Koltuk uğruna kaç hayat feda edilir?
10/10
·368 syf.·
2026 66. kitabı
Öncelikle sözlerime, Hakan Günday ‘a duyduğum hayranlığı dile getirerek başlamak istiyorum. Hatta hayranlığımın da ötesinde, bu kitabıyla birlikte ona adeta âşık oldum diyebilirim. Kendisiyle en yakın zamanda tanışmayı umut ederek incelememe başlıyorum. :) Zamir… Evet, o bir halk kahramanı. Tabii kendisi bunu istiyor mu, orası ayrı bir muamma. İnsanın bir yüzü olmadan halkın yüzü olabilmesini Zamir bize bu eserde çok etkileyici bir şekilde anlatıyor. Yazar, neredeyse tüm dünyanın siyasi meselelerini büyük bir ustalıkla ele almış. Bitmek bilmeyen savaşlar, bu savaşlarda kurban edilen kadınlar ve çocuklar, yıllardır sömürülen insanlar… Zirvedekiler ve yerin dibindekiler… Gözü doymayan koltuk sevdalıları, yalnızca kendini satmakla kalmayıp ülkesini de satan omurgasızlar..Töre uğruna genç yaşta çürütülen bedenler, o küçücük bedenlerin zorla büyütmek zorunda bırakıldığı ceninler… Of… Bunları yazarken yine çok öfkelendim. Bu satırları adeta haykırarak yazıyorum. Ben bütün bunları görüyorum ve eminim ki benim gibi gören daha birçok insan var. Bu haksızlıklara boyun eğmeyip sesini yükseltenler cezaevlerinde; tüm bunları görüp de haykıramayanlar ise evlerinde, soğan ekmeğe talim ederek kaderine razı yaşıyorlar işte.. Bu kitap, sıradan bir kitap değil. Bambaşka bir eser. Okurken yalnızca bir hikâye okumuyor, insanlığın acılarıyla yüzleşiyorsunuz. Benim için adeta bir yaşam kılavuzu niteliğinde idi.Lütfen herkes okusun. Daima sevgiyle kalın:)
ZamirHakan Günday · Doğan Kitap · 20216,2bin okunma
10/10
·496 syf.··
2026 55. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 00:42
Hahhh Allah razı olsun Lore' m ya tam diyorum ulan şeker şeker okumalar yaptırıyor, güldürüp eğlendiriyor en son sayfada vurdun mu bacım sen bize tekmeyi Resmen çok sevinmeyin, yeter bu kadar aşk böcüklüğü dedi ve kazığı böğrümüze soktu O sondan sonra ben üçüncü kitabı nasıl bekleyeyim kadın Serinin devam kitabı olduğu için konusuna dair çok fazla detay vermeyeceğim ama ne yalan söyleyeyim ben ikinci kitabı daha bir çok sevdim. İlk kitapta Ayperi' nin travmalarına hakimdik ama bu kitapta zirveyi yaşadık. Dibine kadar acı çekerken Ayperi'nin yeniden doğuşunu okumak acayip keyiflendirdi beni. (Küçücük yaşından beri çekmiş zaten artık rahatlasın küçük kızım) Ama bu yeniden doğuş süreci epey yorucuydu karakterimiz açısından doğrusu. Ne kadar acı çeksek de kitabın devamında aşka, sevgiye ve komediye dibine kadar doyduk. Ömer Seyirhan sen bambaşka bir mevzusun adamım Seni, sevgini, tutkunu okumak muazzamdı. İlk kitaptan beri düşüyorum sana bil. Benim seride en sevdiğim karakter Melike, arkadaşlar. Kendime dehşet benzetiyorum Allah kahretmesin (dışım Şeyma içim Melike resmen) O kadar güldüm ki Melike' nin olduğu her sahneye ruhumu teslim edecektim az daha. Ömer ve Ayperi'nin sevgililik aşamaları çok güzel ilerletilmiş kitap boyunca. Özellikle düğünden çekip adamı çıkarması beni bir yükseltti sormayın. Şeyma ve Muharrem ilişkisi çok nahif ve tatlı ilerlerken, Yavuz ve Melike cephesi henüz birbirlerine olan hislerini sadece kendilerine saklama aşamasında. (Ama ikisini okumaya bayılıyorum.)   Ben ilk kitapta duvara yazıları yazan kişiyi çok merak etmiştim yorumumu hatırlayanlar bilir bu kitapta sonuca ulaştı sahneye gülmekten öldüm. şimdi benim her kitapta bir şeye dibim düşüyor ya da merak ediyorum ya hani; Allah'ını seven bana Melike'nin çoraplarının linklerini bulsun.
