ön not: biraz uzun olacak. aşağıya kitaptan alıntılar bıraktım, okuduğumda neler düşündüğümü ufak tefek not etmeden de duramadım maalesef. olay akışından bahsetmedim, spoiler içermiyordur herhalde. :)
uzun zaman sonra, bir kitabı birkaç günde bitirdim. okurken sıkılmadım ama kitabın sonu; kitabın genel coşkusuyla çok uyumsuz olmuş. sonlara doğru bir yükseliş, çatışma, atışma görmek isterken, kitap giderek sakinleşti. bu tıpkı sesler yükseldikten sonra "tamam sakinleşince konuşuruz" demek gibi bir şeydi. bence, okudum hayatım değişti kitabı değil, okudum ve biraz daha anladım kitabıdır. hayatınızı değiştiren kitaplar, elde ettiğiniz verileri eyleme dökmeyi gerektirir, bu kitap daha çok eylemleri anlamlandırmakla ilgili.
sayfa sayılarını bıraktığım için yayınevini de bırakmalıyım: ithaki yayınları.
28: amcam bir keresinde bir otobanda yavaş araba sürmüştü. saatte altmış beş kilometreyle gitti diye onu iki gün hapiste tuttular. bu hem komik, hem üzücü değil mi?
bu cümle, post-modern çağın -büyük çoğunluğu teknoloji tarafından sağlanan- hızıyla bütünleşmiş insanı konu ediniyor. yavaşlarsa tüm büyünün bozulacağını, sistemlerde aksamalar meydana geleceğini bu yüzden tek bir yanlış yapmamamız gerektiğini haykırıyor yüzümüze. devletler ve sistemler insanın yavaş yaşamasından korkar, çünkü koşarak bir yerlere yetişirken düşünmeye vaktiniz olmaz.
64: ve mildred ölürse ağlamayacağına emin olduğunu düşündüğünü hatırladı. çünkü bu bilmediği birinin, sokaktaki bir yüzün, gazetedeki bir fotoğrafta yer alan görüntünün ölümü olacaktı ve bu ansızın öyle yanlıştı ki montag ağlamaya başlamıştı, ölüm sebebiyle değil ölüme ağlamama düşüncesi sebebiyle ağlamıştı, aptal ve boş bir kadının yakınındaki aptal ve boş bir adamdı.
bu cümle için `chuck palahniuk `tarafından yazılan `gösteri