Bizim neslimiz ile islâmî harekete ve İslâm hayatına şahid olan sahabe nesli arasında uzun zaman geçti. Bizim his dünyamızda Kur'an-ı Kerim gerçek tarihi ve hayati formasyonunu kaybetti. Artık Kur'- an-ı Mübin, bir zamanlar dünyaya hakim olan bir hayat tarzını temsil etmiyor. İslâm cemaatının tarihindeki canlılığı da göstermiyor. Ve biz şimdi Kur'an-ı Azîmüşşan'ın dinmeyen savaş müddetince müslüman askerlere, kumanda günlük emirler veren kitabı olduğunu hatırımızdan bile geçirmiyoruz. Müslüman neferlerin hareket ve tabya usulünü öğrendikleri prensipler kitabı olduğunu kavrıyamıyoruz. Bizim his âlemimizde Kur'an öldü... Ya da derin bir uykuya daldı... Artık Kur'anın ilk inmeye başladığı zaman müslümanların hissiyatında yer eden hakiki şekli kalmadı. Biz o Kitab-ı Mübîn'i mest olarak dinlenilen nağmeler haline soktuk. Veya karmakarışık, tuhaf vicdanî tesirler icra eden bir kitap haline getirdik.