Tozlu Pembe 2Loresima · Ephesus Yayınları · 2026181 okunma
Reklam
Puan vermedi
CEREN CERAN T E R C İ H “Gerçek benliğimi ve gerçek isteklerimi ortaya koyduğum her durumda, kötü olan ben oldum bu hayatta. Bana reva görülene razı gelmediğim her konuda; kızarak, küserek, sessizleşerek pes ettirmeye çalıştılar beni. Herkes bana bir kader çizmişti, herkes kendi hikâyesinde bana bir rol biçmişti ve ‘Ben kendi rolümü seçeceğim’ dediğimde ise benden hayırsızı yoktu. Kendi uygun buldukları cicilerle donattılar hayatımı, ‘Cicilerinizi değil, kırık dökük emeğimi istiyorum’ dediğimde ise nankör oluyorum, öyle mi?” Ceylan’ın ve Asiye’nin hikâyesi işte tam da bu cümlelerde gizli. Gidemeyenin ve gidenin hikâyesine odaklanan roman, kendi yolunu çizen ve çizemeyen iki kadının hayatında tüme vararak güçlü bir Türkiye panoraması çiziyor. Üniversite tercihleri sırasında alınan bir kararla bambaşka deneyimlere uzanan bu iki hayat, hepimize kendimizden bildiğimiz o tanıdık yerden dokunuyor. Peki, gitmek bencillik, kalmak razı olmak mıdır sahi? Oysa kadın ya da erkek fark etmez, herkesin kendi hatasını yapmaya, kendi acısını yaşamaya hakkı olmalıdır bu hayatta. Çünkü fazla uyum, yok oluşu getirir. Razı olmak, mutlu olmak demek değildir. Peki, sizce gidebilmek için ne lazımdır? Umut? Cesaret? Bir çift bacak?
TercihCeren Ceran · Masa Kitap · 2025256 okunma
Can özümden besmeleyi çekende....
Puan vermedi·112 syf.··
2026 60. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 23:13
"Düşümde düşüme girdin dün gece..." Az önce rüyamda Âkif hoca bana mesaj atmış, Seren hanım bu kez vize notlarını görerek not giriyorum diye. Ama ben uyudum, o zaman bu rüya diyerek uyandım. Çünkü nöbeti devredip uyudum. Bugün girerim dediyse girer dedim ben size. Çünkü Âkif king. O kadar. Can özümden besmeleyi çekende ; böyle iki yıl. Dosta Doğru şiirler. Hadi başlayalım. R.Ç: Hocalarım Kuran notu girilmiş O.Y: Hadi bakalım nöbetçiler istirahat vakti R.Ç: Beni nöbete bırakmıştı Seren hoca O.Y: Tahmin ettim hocam R.Ç: Şimdi saati önemsemeden çaldırsak mı kendisini hocam O.Y: Neden demez Peşimden dönen muhabbetler bu, rüyamda rüyama girecek şey max budur benim de zaten. Elhamdülillah. Çok şükür bugün de Âkif hoca beni yanıltmadı. O kadar kıymetli ki şu. En küçük şey de bile o yapmaz demek. O bunu yaparım dediyse yapar demek. Sonuç; 100'de ısrar etme 90 da oluuuuuur:) İnsan dediğin; noksan da olur.
