raison

raison
@raison
bir kitabın kapağı; kurtuluşa açılan kapıya benzer.
6/10
·160 syf.··
2019 27. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 10 Temmuz 2019 23:40
dostoyevski’nin bu kitabı hakkında öylesine bir şeyler söylemek oldukça zor çünkü kitabın kendisi derinlikleri olan bir kitap o yüzden kısa keseceğim. bu romanda bir anti-kahraman görüyoruz; her yanıyla kötü diyebileceğimiz biri. öfkeli, ısrarcı, çekilmez ahlak karşıtı ve hırs dolu bir karakter. kitap tamamen monologlardan oluşuyor. dolayısıyla başkahramanın yeraltı penceresinden kendi yaşamımıza bakma fırsatı yakalıyoruz. dostoyevski aslında bizlere itiraf edemediğimiz şeyleri; itiraz edemeyeceğimiz şekilde sunuyor. “insan olmak, gerçek insan...” diyor, ve ben bu cümleyi her okuduğumda kendimizi kabullenemeyişimizden yakındığını düşünüyorum. “ben hasta biriyim” diye başlayan kitap “ölü doğmuş insanlarız biz” cümlesini bir taş misali okurun kafasına fırlatarak bitiyor. kitap yorucu geldi bana. kasvetli de değil ama bunaltıcı mı... böyle yorucu bir havası var. elime alayım tek günde bitiririm niyetiyle başladım yaklaşık iki haftada anca bitirebildim. inceliğine bakmamak gerekiyormuş. kitabın türk sinemasında bir de filmi mevcut. kitabı okumadan önce izlemiş ve filmdeki karakterin bu kadar kötü biri oluşunu anlamlandıramamıştım. zeki demirkubuz’un “yeraltı” adıyla bilinen filminde bir dostoyevski kahramanı görüyoruz. kitabı okuduysanız mutlaka filmi de izleyin. filmin sonlarına doğru, yazardan bir alıntı yapılıyor ve film bitiyor. çok başarılı bir uyarlama mı bilmiyorum ama ben sevmiştim. kitaptan sonra tekrar izlemek şart oldu. henüz ikisini de bitirmediyseniz keyifli okumalar/izlemeler!
Edebiyat
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 2018159,6bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
4/10
·158 syf.··
2019 1. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2019 18:42
kitap genel itibariyle çok tekrara düştüğünden okurken çok zorlanmıştım. benden sonra okuyan arkadaşlarımdan da aynı yorumu işittim. bu kadar tanınmış bir eser oluşunu anlamlandıramadım açıkçası. kitabı beğenerek okuyanlar neye dayanıyor onu da merak etmiyor değilim. açlıkla savaş halinde olan ve edebiyatı tutunacak bir dal olarak gören birini izliyoruz bu kitapta tamam buraya kadar güzel, fakat kitaptaki olaylar elli sayfaya dahi rahatlıkla sığardı. çünkü kitap ne öğüt veriyor ne de edebiyatı lezzetli, sırf tekrar. yeni bir olay yok, farklı mekanlarda aynı olaylara şahit oluyoruz. bu yüzden benim için büyük bir hayal kırıklığı olmuştu. bu kadar tanınan bir eseri ben de okumuş olayım diye bitirdim, yoksa kesinlikle yarım kalmaya aday bir kitaptı benim için.
Edebiyat
AçlıkKnut Hamsun · Varlık Yayınları · 201735,7bin okunma
6/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2019 16. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2019 17:46
ön not: biraz uzun olacak. aşağıya kitaptan alıntılar bıraktım, okuduğumda neler düşündüğümü ufak tefek not etmeden de duramadım maalesef. olay akışından bahsetmedim, spoiler içermiyordur herhalde. :) uzun zaman sonra, bir kitabı birkaç günde bitirdim. okurken sıkılmadım ama kitabın sonu; kitabın genel coşkusuyla çok uyumsuz olmuş. sonlara doğru bir yükseliş, çatışma, atışma görmek isterken, kitap giderek sakinleşti. bu tıpkı sesler yükseldikten sonra "tamam sakinleşince konuşuruz" demek gibi bir şeydi. bence, okudum hayatım değişti kitabı değil, okudum ve biraz daha anladım kitabıdır. hayatınızı değiştiren kitaplar, elde ettiğiniz verileri eyleme dökmeyi gerektirir, bu kitap daha çok eylemleri anlamlandırmakla ilgili. sayfa sayılarını bıraktığım için yayınevini de bırakmalıyım: ithaki yayınları. 28: amcam bir keresinde bir otobanda yavaş araba sürmüştü. saatte altmış beş kilometreyle gitti diye onu iki gün hapiste tuttular. bu hem komik, hem üzücü değil mi? bu cümle, post-modern çağın -büyük çoğunluğu teknoloji tarafından sağlanan- hızıyla bütünleşmiş insanı konu ediniyor. yavaşlarsa tüm büyünün bozulacağını, sistemlerde aksamalar meydana geleceğini bu yüzden tek bir yanlış yapmamamız gerektiğini haykırıyor yüzümüze. devletler ve sistemler insanın yavaş yaşamasından korkar, çünkü koşarak bir yerlere yetişirken düşünmeye vaktiniz olmaz. 64: ve mildred ölürse ağlamayacağına emin olduğunu düşündüğünü hatırladı. çünkü bu bilmediği birinin, sokaktaki bir yüzün, gazetedeki bir fotoğrafta yer alan görüntünün ölümü olacaktı ve bu ansızın öyle yanlıştı ki montag ağlamaya başlamıştı, ölüm sebebiyle değil ölüme ağlamama düşüncesi sebebiyle ağlamıştı, aptal ve boş bir kadının yakınındaki aptal ve boş bir adamdı. bu cümle için `chuck palahniuk `tarafından yazılan `gösteri
