ayyaş karakterimiz Erwin aslında onu tetikleyecek bir şey bekliyordu, bu içki olmasa da başka bir şey olabilirdi. İş yerindeki problemlerinin üzerine yıkılmasına izin vermek istiyordu içten içe, eşiyle arasının git gide açılmasını kabul ediyordu. Çünkü sadece korkak değil aynı zamanda bu hayat mücadelesini kazanmaya değil stabil yaşamını kurduktan sonra onu tetikleyecek bir madde bulup var olan stabil hayatını da mahvetmeye gitti veya değiştirmeye. Belki de şu soruların cevabını kendisi de merak etmedi;
’’Bir an her şeyi unutup dudaklarına yapışsan, kulağına aşk dolu kelimeler fısıldasan!’’ diye düşündüm. ‘’Acaba öfkesi geçer, her şeyi unutur mu?’’ s93
veya
‘’Benim dürüstlüğüme biraz fazla bel bağlamıyor musun Elinor?’’ diye bağırıyorum. s130
veya
‘’… ne de olsa ceplerim bomboş, ilgisini çekecek, işine yarayacak tek şey yok. Hiçbir şey mi yok?’’ s216
Erwin’de fark ettiğim en önemli detay ise içkiliyken çok optimist, içki kanından gittiğinde de normal zihninin olması gereken berraklığın aksine zihinsel paranoyalar yaşamasıydı. Suçlu olmasına rağmen mağdur olduğuna kendini ikna edip, mağdur kimliğini kendine yakıştırmayıp mücadele kimliğini kendine yakıştırması ve zihninin paranoyalar + mücadele etmesi için tetiklenmesi fakat hiç bir düşüncesinin veya kimliğin kendisine ait olmayışıyla Erwin’in aslında kendi karakterinin inşasında sorun yaşadığı ve 40 yaşına kadar tamamen normal (canlının sadece yaşama standartlarının karşılanması anlamında normal) bir yaşam sürmesi çıkarımını yaptım ve evet hiç bir zaman ana karaktere yakın olamadım fakat biri var ki ismi Hans Hagen
*burada Hans’le alakalı farklı bir konuya değineceğim incelemenin devamını okumak isteyenler *!* işaretine ışınlansın.
kendisinin yaşam mottosu Erwin’in dediği gibi 'geçmişi ya da geleceği olmayan,