Dosta DoğruAbdurrahim Karakoç · Alperen Yayınları · 20061,319 okunma
10/10
·101 syf.··
2026 13. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 23:16
'Aramakla bulunmaz ama bulanlar da arayanlardı.' Büyük arayışla, bir yolculuğa çıkıyoruz bu öyküde. Varacağın bir yer umarak ama varıp varmayacağını da bilemeden... Hep bir şüphe olacak ardında.. Ve hep bir netliğin gölgesine düşeceksin peşi sıra. Aşk şüpheden arınmak değil miydi peki? Acabaların olduğu yerde aşktan söz edilebilir miydi? Bilinmezliğin içindeki tamamlanmışlıktı aşk ve bu bilinmezliğe razı gelişti biraz da.. Yorulmak mı? Yorulmadan aşk, aşk kalabilir miydi? Aslında aşk, yoruldum demeyecek dirayeti göstermekti. Hasılı kelam varmak aşkın neticesiydi. Aşk diye bilinen şey de hakikatti. Vardım sanmak aşkın da ötesindekini aradığının farkındalığıydı. Arıyorum diyen, kör pencerede bakınandı. Vardım diyen, saydam kapıdan bakandı. Yandım diyen, çoktan aşk aleminden hakikat alemine varmıştı bile. Aşktan öte hakikat yoktu. Hakikat de içindeki özdeydi. Sendeydi. Kendindeydi. Kalbindeydi. Evindeydi. Uzaklarda aramanın da alemi yoktu işte... Bunu bilecek dimağ olsaydı, görecek göz de olurdu elbet. Görmenin hükmü aramaktan geçer. Ara ki bulasın. Özünden uzak kalanın yolu uzun olur evet. Ama tüm yolculuklar varmaya çıkar. (Bir öyküyle aşk üzerine birkaç cümle sarf edebilme cüretine girmem Rasim Özdenören'in kalemini gerçekten sevdiğimdendir.. Kör pencereler son öyküsü.. İyi ki de son bir öykü daha yazmak nasip olmuş. Allah rahmet eylesin. Kör pencereden nasıl da derin hakikatler açtı içimize.. Bu da bir yazarın başarısıdır.)
Aşk
Kör PencerelerRasim Özdenören · İz Yayıncılık · 2022214 okunma
Üç kadın. Üç hayat. Üç kıta... Tek bir talep: özgürlük!
9/10
·188 syf.··
Beğendi
·
2026 44. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 14:12
İtalya. Giulia, babasının atölyesinde çalışan genç bir kadın. Babasının geçirdiği kaza sonrası nesillerdir faaliyet gösteren, aile yadigârı o atölye ile ilgili bir gerçekle karşı karşıya kalıyor. Giulia’nın iki seçeneği var: Ya içinde sıkıştığı koşullardan kurtulmanın yolunu bulacak ya da orada boğulacak. Kanada. Başarılı ve tanınmış Avukat Sarah, çalıştığı hukuk bürosunda uğruna ömrünü harcadığı terfinin arifesinde bir şey fark ediyor: bir hastalık. Tüm kariyer planları alt üst olmak üzere. Hindistan. Smita, kast sisteminin en alt tabakası olan “Dalit’lerden biri. Tek bir hayali var: Kızını, içinde bulundukları yoksul ve acınacak hayat koşullarından kurtarıp okula gönderebilmek. Birbirlerinden habersiz ve ayrı dünyalarda yaşayan Giulia, Sarah ve Smita nın hikâyesi bu. Kapağını açacağınız bu kitapla önünüze serilecek olan; birbirlerine ne kadar yürekten ve eşsiz bağlarla bağlı olduklarını bilmeden, kaderlerine razı olmayıp savaşmaya karar veren üç kadının umut ve dayanışmayla dokudukları hayatları.
Saç ÖrgüsüLaetitia Colombani · Yan Pasaj Yayınevi · 202017,5bin okunma
Reklam
Reklam