Edebiyat
Fahrenheit 451Ray Bradbury · İthaki Yayınları · 2022108,4bin okunma
10/10
·308 syf.··
Beğendi
·
2019 22. kitabı
selim pusat'ın, o yorgun ruh adamın anısına... :') notumu düşeyim: bir yazarı veya kitabı nitelikleri bakımından değerlendirmek haddime değil. fazlasıyla beğendiğim bir kitap hakkında en azından yorumlarımı bırakarak şükranlarımı sunmuş olmak niyetindeyim. akıcılığı ve olayların sürükleyiciliği sayesinde birkaç günde okunabilecek bir `hüseyin nihal atsız` romanıdır. müellifin kaleminden çıktıktan sonra kitabın adı; atsız'ın lakabı olmuştur çünkü kitabın başkahramanı olan `selim pusat`, eserde; yazarın fikirlerini yansıtan bir sembol mahiyetindedir. atsız'ı tarihî ve siyasi yönüyle tanıyanlar ya da görüşleri sebebiyle eserlerinden uzak duranlar bu kitabını edebi bir eser olarak gönül rahatlığıyla okuyabilirler. nereden başlasam bilmiyorum, kitap üzerimde öyle büyülü bir etki bıraktı ki ne söylesem eksik kalacak. edebi yönüyle; romanda sembolizmle harmanlanmış, türkçe'nin de oldukça etkileyici kullanıldığı bir edebiyat söz konusu. gerek mazi ve gelecek, gerekse hayal ve gerçek arasındaki sürekli yolculuklar sebebiyle anlaşılması güç kısımlar var. mesela ben kitabın sonunu oturtamadım çünkü olaylar o kadar sürükleyiciydi ki sonuna geldiğimde dikkat etmem gereken kısımları ıskalamış, kitabın bittiğini bile anlamamıştım. ikinci kez okursam hem bu keyfi ikiye katlamış hem de olayları oturtmuş olabileceğimi düşünüyorum. karakterlerle ilgili; romanda neredeyse her karakterin dünyasına yakın bir mercekten bakabiliyoruz, her biri ayrı ayrı çok güçlü tasvir edilmiş. yani, romanda perde arkasında kalan bir karakteri çıkaracak olsak çok şey eksilir. o karakterlerden her birine bizden bir parça eklenmiş, hiçbirine yabancılık çekmiyor insan. şeref karakterine de ayrı bir yakınlık besledim. sadece ayşe karakterini sevemedim gitti. bilmiyorum bir yakınlaşamadım onunla. aramız
Edebiyat
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 201934bin okunma
10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2019 21. kitabı
ön not: alıntılar yaparak kitaptan bahsettim. oldukça keyifli bir eserdir kendisi. kitabın ana kısımlarını yazdım. kalanını da okumaya niyetli olanlarınıza bırakıyorum. "doğa yalnızca acıların yardımıyla mutluluğa erişmemizden keyif alır, ne kadar acı o kadar zevk!" diyerek sadizmin isim ve fikir babası olan marquis de sade tarafından yazılan eserdir. "de sade'ın bütün toplumsal tabuları tek tek ateşe verdiği kitaptır. bir yatak odasında, başkahramanların diyalogları şeklinde ilerler. kitap cinselliğe, felsefeye, dine, ikili ilişkilere uzun uzun değinir. fransız ihtilali'ni tamamlayacak tek ahlâki sistemin liberteryenizm olduğunu iddia eden de sade, karakterlerin diyaloglarıyla bu iddiasına kanıtlar sunar." kitabın (zeplin yayınevi/1. basım) arka kapak yazısını da yukarıya bırakmış olayım. kitapta libertinler tarafından genç bir kıza (eugenie) liberteryenizm dersleri verilmektedir, konuşmalar da bu şekilde ilerliyor. kitap içerdiği, savunduğu fikirler dolayısıyla oldukça tehlikeli fakat toplumsal tabulara yönelttiği keskin soruları, suçlamaları ve eleştirileri adına mutlaka okunması gerektiğini düşünüyorum, tehlikeli olduğu kadar kafa açan da bir kitap. tabii, farklı fikirlere açık değilseniz uzak durmanızı tavsiye etmem kaçınılmaz çünkü kitapta ensest, sodomi, çok eşlilik, eşcinsellik, sahtekarlık, fahişelik, insan öldürme gibi suç sayılan ya da toplum normlarının doğal karşılamadığı fikirlerin savunmasını okuyacaksınız (ikna olmanız da ihtimallerden biri). kitabın dayandığı bir temel düşünce vardır; "insandaki tüm eğilimler doğadan gelmedir yani insanın suçu doğanın da suçudur, bu yüzden insan; garip zevkleri olanlara üzülebilir ama onları asla aşağılamamalıdır. (sf. 12)" diğer tüm kanılarını da buna dayanarak savunmaktadır de sade. sürekli erdem ve ahlakın
Felsefe
Yatak Odasında FelsefeMarquis de Sade · Ayrıntı Yayınları · 20182,711 okunma