Biz yüzlerce yıl tek bir vücut hâlinde, bedenlerimizi birbirine siper ettik. Çünkü bizi birbirimize İslam kardeşliği bağlıyor idi. Bu ülkenin evlatları, asırlar boyu mektebe, besmeleyle başladılar. Besmele kaldırılıp yerine "Türküm, doğruyum, çalışkanım!" denilince, öbür taraftan Kürt bir Müslüman evladı; "Ya öyle mi? Ben de Kürdüm, daha doğruyum, daha çalışkanım!" demeye başladı. Ve böylece bu ülkenin insanları birbirlerine yabancılaştırıldı. Kendi millî ve dinî değerlerimizi bırakıp inkârcı, ırkçı ve materyalist politikalara sapıldığı için ülkemiz onlarca yıl bir felaketin içine sürüklendi. Dil meselesi bunun en bariz örneğidir. Efendim Türkçe mi konuşulacak, Kürtçe mi? İnsanların, kendi anane ve örflerine göre yaşaması en tabii insan hakkıdır. Ana dilini konuşur, ona göre çocuğuna öğretir. Bunları önlerseniz zalim olursunuz
Akıl; bir mukayese ve muhakeme aracı, yani karşı- laştırma ve karar verme kabiliyetidir. Ancak, İslamsız akıl, tek başına ilk ve mutlak doğruları bilemez, hay- rı ve şerri tayin edemez. Bir âlimin de, bir sarhoşun da aklı vardır. Âlimin aklı: "Şu insanları nasıl ikaz ve irşat etsem de iki cihan saadetine nail olsunlar." diye çalışır. Sarhoşun aklı ise: "Ne yapsam da şu mahalle bakkalı- nı kandırıp bir şişe içki alabilsem." diye çalışır. Önemli olan bu aklın temelindeki zihniyettir.