tante Rosa yaş aldıkça hayatında tüm olup bitenler, içinde biriktirdikleri hayatının son dönemlerinde evine gelip biriken sayısız faturalarla, postalarla, açıp okumadığı yüzlerce kağıt parçalarıyla sanki yüzüne çarpar. Yaşlandığının farkına varmıştır artık. Gençliğine özlem duyar, ağlar. Her ne kadar içinden geleni yapsa da istediği hayata sahip olamamanın acısı onu hiç harekete geçmemenin pişmanlığını hissetmeye iter. Hayatı nasıl dipteyse ölümünden sonra da, tıpkı dibe batmış gibi,cenazesi ne yazık ki bir insanın başına gelmemesi gereken şekilde olacaktır.
Tante Rosa, Sevgi Soysal'dan okuduğum ilk kitap. Kitap beni gerçekten etkiledi. Yazarın üslubu, akıcılığı çok başarılı. Diğer kitaplarını da çok merak ediyorum ve okumaktan keyif alacağıma inanıyorum.