SPOILER!
6/10
·432 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Callypso Lilis, 16 yaşına girmesine iki hafta kala yıllarca kendisini istismar eden üvey babasını öldürür ve Pazarlıkçı olarak bilinen Desmond Flynn'den yardım ister. Her bir iyilik, Pazarlıkçı'ya ödenecek bir borçtur ve genellikle sonu iyi bitmez. Ancak Pazarlıkçı, üvey babasının cesedini ortadan kaldırmak için bir karşılık talep etmez çünkü Callie henüz reşit değildir. Des, Callie'yi Peel Akademisi'ne yerleştirir ve 5 ay sonra Callie onu tekrar çağırır çünkü onun bir siren olması Des'in büyüsünü zayıflatır. Bir anlaşma yaparlar, böylece Callie'nin kolundaki bileziğin ilk boncuğu senet olarak ortaya çıkar. O günden sonra Callie, Des'i çağırmaya devam eder ve birlikte geçirdikleri her bir gün Callie'nin kolunda bir boncuğa mâl olur. Ancak bir gün Des gelmeyi bırakır, ta ki 7 yıl sonra Callie sirenini dedektiflik yapmak için kullanırken borçlarını toplamak üzere geri dönene kadar. Kitap genel olarak gayet iyi ve çerezlik okuma için uygun ama değinmek istediğim birkaç konu var. Yazarın dili hafif ve hızlı okunuyor ve bu iyi bir şey. Benim gözüme batan kısım, kişisel olarak fantastik kitaplarda 1. tekil şahıs kullanımının atmosfer kurma konusunda zayıf olduğunu düşünmem. Zaten kitapta da evren fazlasıyla arka plana atılmıştı. Yazar bize fantastik bir evren anlatmaktansa çiftimiz üzerine odaklanmayı tercih etmiş. Callie önce eski sevgilisi Eli'dan kurtuluyor, sonra Des ile olan karmaşık ilişkisini çözmeye çalışıyor. Sebebini anlamadığım şekilde ikisi de birbirlerini açık açık sevmelerine ve sık sık o ya da bu şekilde bunu dile getirmelerine rağmen reddedilmekten korkuyorlar. Bu kedi-fare oyunu, sonunda ruh eşi olduklarını ve ilişkilerindeki yedi yıllık aranın nişanlanmış olmalarından kaynaklandığını öğrenmemizle bitiyor. Bu sırada arka planda Ötediyar'ın ve 4 farklı
RapsodiLaura Thalassa · Martı Yayınları · 20221,730 okunma
bu kıtap hiç geçmedi bana ya
7/10
·432 syf.··
2022 16. kitabı
kıtap dvgs serısının replıkası gıbıydı okurken gozumde o kıtaba daır olaylar ve karakter geldı o yuzden kıtabın ıcıne hıc gıremedım. o kadar kı kıtabın sonunu bıle hatırlamıyorum devamınıda okumıcam zaten
RapsodiLaura Thalassa · Martı Yayınları · 20221,730 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
4/10
·456 syf.··
2026 5. kitabı
Şu ana kadar okumakta zorlandığım tek Ahmet Ümit eseri oldu "Beyoğlu Rapsodisi". Evet yazar katile şaşırmamızı istemiş, muadillerinden farklı bir polisiye romanı oluşturmaya çalışmış. Fikir değişik olsa da Ahmet Ümit'in bunu kurgusuna oturtamadığını düşünüyorum. Kurgusu bölük pörçüktü. Yalın bir üslup tercih etmesine rağmen eser sürükleyicilikten uzaktı. Kurgudaki olaylar, adeta bizi uyutarak ilerliyordu. Kitabın gelişme bölümü ile sonuç bölümü arasında aradığım bütünlüğü bulamadım. Kitabın adıyla uyumlu olarak, Beyoğlu betimlemeleri aşırıya kaçmıştı. Tabii tüm bunlarda "rapsodi" kelimesinin de kökenine inmek gerek... Antik Yunan'dan gelen bir kelime olan rapsodi; "bağımsız parçalardan oluşan ama bütüncül olarak birbiriyle ilintili" anlamına gelmektedir. Bu kelime de yazarın kurgusunda yapmak istediği ancak okura geçirmediği bir örgü konusunda ipucu vermektedir. Tüm bunlara ek olarak, Ahmet Ümit'in bizi şaşırtmaya çalıştığı katil konusunda da pek mantık bulamadım. Çok beğenmediğim bir okuma oldu benim için... Romanda, ana tema olarak üç arkadaşın hikayesine tanık oluyoruz. Kenan, Selim ve Nihat; üçü de birbirinden çok farklı karakterde ve lise yıllarından beri devam eden köklü bir dostluğa sahipler... Kenan yetişkinliğe atıldığında her şeyi deneyen, yaşam gayesini arayan uçarı bir kişilik olarak dikkat çeker. Selim ise moda sektöründe zenginleşmiş ve her zaman dostlarına destek olan bir yapıdadır. Nihat ise daha sakin ve maddi açıdan zor bir hayat sürmektedir. Selim ve Kenan, her zaman ona maddi açıdan destek olur. Kenan'ın fotoğrafçılıkta atılım yapıp bir sergi açması sonrası, Nihat'tan çok farklı bir öneri gelir. Yeni serginin konusu, Beyoğlu ilçesinde işlenen cinayetler olacak ve bu cinayetler, Kenan'ın objektifinde yeniden canlandırılacaktır. Asıl olaylar buradan
