Rana

Bana bakma ne cemal’e ne de turgut’a uyar’ım ben bilmediğim yerlerden geldi hep hayat,şansa…lakin ne şans ha!hülasa; az şanstan köreldi ruh, artık ince’ye ızdırap gelirim sadece..
Reklam
Büyük İstek
Senin bütün hayatına yetecek bir söz söylesem Seni bu söze inandırsam,kendimi yatıştırsam sussam Sonunu görmesem de ömrümde bir şeye inanmış olarak ölürdüm. 1995 Şükrü Erbaş
Şiir
Sevgili bilge, Bana bir mektup yazmış olsaydın, ben de sana cevap vermiş olsaydım. Ya da son buluşmamızda büyük bir fırtına kopmuş olsaydı aramızda ve birçok söz yârim kalsaydı, birçok mesele çözüme bağlanamadan büyük bir öfke ve şiddet içinde ayrılmış olsaydık da yazmak, anlatmak, birbirini seven iki insan olarak konuşmak kaçınılmaz olsaydı.
Her bulunduğum yerde yitiriyorum seni Yanıbaşımda olduğun oluyor kimi gün Ya da ben oluyorum sessizce gözlerinde Bir yaprak kımıldıyor hafiften Bu sessizlik bir kasırga başlangıcı Kükremeye hazırlanışı denizin Bu aslanların sarı, vahşi gözlerindeki ölüm parıltısı Bu bir yerde erimek Apansız yok olmak belki de Ve sonra susmak, susmak yüzyıllar boyu Beni unuttuğun bir uzak çizgide Tuvale sürdüğüm boya değil artık Kırmızı kan rengidir gözlerimin En karadan daha kara yok Oysa en beyazdın sen gecelerimde O bana en yakın renkti tüy gibi Buram buram sıcaklığını çizerdim duvarlara Kokun bir tuhaftı çocuksu Sonra katmerli bir gül gibiydi baygın Gecenin en koyulaştığı o yerde Düşerdi ellerime darmadağın Ümit Yaşar Oğuzcan
Şiir
Dik tutarak gövdemizi Umutla Bazen de yıkılarak kendiliğimizden ya da bir kurşunla Ve bu hızlı akışa yaşayıp ölmek deriz. Yaşayıp ölmek, deriz, ne denir daha başka Denir, çok şeyler denir, biliyorum Geçecektir hayatımıza mutlaka Çok inandığımız bir şeyin çocukluğu Sonra gençliği, sonra oturmuşluğu Sonra hayat hayat gibi olacaktır. Bakma sen, kuşlar bir uçumluktur ne de olsa Denizler bir fırtınalık görkemli Bizse kendimizi insan olarak Bir tohum gibi dikmişiz sonsuzluğa. Edip Cansever
Şiir