Uyarı: Biraz spoilerlı bir anlatım olacak, ona göre okuyunuz lütfen.
Selamlar.
Arada buraya uğrayıp biraz neler oluyor diye bakmaya geldim ve sevdiğim bir kitabı yorumlamak istedim. Kutup Yıldızı benim Dost Kitapevinde görüp, konusunda etkilenerek aldığım kitaplardan biriydi. Açıkçası ben, böyle dostluğun derin ve güzel anlatımını, onun öneminin yansıtıldığı kitapları çok severim. Hayat dersleri veren kurgulardan bahsetmiyorum. Bu tür kitaplar bana daha iyi geliyor. Eğer bir öneriniz olursa da, paylaşmaktan lütfen çekinmeyin. Arkadaşlığın, romantizm olmayanından, bu kadar ön planda olması hoşuma gittiği için, kitabın konusunu severek aldım.
Karşılaşacağım şeylerden habersiz olarak tabii.
Kitap gerçekten ilk sayfalarda sürükleyici ilerliyor, yalan söylemeyeceğim. Nisa'nın Senem'i düşünmesi, onu evlat edinmek istediği aileyle yalnız göndermeye çalışması, geleceğine odaklanmasını istemesi, bunlar güzel. Sonuçta dostunu düşünüyor.
Ama ileriki sayfalarda o kadar salaklaşıyor ki, sayfalardan girip onu tokatlamak istiyorsunuz.
Kitabı okuyanlar bilir, Senem Nisa'nın onunla gelmesini istiyor, Nisa geliyor, Yeni ailelerinin evlerine yerleşiyorlar, falan falan. Bunlar sıradan gelişen şeyler. Ama her şey Nisa'nın bahçede Demir'i görmesiyle başlıyor.
Demir, her zamanki playboy, zengin züppe diyebileceğiniz sarkastik bir karakter. Onu yavaş yavaş keşfederken ne kadar sinir bozucu bir karakter olduğuna değinmek istiyorum çünkü, bu çocuk Nisa'ya hakketmediği laflar etmesine, hayvan gibi davranmasına ve bir errrrkek olduğu için özür dilememesine rağmen, Nisa'dan hoşlanmaya başlıyor.
...
Yok, o üç nokta ara verdiğimin ifadesi değil.
Bıktığımın ifadesi...
Şimdi, normal hayatta bir erkek, birinden hoşlanıyorsa, ona hayvan gibi davranmaz güzel kardeşim. Babanla ve annenle