Edebiyat
Beyoğlu RapsodisiAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 201932,9bin okunma
“Varım, o halde düşünüyorum”
7/10
·408 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 18 Şubat 2026 04:35
Bu kitabı bana Sinan Canan önermişti. Yarıya kadar merakla ve şaşkınlıkla okudum. Yarıdan sonrası benim için tam bir bohem rapsodi idi. Bir de yazar Damasio’ya ayar oldum. Hem evrimcisin hem de varlığın, düşünceden önce var olduğu tezini savunuyosun, descartesciğimin yanıldığını iddia ederek. Evet descartes düalizme inanıyordu ve evet haklısın da bence, zihin yani kolektif bilinç, varlıktan önce vardı. (Ervahı ezelden, levhi kalemden yavrum:) düşünüyorum o halde varımdan öte varım öyleyse düşünüyorumcusun sen anlaşıldı. Ben ikinize de hak veriyorum sorun yok. Fekat evrimciliğini kabul etmiyorum:) o kadar güzel şeylerden bahsetmişsin bak, ampütasyon yapıyorsun, kendi kendine yazık ediyorsun. Allah hepimize hidayetli bilim nasip etsin. Nörolojik konulardan haz duyanlar okusun efenim. Yoksa yok. Teşekkürler.
İnceleme
Descartes’in YanılgısıAntonio R. Damasio · Odtü Yayıncılık · 2021191 okunma
7/10
·432 syf.··
2026 6. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 30 Ocak 2026 00:00
Kapağı ve konusu ilgimi çektiği için uzun süredir başlamak istediğim bir kitaptı. İkinci el uyguna bulunca aldım okumadan yorumlara bir göz atınca hiç beğenmeyeceğimi düşünmüştüm ve beklentimi baya düşürmüştüm. Düşük puanlı yorumlardaki her şeye katılıyorum söylenebilecek çook fazla kötü şey var aslında ama beğendim. Boş vaktiniz varsa ve fantastik-romantik bişey okumak istiyorsanız başlayabilirsiniz seriye.
RapsodiLaura Thalassa · Martı Yayınları · 20221,730 okunma
Hafızanın parçalı oluşu bir çürüme değil, bir direniş
Puan vermedi·84 syf.··
2026 3. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 08 Şubat 2026 10:42
Miran Rapsodi Miran Kürtçede “bey, prens, lider”, rapsodi ise serbest yapılı, kesintili bir kompozisyon demektir. Kitabın biçimi tam olarak bu iki kelimenin kesişiminde durur. İsa Balcı’nın Miran Rapsodi’si daha ilk sayfada aileyi yok eden bir kırılma ile açılır: mor koyunun kaybolması ile bir babanın oğullarını vurması arasındaki kanlı hat. Kitap böylece daha henüz kendisini inşa etmeden soyu kırılan bir ailenin parçalanmasını başlangıç noktasına taşır. Balcı bu başlangıcı büyük bir dramatik patlayışla değil, sessiz ve neredeyse kaderci bir tonla anlatır. Felaket gürültülü değil, donuk bir gerçeklik gibi gelir. Koyunun yitmesiyle başlayan bu uğursuzluk zincirine, kar yağmasının üzerine yağmur yağması eklenir, doğa da kötücüllüğe ortak olur. Balcı’nın teknik tercihi burada belirginleşir. Küçük olayların etrafında büyük yıkımlar biriktiren mikro-felaket anlatısı. Bu, Anadolu’nun sözlü kültürüne yaslanan bir kader estetiğidir, modernliğin ironisiyle değil, pre-modernin sessiz trajedisiyle konuşur. En çarpıcı sahnelerden biri mezarlıkta ortaya çıkar. Yasin suresinin balonun içine okunarak mezara üflenmesi ile doğa kapitalizm birbirini besler hale gelir. Balcı için anlatı, çizgisel değil, parçalıdır. Çünkü hatırlama asla çizgisel olarak geriye gitmez, çağrışımsaldır. Bir köyün, bir köpeğin ağzına sığması bile mümkündür. çünkü mekân, hafızanın ölçeğiyle küçülür, gerçeklik aklın değil hatıranın mantığına göre bükülür. Kitap sevgiye bile hafızadan bakar: “İnsan sevgilisinden vazgeçer ama sevgiden vazgeçmez. İnsan bir fikirdir.” Balcı’nın en tuhaf hissi ise “beraberken hatırlamak”tır; hatırlamak artık geçmişe değil şimdiye sızar. Sonunda Miran Rapsodi, hafızanın kaybını çürüme değil bir direniş biçimi olarak okur. Kısa, kırık, düşük sesli fakat uzun bir yankıya sahip
1000Kitap
Miran Rapsodiİsa Balcı · Metinlerarası Kitap · 20254 okunma